Şöyle bir çevremize baktığımızda hele ki bu günlerde her yanda kadına karşı yapılan şiddet olaylarına tanıklık ediyoruz. Namus ya da anlık zevkler için zülüm ve eziyet gören kadınlarımızla fazlasıyla karşılaşıyoruz. Çok yakınımızda hatta komşumuz bile olabiliyor bu kadınlar.
İşimiz gereği sendika, parti, kadın grupları vb. gibi toplantılara ya da seminerlere davet ediliyoruz. Ne kadar ilginçtir ki katıldığımız her toplantı ya da seminerin tartışma konusunu, kadının toplumdaki yeri ve şiddet içeriyor.
Peki, bunda kadının hiç mi suçu yok? Kadının kendi yerini ve konumunu sabitleme, koruma özgürlüğü yok mu? Tabiî ki var ama sanırım kullanamıyor ya da kullanmıyoruz. Erkek egemenliği olan bir dünyada yaşıyoruz ve üstün dahi olsak sessiz kalmayı yeğliyoruz.
Düşünün bir kere erkek başkalarına karşı güçlü, akıllı, sert, zeki bir kadın ister. Oysa yanında yumuşak, saf, güçsüz ve mazlum hatta aptal gibi davransın ister. Çünkü onu hor görecek, ezecek ve hırpalayacaktır. Biraz dişinizi göstermeye kalkarsanız hemen kaba kuvvete ve şiddete dönüşür bu eylem. Erkek yanında kendine her anlamda ihtiyaç duyan ve ona mahkûm bir kadın istiyor ve ne yazık ki yine toplum kuralları yüzünden bizler de buna müsaade etmek zorunda kalıyoruz.
Dayak yer, “aman kimse duymasın!” deriz, aldatılırız “nasılsa bütün erkekler yapıyor!” deriz. Ayrılırsak “toplum nasıl bakar!”, “çocuğum babasız kalır”, “hayatın zorluklarına nasıl göğüs gereriz!” diye düşünürüz. Bu örnekleri çoğaltarak da devam edebiliriz.
Dayak yersek sesimizi yükseltelim yetkili yerlere haber verelim, destek alalım. Aldatılırsak susmayalım, kendimizi, varlığımızı gösterelim. Hadi kadınlar biraz daha cesaret!
Bizler varız, hep var olacağız. Bütün güçlüklere rağmen bu gerçekten kaçamayız! Kendi yerimizi kendimiz belirleyelim. “Güçlüyüz!” diye sesimizi yükseltelim. Atatürk, belki de dünyada hiçbir ülkede kadına tanınmayan haklar bırakmış bizlere. Bu hakları sonuna kadar kullanalım. Ayaklarımız üzerinde durmayı öğrenelim ve haykıralım…
KADININ ADI VAR!
SESİ VAR!
YÜREĞİ VAR!
YAŞAMA HAKKI VAR!
(Gönder kevser, Haziran 30, 2008, 6:14 PM)