1915 yılında Çanakkale Boğazını geçmeye çalışan sonrasında Gelibolu’ya asker çıkaran işgalci ordular inançla, vatan sevgisiyle, umutla, bekleyen ateş ve çelik yağmuruna tüfek ve süngüyle cevap veren teknolojiye karşı vücutlarını siper eden daha bıyıkları bile terlememiş Mehmetçikle tarihe adlarını altın harflerle yazdıracak olan Türk askeriyle karşılaştılar.
1918 e kadar sürecek olan muharebe de nice yiğit nice kınalı ana kuzusu şehit verdik.
Evet, hepimizin bildiği ve gün geçtikçe dahada sahiplendiğimiz Çanakkale Gelibolu Şehitlerimizden bahsediyorum. Hafta sonumu nasıl geçireceğim diye düşünürken Samandıra Belediyesi adına Başkan Yusuf Büyük’ün düzenlediği Çanakkale Şehitlikleri gezisine katılmaya karar verdim. Belki de hayat akışım içinde verdiğim en doğru kararlardan biri olduğunu dönüş yolunda daha iyi anlayacaktım.
Şehitlik gezimiz çok güzel bir kahvaltıyla başladı. Gelibolu’ya girdiğimizde herkeste garip dile getirilemeyen bir hüzün vardı. Aslında bu gururla karışık bir duygu yoğunluğuydu. Tur rehberimiz emekli öğretmen Bahattin Eroğlu eşliğinde ilk durağımız tamamı şehit olmuş 57’inci Alay Şehitliğine vardık. Aşağıya inip Şehitliğe ulaştığımız anda herkes dualarla Şehitlerimize vefa borcunu ödüyor gibiydi. Artık kimse gözyaşlarını tutmaya çalışmıyordu. En yaşlımızdan ki 85 yaşlarındaydı sanırım en küçüğümüze kadar oda 8 yaşlarındaydı hepimizde gurur gözyaşı ve hüzün vardı. Gözlerimiz yaşlı ama mutluyduk nice kınalı ana kuzusu gençlerimiz bizlere daha rahat ve refah bir ülke bırakabilmek için şehit olmuş ve biz onlara dualarımızla fatihalarımızla ulaşmanın mutluluğuna nail olmuştuk. Daha sonra sırasıyla Seddül Bahir, Çanakkale Anıtı, Conk Bayırı, Alçı Tepe, Sargı Yeri ki burası ”hastane “olarak kullanılmış, Yahya Çavuş Şehitliği, Seyit Onbaşı Anıtı, Anzak Koyu, Tabyalar ve Müzelerimizi ziyaret ettik. Buraları gezerken tur rehberimiz Bahattin Eroğlu’ndan duygu dolu tok sesiyle gençlerimizin bugüne kadar gelmiş hikâyelerini dinliyor sanki o anları yeniden yaşıyorduk. Beni etkileyen hikâyelerden biriyle sözlerime devam etmek istiyorum:
57 inci Alay aralarında 3 er metrelik mesafe olan siperlere mevzilenmiş bekliyorlar, İngilizler o zamanın modern silahları ile ateş açarak askerlerimize doğru ilerliyorlar. Ön saflarda bulunan askerlerimiz arka siperde bulunan arkadaşlarının gözü önünde öldürülüyor. Bu siper siper bu şekilde devam ediyor askerimizin o teknolojiyle savaşacak kadar mühimmatı da bulunmuyor. Sıra kendilerine geldiği zaman öleceklerini bile bile gözlerini bile kırpmadan şahadet getirerek kendilerini bir sonraki siperde bulunan arkadaşları için kurşunlara siper ediyorlar. Zaten 57’inci alaydan hiçbir askerimiz kurtulamadan şehitlik mertebesine ulaşıyorlar.
Yaşanmış hikâyeler dinleyerek ve şehitlikleri gezerek yapmış olduğumuz gezi akşam saatlerine kadar sürmüş ve hala görmediğimiz yerler kalmıştı. Aracımızla dönüş yoluna girdiğimizde herkeste tatlı bir yorgunluğun yanında gurur, hüzün ve gözlerimizde kurumuş gözyaşları vardı. Gelibolu’dan çıkana kadar tüm şehitlerimizle, dualarımızla tekrar gelebilmek ümidiyle vedalaştık.
(Gönder seher, Haziran 30, 2008, 5:59 PM)