Kartal Gazetesi Anasayfa | Giriş sayfanız | Bookmark | | Reklam / İletişim | Jenerik
Samandıra Belediyesi

Bir Yıldız Daha Kaydı | Haftanın Hutbesi | Gürsel Tekin'den Kadir Topbaş'a sert tepki | Muharrem Ayrancı'dan Hükümete sert tepki | Regaib Kandili Mesajı
Bölümler




Arşiv
pt sa ça pe cu ct pa
123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031
Mailinizi ekleyin
Haberlere abone olun:

email Arkadaşınızın maili | print Yazıcı versiyonu | comment Yorumlar (33 yorum)

Şenol Yondemir; Bu kent bizim değil, çocuklarımızın!

Gönderen:Editör Tarih:Mart 17,2008

image

Milliyetçi Hareket Partisi Kartal İlçe Başkanı Şenol Yondemir, Akyazı’da başlayıp Kartal’da devam eden hayat öyküsünü okurlarımızla paylaştı...

Her sayımızda bir toplum liderine yer verdiğimiz Kenti Yönetenler ve Yön Verenler yazı dizimize Kartal siyasetinin renkli simalarından Şenol Yondemir ile devam ediyoruz. MHP Kartal İlçe Başkanı Şenol Yondemir ile parti binasında oturduk, konuştuk. Ailesinin kökeninden, gençliğine, üniversite yıllarından bugüne uzanan bir yolculuk yaptık. Kartal’ın geçmişinde yaşanan olayların izlerini ararken ortaya çok keyifli bir hikaye çıktı.

İlçemizde geçmişte değil okumanın, oturmanın dahi riskli olduğu yıllardan başlayan Yondemir’in siyasetle içiçe öyküsünde, eminiz ki sizler de kendinizden bir parça bulacaksınız. Şenol Yondemir sadece hayatını değil, bugünü de konuştu. Kente yapılması gerekenleri de vurguladı.

Yıl 1963…

Günlerden 5 Temmuz…

Dünya özgürlük hareketlerine sahne oluyor. Ülkemiz sonbaharda yapılacak yerel seçimlere hazırlanmakta. 1960 darbesinden çıkıp hükümeti devralan politikacılar, şimdi de yerel yönetimlere halkın mührünü vurmaya hazırlanırken, seçim meydanları bugünkü kadar olmasa da ateşli nutuklara sahne olmaktaydı. İsmet İnönü darbe sonrası politikadaki sonbaharını yaşıyordu. Ankara üzerinde iki uçak çarpışmış, enkaz Ulus'a düşmüş ve bu korkunç kazada 80 kişi ölmüştü Eski Milli Birlik Komitesi üyelerinden Alpaslan Türkeş ve Numan Esin sürgünden Türkiye'ye dönmüşler. Yine 1960 darbesinin ünlü ismi Talat Aydemir tekrar darbe girişimi sebebi ile emekli edilmişti. 28 Ocak'ta başlayan ülkemizin belki de sendikal anlamdaki ilk grevi sayılacak olan Maden-İş'in Kavel Kablo grevi yeni sona ermiş. Ardından Cibali Tütün Fabrikası'nda 3500 işçi yemek boykotu yapmıştı. Türkiye Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) ile ortaklık yolunda ilk adımları atmaya hazırlanıyordu. Irak'ta General Abdisselam Arif önderliğindeki Baasçı subaylar yönetimi ele geçirmiş, Başbakan Kasım öldürülmüştü. Komşumuz Suriye'de de Baas Partisi iktidarı devralmıştı.

Belki de en önemlisi Amerika Birleşik Devletleri Başkanı John F. Kennedy, 4 Ekim'de suikaste kurban gideceğinden habersiz hayattaydı.

 

Şenol-Birol Gol!

İşte ülkemizde ve dünyada bunca hareketliliğin yaşandığı günlerde, Sakarya Akyazı'da Kaymakam Sokak'taki Yondemir ailesinin evinde tatlı bir telaş vardı.

Yeğeninin doğduğunu duyar duymaz eve gelen amca Selahattin Bey, sıkı bir Fenerbahçeliydi. O yılda Beşiktaştan transfer edilen Şenol-Birol ikilisi maçlarda heyecan fırtınası estiriyor, tribünlerin diline slogan oluyordu. Herkes bilirdi. Şenol-Birol Gol! Üçlemesini. Amca Selahattin Bey de buradan esinlenerek "Şenol" olsun adı dedi. Bir iki itiraz olsa da Şenol kalmasına karar verdiler. O isimle dünyaya merhaba diyen Şenol Yondemir bugün de sıkı bir Fenerbahçeli.

 

Demiri işleyen aile…

Yondemirler soyadını mesleğinden alan bir aile idi. Aslen Gümüşhane Kürtün-Uluköylü. Celal Bey'in babası Etem Usta, geçmişte Rus işgalinden kaçan ailenin bir dönem Trabzon'da yaşadığını, sonrasında tekrar Uluköy'e döndüğünü anlatır. Burada demiri işleyerek çakmaklı tüfekten, süs eşyalarına, daktilo tamirinden saat tamirine her işi yapan maharetli ustalar olan Yondemirler mesleklerini büyük bir şevkle yaparken, bir yandan da işlerini daha da geliştirmenin arayışındadırlar. Dede Etem Usta, bir takım malzemeler almak için İstanbul'a gelir. Buradan dönüşte akrabalarının yaşadığı Akyazı'ya gidip bir ziyarette bulunur. Bu ziyaret sırasında çok beğendiği ve o sıralarda da hızla gelişen ilçeye ailesini taşıma kararı alır. Yondemirlere göç yolu görünür. 1954 yılında Akyazı'ya yerleşen, burada işlerini geliştiren ve mesleklerinde ilerleyen aileye önce abi ve ablaları sonra da Şenol katılır. Akyazı küçük ama dünya ile iletişimde olan bir yer olduğundan o günlerin siyasi ortamında ağabey Şahin Akyazı Ülkü Ocaklarının kuruluşunda yer alır. Henüz ilkokula başlayan küçük Şenol'un diğer okulu da burası olacaktır.

Ocak içinde ağabeylerin yaptığı millet sevdalısı konuşmalarla büyümektedir ve tuttuklarını hafızasına iyice yerleştirmektedir o günlerde.

 

Kartal'a ilk adım…

Derken, Akyazı da aileye küçük gelir. Yapılan işin hacmi fazla tüketimi az olunca Dede Etem Bey ve baba Celal Bey İstanbul yoluna düşer. Cevizli'de bir arsa alırlar. 1970 yılında da üzerine ev yaparlar. 1972'de bu evin altına Anadolu Kalıp Sanayi isimli firmalarını kurarlar.

Bir yıl sonra da aileyi Cevizli'ye taşırlar.

Temmuz 1973'te Kartal Cevizli'ye yerleşen aile, Şenol'u Ergenekon İlkokulu'na yazdırır. Evine yakın olan bu okulu çok sever minik öğrenci. Ne de olsa Akyazı'da futbol oynadığı takımın adı ile okulunun adı aynıdır. Yine Ergenekonludur o…

Okulu hiç takılmadan tamamlayan Şenol Yondemir, o zaman evine en yakın okul olan Orhangazi Lisesi'ne yazılır. Ortaokul ve Lise yıllarını burada tamamlayacaktır. İşte o yıllarda ülkede kardeşi kardeşe kırdıran siyasi tartışmalar iyice alevlenmiş, anarşi olayları genç canları ailelerinden koparıp kara toprağa sermeye başlamıştır. Baba Celal Bey bu durumdan sıkıntı duyarak büyük oğlu Şahin'i, 1979 baharında o istemese de zorla Almanya'daki bir kardeşinin yanına yollar ve orada çalışmasını temin eder. O sıralarda Lisede olan Şenol için alternatif yoktur. Canını koruyacaktır.

Bu dönemde spor ile ilişkisi de çok gelişir. Atletizmin yanında en sevdiği dal olan karate ile ilgilenmeye başlar. Hüseyin Boztepe'nin işlettiği Atılgan Spor Kulübü'nde siyah kuşak alana kadar yoluna devam eder.

 

Lise yılları…

Lise döneminde siyasetle ilgisi daha da yakındır artık. Kartal MHP Teşkilatı'nda olsalar da o zaman "Küçük Moskova" olarak anılan ilçede parti merkezini güvenlik gerekçesi ile fazla çalıştırmayıp, siyasi çalışmalarını Pendik'ten yürütmektedirler.

Bu günlerde en yakınındaki kişiler de Dr. Hüseyin Boztepe ve geçtiğimiz yıllarda şehit edilen MHP İlçe Başkanı Nihat Uygun'un ağabeyi Ressam Mehmet Uygun'dur. Bu iki dostu ile o günlerin sevgisi ve samimiyeti bugün de sürmekte. İşte tam da liseyi bitireceği yıl, okulun kapanmasına 1 ay kala korkulan olur. Şenol okul çıkışı tren yolundan geçerken sol bir grubun önce sözlü sonra fiziki tacizine maruz kalır. Ağır biçimde darp edilen Şenol Yondemir'i aile okula göndermek istemez, formül aranır. Hükümet tabibi Dr. Yavuz Bey'e giderler. Durumu anlatırlar. Çok babacan bir adam vardır karşılarında. 1 ay rapor verir ve okul bitene kadar Şenol artık evindedir.

 

Atatürk Üniversitesi yılları ve Dadaş diyarı Erzurum…

Aile korumacı tavrını ortaya koymuş, onu bir nevi sinelerine saklamıştır. Fakat Üniversite tercihi yapmak zorundadır Şenol Yondemir. O günlerde evinin yakınında patlayan bir bomba sesi ile mi bilinmez ilk tercihini Erzurum'dan yana kullanır. Dadaşıyla ünlü bu kentin Atatürk Üniversitesi'ni kazanır. Fen Fakültesi Matematik Bölümüne kayıt olur. 26 ağustos 1980'de Erzurum'da kaydını yaptırıp, İstanbul'a dönen Şenol Yondemir, 12 Eylül darbesinin birkaç günü kaldığını da bilmemektedir.

İhtilalle birlikte ülkede sağlanan düzen ve istikrar ortamında Erzurum'da Üniversite eğitimine başlayan Şenol Yondemir'in o günlerde bir çok arkadaşı vardır. Fakat, en yakınındaki kişi, Kartal Cevizli'den arkadaşı, omuz omuza gezdiği dertleştiği dostu EVYAP Holding'in uzun süre Genel Müdürlüğü'nü yapan Bekir Kılıç'ı bugün de sevgi ile anıyor.

"Hala Erzurum günlerinden arkadaşlarımla görüşürüm. Tabii Bekir'(Kılıç)in yeri ayrı. Onunla acı tatlı çok hatıramız var. Mahallede beraberdik. Lisede de hayat mücadelesinin o zor döneminde beraberdik. Sonra ayrı bölümlerde de olsak aynı üniversitede okuduk. O okuldan bir çok arkadaşım bugün akademisyen ya da bürokrat. İçinden dekan da çıktı, müsteşar da emniyet müdürü de… Hepsi iyi özellikli vatanına milletine saygılı, seviyeli insanlardı."

Okul dönüşü babası ile 1 yıl çalışan Yondemir, Nisan 1986'da yedek subay olarak askere alınır. Tuzla'da gördüğü eğitimin ardından, Karabük'te Jandarma Taburu'nda er eğitim bölüğünün başına verilir.

 

"Askerlik vatana olan borç"

"Bunu bilerek gittim oraya. Çok disiplinli ve nizami idim. Hatta eğitim konusunda Taburun Eğitim ve Harekat sorumlusu olan Binbaşı ile bir hareket konusunda iddialaştım. Kitabına baktık. Benim dediğim doğru çıkınca, teşekkür aldım. Askerlerimle çok iyi anlaştım. Bugün bile arar, sorarlar. İstanbul'a yanıma ziyarete gelenler var."

Askerlik dönüşü ilk planda hayatını yapılandırmak vardır kafasında ve bunun içinde baba mesleğine sımsıkı sarılacaktır. Fakat daha ilk ay içinde babasının amcasının vefatı, beklediğinden erken sorumluluk yükler sırtına Yondemir'in. Baba Celal Bey memlekete cenazeye gider, dönüşte de işyerini oğluna devreder. "Buraya kadar ben getirdim, bundan sonrası da sana ait oğlum" der ve ceketini alıp çıkar işyerinden.

"Babam o günden bu yana, yani 20 yılda 20 kere gelmedi işyerime. Geldiğinde de oturur çayını içer. Sohbet eder."

 

Yondemirler sektöründe lider…

1987 yılında başlayan iş hayatını başarı ile sürdüren Şenol Yondemir, mobilya aksesuarları, koltuk ve kanepe makas sistemleri imalatı yapıyor. Pendik Sanayi Sitesi ve Şeyhli de 2 üretim tesisi var. Yanı sıra Tuzla Organize Sanayi Bölgesi'nde 2500 metre kapalı alanda üretim yapılacak fabrika binasını da inşa ediyor. 30 kişi çalıştırıyor.

Yondemirlerin nerede ise tamamı sektörün en büyük ve ciddi girişimcileri. Şenol Beyin anlatımı ile amcaoğulları bugün sektörün en büyükleri durumuna gelmiş. Kendisi de aynı titizlik ve istikrarla yükselişini sürdürüyor.

Şenol Yondemir, işine ek olarak 2 yıldır da müteahhitlikle iştigal ediyor. Bu işi bir hobi gibi gören Şenol Bey, yine de şimdiden hedefler oluşturmuş. Hatta binanın projesini çizen, çok sevdiği mimar ağabeyi Füruzan Bey'e "Bu işi tek bina olarak görme. 125 tane daha yapacak bir müşteriye fiyat verir gibi fiyat ver ağabey" diyerek ufkunu da bir nevi ortaya koymuş.

 

Önce eş… Sonra Baturhan…

İşlerini iyice yoluna koyduktan sonra evlilik vakti geldi uyarılarını dikkate alan Yondemir, 1997 yılının 26 Temmuz'un da Altuntaş ailesinin kızı Emine Hanım ile evlenir. Bugün AK Parti İlçe Başkanı olan Hasan Altuntaş ile eşi öz amca çocukları. Hatta onlarla akraba olduklarını da söz kesildikten sonra öğrenmişler. Her iki ailede Karadeniz'de köklü olan "Cağaloğulları sülalesinden"…

Bu evlilikten 5 Mayıs 1998 günü yani lise yıllarındaki darp olayının yıldönümünde Baturhan isimli bir oğlu olan Yondemir, o günün sıkıntılı halini oğlu ile perdelemiş. Oğlu için hiçbir zorlayıcı düşüncesi yok aklında. "Ne isterse, ne olmak isterse tercih onun" diyor. "Yönlendirmem ama mesleğimi sürdürürse mutlu olurum tabii" demeyi de ihmal etmiyor.

Yuvaya dönüş…

Politikadaki çalışmalarına da iş hayatını iyice düzene koyduktan sonra tekrar hiç kopmadığı MHP çatısı altında aktif olarak yürütmüş. 1995 yılından günümüze kadar Kartal İlçe Teşkilatının nerede ise tüm yönetimlerinde görevler alan Şenol Yondemir, geçtiğimiz 22 Temmuz 2007 seçimlerine kısa bir süre kala 26 Mayıs'ta ilçe başkanı olmuş.

"Başkanlık görevini tevdii ettiklerinde seçimlere 2 ay var. Hemen yönetimimi belirledim. Arkadaşlarımla çok iyi bir paylaşım yaptım. Milletvekili adaylarımızla birlikte ilçeyi mahalle mahalle gezdik. Gece gündüz demeden herkese ulaşmaya çalıştık. Diyebilirim ki ilçemizde bugüne kadar ki en yoğun kampanyayı yürüttük ekip olarak. İşimize günde 1-2 saat uğrarsak şanslı addediyorduk kendimizi. Evi tamamen unutmuştuk zaten. Öyle ki oğlumun yüzünü sadece gece eve geldiğimde, yatağının ucuna ilişip görüyordum."

 

MHP'de yönetim aile gibi…

Bugün de yönetim olarak aynı kararlılıkla çalıştıklarını belirten Şenol Yondemir, "Biz yönetim olgusunu aştık. Adeta büyük bir aile gibiyiz. 33 kişilik yönetimimizle, geçen Ramazan Ayı'nın ilk Pazar günü ailelerimizle birlikte iftar ettik. Halka açık iftarımıza topluca katıldık. Sinemaya, tiyatroya, eğlenmeye birlikte gittik. Birimiz gülerken diğerinin sıkıntılı olmamasına özen gösterdik. Halen fırsat buldukça yönetim toplantılarının bazılarını yemekli bazı buluşmaları ailelerle yapıyoruz. Halı saha maçları oynuyoruz. Kısacası sadece partide buluşup haftada 2 saat konuşup birbirimizden kopmuyoruz. Bu bizim birbirimizle bağlılığımızı arttırıyor. Tanımamızı kolaylaştırıyor. Ekibin birbirine daha sıkı sarılmasını sağlıyor. Evet, siyaset yapıyoruz. Millet için iyi işler üretmeye çabalıyoruz. Ama bunu yaparken birbirimizi de iyi anlamamız ve iyi çalışmamız için bu tip motivasyonlar çok faydalı diye düşünüyorum. Bu sayede yönetimde kimsenin negatif düşüncesi yok. Herkes başarılı olmak adına katkısını severek sunuyor."

 

Cumhuriyete sahip çıkıyoruz!

Bir çok alanda etkinlikler yapan MHP, Şenol Yondemir'in başkanlığı sonrası Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına 500 kişilik kalabalık bir grupla gitmiş ve bu konu medya da yer almıştı.

"Doğru. Geçtiğimiz Cumhuriyet Bayramı'nda 500 civarında bir katılımla Atatürk'ün huzuruna çıktık ve çelenk bıraktık. O gün ilçemizdeki bayram törenleri açısından da bir ilk yaşanmıştı. Kadını, çocuğu, genci ve yaşlısı ile 500 MHP'li bayram törenine katıldı. Cumhuriyete sahip çıktığını gösterdi. Ellerindeki bayraklarla meydanı gerçek bir bayram yerine çevirdi. Aynı tutumu 10 Kasım'da da sürdürdük. Yani bu katılımlar sadece 1 güne özel değildi. Öyle de olacak.

 

Alevi kardeşlerimiz kültürümüzün sigortası!

Cumhuriyet deyince eklemeden olmaz. Ülkeye, bayrağa, kültürümüze en fazla katkı sunan Alevi vatandaşlarımızla da onların özel günlerinde bir araya geldik. Geçen yıl ve bu yıl Muharrem Ayı'nın onuncu günü binamızın önünde aşure dağıttık. Cem Vakfını, Cem Evini ziyaret ettik. Sağ olsunlar bizleri çok güzel karşıladılar. Buradan da kendilerine bir kez daha teşekkür ederim. Yanı sıra Cem Vakfı Genel Başkanı Sayın İzzettin Doğan'ın bir gazetede yer alan tek cümlesini de söylemeden edemeyeceğim. Demişti ki Sayın Doğan 'Alevilik, İslam'ın Türkçe okunuşudur' Bu söz benim en hoşuma giden sözlerden biri oldu. Zaten, ülkenin geçmişinden bu güne yaşatılan geleneğe göreneğe sahip çıkan bir toplum Alevi Kardeşlerimiz. Onlar kültürümüzün sigortasıdır. Bizler neden birbirimizi tanımayalım. Onlar sağ olsun üzerlerine oynanan bu oyunlara gelmediler. İtidallerini korudular. Geçmişte, ülkeyi suni ayrımcılıklarla bölmek isteyenlere en güzel yanıtı Alevi Kardeşlerimiz vermiştir. İktidarın bugün yapmaya çalıştığı açılım bile yapay ve suni. Bunun farkında insanımız."

 

TEKEL’i değil! Ülkeyi istiyorlar!


Ülkenin, yaşadığı sıkıntılara da duyarlı bir politikacı Yondemir. Özellikle Tekel konusunda çok hassas bu günlerde. Ekonomi açısından da öngörülü diyebileceğimiz bir özelliğe sahip.
"Bakınız Tekel'i yabancılara sattılar. O Tekel ki geçmişte Maltepe'den Tuzla'ya kadar tüm Kartal'ı doyuran bir tesisti. Sadece buradaki fabrika ya da tesisler değil ülke çapında da aynı etkinlikte onlarca işletmesi vardı. Tekel zarar eden değil, onlarca engellemeye rağmen kar eden, ekonomiye sadece geçen yıl 4,15 milyar YTL kaynak sağlayan bir kuruluştur. Tekel yatırım istiyor. Yatırım yapılacak kaynağı verseler. 2 yılda onu geri ödeyecek. Ama olmaz deniyor. Tütün alacak. Yabancı şirketlerin faydalandığı vergi avantajını bize de tanıyın deniyor. Olmaz dediler. Yani kısacası koskoca işletmeyi dize getirdiler. Şimdi de yabancıya haraç mezat sattılar. Cevizli'deki tesislerde çalışan 1700 işçi ve aileleri mağduriyetle karşı karşıya. Ülke çapındaki tesislerle bu rakama onbinlerle ifade edilir.
500 milyon dolarlık tütün ihracı yapan bir ülkeyiz ama ülkemiz kendi tütün işleme tesisini yabancılara satıyor. Çok acı bir durum bu.
Yurt dışından gelen yatırımcılar o kadar hızlı piyasaya hakim oldu ki, bizler kendi ülkemizde çalışan durumuna düştük. Yurt dışından gelen yabancı sermaye ağırlıklı olarak üretime, istihdama dönük yatırım maksadı ile değil, para ile para kazanılan işler ve tüketim sektörü için gelmekte. Önümüzdeki süreçte karlarını yurt dışına transfer edeceklerdir ve etmeye de başlamışlardır.

 


Vergi ödeyen "Kümesteki Kazlar"


Zaten bu hükümet kayıt dışı iş yapanın yanında. Kümesteki kazlar olarak görünen vergi mükelleflerinin sırtına yüklenmiş bir ekonomi anlayışı ile iş yapma çabasındalar. Kayıt dışının kayıt altına alınması hiçbirinin işine gelmiyor. Öyle olsa ülkenin vergi gelirleri artacak. Vergi dilimleri küçülecek. Herkes rahatlayacak. Ama bu rant ortamına ses çıkarmamak daha kolay geliyor birilerine. Adam kayırmacılığı, göz boyamacılığı, kayıt dışılığı ve israfı engellemezsek hiçbir şeyi düzeltemeyiz.
Dünya ekonomik kriz tehdidi altında, bizimkiler ekonomiyi iyileştirecek bu kararların karşısında. Her konuşmamda cari açığın tehdit olduğunu, hızlı yabancı sermaye girişini hızlı çıkışa yol açacağını, borç batağının büyüdüğünü, hükümetin de bu durumu dövizi baskı altında tutarak örtbas etmeye çalıştığını vurgularım. Geçtiğimiz günlerde eski ekonomi bakanı Sayın Abdüllatif Şener açıkladı ve dedi ki: 'Cari açığın büyüklüğü, ülke ekonomisi için büyük tehdittir.' Abdüllatif Bey 5 yıl ekonominin başındaydı. Ne yazık ki yetki noktasında iken böyle konuşmazdı. Ama şu an bu söylemleri duyunca, ülke insanına şirin görünen bir alternatif olarak, birileri tarafından hazırlanılıyor mu acaba? Sorusu aklıma geliyor.
Bu ülkenin kurtuluşu üretim ve istihdamdan geçiyor. Üretim ve istihdamın önündeki engeller kaldırılarak Türk insanının önü açılmalıdır.

 


İstanbul'u metro ağı kurtarır!


Kartal'a yalın bakmayan Şenol Yondemir, 'sorun İstanbul'un gelişimi' diyor.
"İstanbul cazibesini arttırdıkça ve göç aldıkça ilçeler de hızla büyüyor. Ama sadece karayolları ile sistem ayakta tutulmaya çalışılıyor. Hükümetimiz döneminde Sayın Enis Öksüz'ün başlattığı Marmaray çalışmalarında Japon Konsorsiyumundan %1 faizle alınması için protokol yapılan krediler alınmadı. Tersine, Avrupa Konsorsiyumundan 'lerle kredi alındı. Burada bile ülke menfaati değil, yabancının menfaati öne geçti.
Marmaray'ın gündeme geldiği dönemde yani bizim dönemimizde, sadece raylı sistem yoktu, araç geçişi de vardı. Ancak, hükümet ilk iş bunu değiştirdi. Sadece demiryolu ile işi kapadı. 2010 diyorlar. Bence 2015'ten önce bitmeyecektir bu proje. İstanbul'un altı kültürel zenginliklerle dolu iken o tarih hayaldir.
Aslında şehrin her yerinde yer altı yani metro ulaşımı hızla yapılmalıdır. 10 km. karayolu yapacağımıza 1 km. metro yapmamız geleceği kurtarmak için çözüm olacaktır. Öncelikli işlerden biri de minibüs yolu güzergahının tam altından bir metro geçişi sağlamak olmalıdır. Bu trafiği rahatlatır. Ana hatlarımızdan kaldırılan toplu taşıma araçları yan hatlara kaydırılarak, onların da mağduriyeti önlenmiş olur. Metro yatırımı kendisini de kısa zamanda ödeyecek bir yatırımdır. Yanı sıra metro ile yapılacak ulaşım hatları sebebi ile bugün çok çağdışı olan üst geçit kirliliğinden kurtulmamız da mümkün olacaktır. Böylece kentin altında da alışveriş merkezleri ve yaya alanları oluşacaktır. Özellikle Kartal'a mutlaka yer altı otoparkları yapılmalıdır. Ayrıca, hastaneler ve Adliye Sarayı'nın olduğu bölgeye trafiği rahatlatmak için, Soğanlık Sapağı Köy Hizmetleri önünden Atalar sahile inen yola E-5 altından bağlantılı kavşak yapılmalıdır.
Taşıt yoluna granit döşediler!
Bir de hep söylediğimiz şey israftan kaçınmalıyız. Bakın Kartal'da prestij caddeleri yapıyorsunuz. Granit taşlarla döşüyorsunuz. Bu olacak iş mi? Taşıt geçen yola granit döşenir mi? Ülke bu kadar zengin mi? Bunları önlemezsek, her gün birileri paralarımızı nereye savurmuş diye takip edemez hale geliriz. Belediyeler, ülkenin parasını çar çur etmemeliler.
Çok uzak değil, Kartal meydanına bakın. Hasan Ali Yücel Kültür Merkezi'ne giden yol da 2 taraflı otopark yapılmış. Bir araç giriş çıkışı olduğu zaman trafik ta sahil yolu girişine kadar tıkanıyor. Bu otoparklaştırma işini fazla abarttılar. Trafikte araçların da hareket ettiğini unutmamalıyız. Belediye bulmuş işin kolayını. Otopark üreteceğine, kaldırım cadde ne bulursa çeviriyor. Yakında kaldırımları da park haline getirecekler.
Yapılan prestij caddeleri tamamen yayalaştırılarak zaten içinden çıkılmayan trafiğe iyice darbe vuruluyor. Doğru, yayalara gezecek alan bırakmak lazım ama bu kez de araç trafiğini felç ediyorsunuz. Esnafa müşterisinin gelme kolaylığını azaltıyorsunuz. Hem yaya hem araç konusunu aynı oranda düşünmek daha gerçekçi olacaktır.
Bu caddelerde oturanlar ve esnaflar mağdur edilmemelidir. Belediyeler halka sorun yaratan değil, çözüm üreten kurumlar olmalıdır. Halkımız büyük alışveriş merkezlerine ve büyük sitelere yönlendiriliyor hissi insanın aklına gelmiyor değil."

 

Bu kent bizim değil, çocuklarımızın!

Kartal'da büyüyen, okuyan, politika yapan ve hala Kartal'da oturan biri olarak son sözleri de anlamlı Şenol Yondemir'in:

"Kartal benim en özel zamanlarımı yaşadığım, gün be gün değişmesine tanıklık ettiğim bir mekan. Biz politikacılar mevkilere makamlara geliriz ve gideriz. Ama Kartal hep burada. Dünya var oldukça da olacak. Bu kent hepimizin ama bizden sonra çocuklarımız ve torunlarımızın yaşam alanı olacak. Bir çivi çakarken bile yarın onlara zorluk çıkarmayacak şekilde planlamalı ve hesaplamalıyız. Bugün atacağımız yanlış bir adımı yarın bizim çocuklarımızın değiştirmek için yıllarını ve kaynaklarını sarf edeceğini unutmamalıyız. Böyle gelmiş böyle gider siyasetini bırakıp, popülaritemizi arttıracak değil, kentimiz için doğru işler yapmalıyız. Benim bir siyasetçiden önce bir baba olarak isteğim ve düsturum bu. Umarım Kartal'da mevcut yöneticiler bu dilekleri dikkate alırlar. Yoksa yarın tren kalktığında ah vah etmek için çok geç olur."

 

Röportaj: Vural DAĞTEKİN

 


28169 kez okundu

Bu haberi beğendiniz mi?

1 2 3 4 5 Rating: 4.93Rating: 4.93Rating: 4.93Rating: 4.93Rating: 4.93 (Toplam 59 Oylar)
comment Yorumlar (33 yorum)
  • image GÜZEL BİR ÇALIŞMA OLMUŞ.ŞENOL BAŞKANA VE KARTAL MHP'YE BAŞARILAR DİLERİM.
    (Gönder AHMET YILMAZ, Mayıs 16, 2008, 12:21 AM)
  • image Sayın Başkanım: İnsanın kişiligi vede ruh güzelligi ancak bu kadar olur.Yazılanları okuyunca hakkınızda duydugum sözlerin ne kadar yetersiz oldugunu anlıyorum.Mükemmelin üzerinde bir kişisiniz inşallah sizi Türkiyenin kaderini etkileyecek makamlarda görmek bizlere nasip olur.Çalışmalarınızda başarılar dilerim. Kas-der Kastamonulular dayanışma dernek başkanı.
    (Gönder Vedat BERBER, Nisan 25, 2008, 4:51 PM)
  • image Değerli Başkanımızı, Güzel İlçemize olan yakışanlığından ve insanı insan kılan tüm güzel özelllikleri taşıyan kişiliğinden dolayı kutlarım. Düşüncelerini en kalbi duygularımla kutlar, siyasi yaşamında başarılar dilerim. Sevgi ve Saygılarımla ...
    (Gönder Bülent YONDEMİR, Nisan 8, 2008, 5:09 PM)
  • image KALBİ GÜZEL ,YARDIMSEVER SEVGİLİ DAYICIM,HER ZAMAN YANINDA VE DESTEKÇİNİZ... SEVGİ VE SAYGILARIMLA.
    (Gönder ELİF AKDENİZ, Nisan 1, 2008, 10:12 PM)
  • image EDITOR COK GUZEL DUZENLEMIS.AGBISI OLARAK ALTINA IMZAMI ATARIM ANCAK BU GENC YASTA SACLARI BEMBEYAZ OLDU.SIZLE BU SOYLESIYI YENI OKUMUS VE HABERI OLMADAN YORUM YAZIP GONDERMISTIM YAYININI YORUMLARA EKLEMEMISINIZ BELKIDE DOGRUSUNU YAPTINIZ.BEN 29 YILDIR GURBETTE EVIMI VE KARTALIMI COK OZLEDIM AMA HERSEY KADER.SENOL ICIN BILDIKLERINIZ VE OVGULERINIZE TESEKKURLER.ONUN BUNU DIŞA VURMADIGINI UNUTMAYINIZ.SAYGILARIMLA.SAHIN YONDEMIR GURBETTEN SELAMLAR
    (Gönder SAHIN YONDEMIR, Mart 31, 2008, 8:58 PM)
En çok okunanlar
En çok yorumlananlar
En çok postalananlar
Yazarlar