<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kartal Gazetesi &#187; Yazarlar</title>
	<atom:link href="http://www.kartalgazetesi.com/kategori/yazarlar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kartalgazetesi.com</link>
	<description>Kartal&#039;dan Her An Haber</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 22:45:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>5 ile7</title>
		<link>http://www.kartalgazetesi.com/17449-5-ile7</link>
		<comments>http://www.kartalgazetesi.com/17449-5-ile7#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Jan 2012 11:38:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Nazım Telli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kartalgazetesi.com/?p=17449</guid>
		<description><![CDATA[Beş ile yedi arasındaki benzerlik ne? Ya da beş ile yedi arasında ne fark var.
Bugünkü&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Beş ile yedi arasındaki benzerlik ne? Ya da beş ile yedi arasında ne fark var.</p>
<p>Bugünkü yazımın konusu bu.</p>
<p>Geçen hafta bir derneğin davetlisi olarak, Kartal Hasan Ali Yücel Kültür Merkezi’ne gittim.</p>
<p>Davette programın beşte başlayacağı yazıyordu. Ben de davetiyedeki saate bakarak 15 dakika önce yani 16.45’te Kartal Hasan Ali Yücel Kültür Merkezine gittim.</p>
<p>O ne? İçerde ne in var? Ne de cin?</p>
<p>Sağa sola baktım. Meslektaşım, kardeş gazeteci Halil Bey orada.</p>
<p>“Merhaba” deyip, Halil Beyin yanına oturduktan sonra:</p>
<p>Halil Bey, program beşte diye geldim. Sen de buradasın. Biz mi yanlış yaptık, onlar mı?</p>
<p>Üstelik davetiyeyi bize veren…. ‘de ortada yok.</p>
<p>Benzer olayı bugün de Pendik Atatürk Sanat Evinde de yaşadık.</p>
<p>Bize cep telefonu ile çekilen mesajda bir siyasi parti “19.00’da Pendik AKM’ de program var”, diyerek bizi davet etti.</p>
<p>Saat 18.45’de Pendik AKM’ ye gittim.</p>
<p>Burada da aynı manzara.</p>
<p>Salonda gazeteci meslektaşlarım: Savaş ve Erdoğan Bey ile karşılaştım. Birkaç dakikalık sohbetten sonra birkaç gazeteci daha geldi.</p>
<p>Davet sahibinden ise ortada kimse yok.</p>
<p>Hava soğuk, kar bir yağıyor, bir diniyor.</p>
<p>Beklesek mi? Gitsek mi?</p>
<p>Birkaç dakika derken 17.00’da başlaması gereken program 20.30’da başladı.</p>
<p>Şimdi soruyorum.</p>
<p>5 ile 7 arasında ne benzerlik var?</p>
<p>7 ile 8.30 aynı mı?</p>
<p>Benim hayatımdan 2 saati nasıl çalarsınız?</p>
<p>200 kişiyi 2 saat bekletmek hangi vicdana sığar?</p>
<p>Bir dahaki toplantınıza kim gelir?</p>
<p>İnsan onuruna yakışmayan bu sorumsuzluğu kabul etmiyorum. “Beş” diyorsanız toplantınız beşte, “yedi” diyorsanız toplantı yedide başlamalı.</p>
<p>Seyirci sekizde gelmeye müsait ise toplantı saati sekiz olarak yazılmalı.</p>
<p>Söz namus, namusa kutsaldır. &#8221;Yedi yazalım da: dokuzda başlarız.&#8221; mantığıda mantıksızlıktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Mustafa Telli</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kartalgazetesi.com/17449-5-ile7/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Toplu Sözleşme Kanunu Çıkarmayan Kim?</title>
		<link>http://www.kartalgazetesi.com/17367-toplu-sozlesme-kanunu-cikarmayan-kim</link>
		<comments>http://www.kartalgazetesi.com/17367-toplu-sozlesme-kanunu-cikarmayan-kim#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Jan 2012 09:05:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Hanifi Bostan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kartalgazetesi.com/?p=17367</guid>
		<description><![CDATA[ 
    Aylardır Toplu Sözleşme yapmak için ilgili kanun düzenlemesinin Mecliste görüşülmesini bekleyen kamu çalışanları&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="right"><strong> </strong></p>
<p>    Aylardır Toplu Sözleşme yapmak için ilgili kanun düzenlemesinin Mecliste görüşülmesini bekleyen kamu çalışanları 2012 yılına zamsız maaşla giriyor</p>
<p>Toplu sözleşme kanununu çıkarmayan hükümet, zam yapmadığı her ay için %1 ilave telafi artışı yapmalıdır</p>
<p>Üniversitelerdeki öğretim üyeleri, memurlar ve öğretmenler sefalet içindedir</p>
<p>Kamu görevlilerinin 2012 yılı maaş artışları hâla belirlenmemiştir. Memurlarımız, elektrik, doğalgaz, benzin, tüp ve zorunlu tüketim kalemlerine yapılan zamlar nedeniyle eriyen maaşlarının yükseltilmesini, yaşadıkları mağduriyetlerin giderilmesini beklemektedir.</p>
<p>Anayasaya göre memurların maaş artışları toplu sözleşme ile belirlenecektir. Hükümet ise toplu sözleşme masasını kurmamakta ayak diremekte; kamu görevlilerimizi, emeklilerimiz ve 4/C’li çalışanlarımızı kaderiyle baş başa bırakmaktadır.</p>
<p>Memurlara toplu sözleşme hakkı getiren anayasa değişikliğinin üzerinden tam 16 ay geçmiştir. Ancak hala toplu sözleşmenin nasıl yapılacağına dair kanun tasarısı ortada yoktur. Üçlü Danışma Kurulu çerçevesinde yapılan müzakereler çöpe atılmış, Bakanlar Kurulu’nda görüşülen taslağın akıbeti bir muamma olarak kalmıştır.</p>
<p>Bütün bunların ötesinde 2011 yılı enflasyonu %10,45 olurken, memur ve emekli maaşlarına yapılan artış kümülatif olarak %8,2; ortalamada ise %6,1 olmuştur. Dolayısıyla memur maaşları 2011 yılında aylık ortalama %4,3 erimiştir. 2010 yılı Eylül ayından beri toplu sözleşme masasını oluşturmayan hükümet, 2011 yılı boyunca maaşların erimesini yalnızca izlemiş ve bilindik açıklamalarla günü kurtarma yolunu seçmiştir. Şimdi ise tarihinde ilk defa memurlarımız yeni yıla maaş zammı alamadan başlayacaktır. Bu durumun bir tek sorumlusu vardır; o da toplu sözleşme kanununu çıkarmayan hükümettir.</p>
<p>666 Sayılı KHK ile öğretim üyesi ile öğretim üyesi yardımcılarına ve öğretmenlere hiçbir ek ödeme yapılmamış ve bu kesim yok sayılmıştır. Bugün öğretmenlerin ve akademisyenlerin çoğunluğunun maaşı kamudaki en düşük ücret seviyelerinden biri haline gelmiştir. Nitekim 9/1’deki öğretmenin maaşının 1577 TL, araştırma görevlisinin 1875 TL, 5/3’deki bir öğretim görevlisinin 1879 TL, 5/2’deki yardımcı doçentin 2210 TL, 3/1’deki doçentin 2320 TL, ¼’deki bir profesör 3498 TL, üniversite mezunu yeni memur 1330 TL, 1/1’deki bir memur 1556 TL maaş alıyor.  Bu vefasızlığı gelecek nesilleri yetiştiren ve bu ülkenin kilometre taşı olan öğretmenler ve akademisyenler asla unutmayacaktır. Öğretmen ve akademisyen maaşlarına bugüne kadar iyileştirme yapmayanlar, bu meslek grubunu görmezden gelenler büyük vebal altına girmektedir. Özlük haklarının düzeltilmesi gereken öğretmen, akademisyen ve memurlarımızın %60’ından fazlasının bu şekilde mağdur edilmesi ülkemizin tarihine kara bir leke olarak geçecektir.</p>
<p>2012 yılının Ocak ayının ortalarına geldiğimiz şu günlerde bütün kamu görevlileri, emekliler, dul ve yetimler ile 4/C’li çalışanlar toplu sözleşme görüşmelerini dört gözle beklemekte, maaşlarındaki erimenin durdurulmasını istemektedirler. 16 ay içinde TBMM gündemine sayısız kanun getiren, hatta şike yasasını meclisten 2 kere geçiren, milletvekili maaşlarını artıran kanunu da 2 defa 15 dakikada oylatan hükümet, bu kadar sürede memurların toplu sözleşme kanununu bir türlü hazırlamamıştır. Bu tavır, 2 milyon 600 bin kamu görevlisi, 2 milyon memur emeklisi, yüz binlerce dul ve yetim ile 45 bin 4/C’liyi yok saymak ve kaderiyle baş başa bırakmak anlamı taşımaktadır. Toplu sözleşme kanununu köşe bucak kaçıranların;  son Bakanlar Kurulu Kararı’nda sosyal devlet ilkesini unutarak, açlıkla pençeleşen 4/C’li çalışanlarımızın aile yardımı ve çocuk parası hakkından dahi faydalandırmaması da hiçbir şekilde izah edilemez. Bu tutumu bir insanlık ayıbı olarak görüyoruz.</p>
<p>Dilediği anda kanun çıkaran, aylarca ülkemizi KHK’larla yöneten, bakanlık açan, bakanlık kapatan; kadro iptal eden, yeni kadrolar oluşturan hükümetin, aileleri ile birlikte 20 milyon vatandaşımızı yok sayarak ihmal etmesi ve anayasal zorunluluk haline gelmiş olan bir kanunu yıllarca çıkaramaması ise kabul edilemez bir durumdur.</p>
<p>Türkiye Kamu-Sen olarak memurlarımızın toplu sözleşme hakkının gasp edilmesine ve maaşlarının daha fazla erimesine müsaade etmeyeceğiz. Memurlarımızın, öğretmenlerimizin, öğretim üyesi ve yardımcılarının, emekli dul ve yetimlerimizin ve 4/C’li çalışanlarımızın daha fazla hak gaspı yaşamaması için hükümeti bir an önce toplu sözleşme kanununu hazırlamaya ve görüşümüze sunmaya çağırıyoruz.</p>
<p>Türkiye Kamu-Sen, toplu sözleşmelere hazırdır. 1 Ocak 2012’den geçerli olmak üzere, zam yapılmayan her ay için, memur maaş zammına ilave olarak, artı 1 puan telafi artışı eklenmesini istiyoruz. Toplu sözleşme masasının kurulmasının daha fazla gecikmesi halinde, kamu görevlilerinin daha fazla mağdur edilmesinin önüne geçmek için her türlü eylemi de yapmaya hazır ve muktediriz. Hükümet, vurdumduymazlığına ve sorumsuzluğuna bir son vermek, yüzünü vatandaşına ve kamu görevlisine dönmek zorundadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p align="right">Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim Sen</p>
<p align="right">  İstanbul İl Başkanı</p>
<p align="right">Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kartalgazetesi.com/17367-toplu-sozlesme-kanunu-cikarmayan-kim/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ELİF GİBİ OLMAK</title>
		<link>http://www.kartalgazetesi.com/17169-elif-gibi-olmak</link>
		<comments>http://www.kartalgazetesi.com/17169-elif-gibi-olmak#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Dec 2011 17:52:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ümit Çimen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kartalgazetesi.com/?p=17169</guid>
		<description><![CDATA[“Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol, beraberindeki tevbe edenler de dosdoğru olsunlar. Hak ve adalet&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>“Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol, beraberindeki tevbe edenler de dosdoğru olsunlar. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın, şüphesiz O yaptıklarınızı hakkıyla görür.” (Hûd Sûresi 112)</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>Elif’</em>i görünce hep yüce dinimiz İslam’ın çok önem verdiği temel ahlaki prensiplerden dürüstlük gelir aklıma, konu dürüstlük olunca <em>elif </em>geçer zihnimden. Hele usta hattatlarımızın kaleminden çıkmışsa, onun gönül dünyasındaki tevhid inancının ruhunu hisseder insan.</p>
<p><em>Elif </em>gibi olmak; düzgün ve dürüst olmak, mümin için çok önemli ifadeler. Kur’an Alfabesinin ilk harfinin bizim kültürümüzde farklı bir yeri vardır. Kimi zaman şiirlere konu olmuş veya çocuklarımıza isim olarak verilmiştir. Akla birçok şey gelebilir ama her şeyden önce dosdoğru olmak, güvenilir olmak, eğriliklerin karşısında elif gibi düzgün ve dik durmaktır <em>elif </em>gibi olmak.</p>
<p>Müminin günde beş defa ilahi huzura çıkıp adeta inanç enerjisi depoladığı namazında Kur’an-ı Kerim’in özeti mesabesinde olan Fatiha Suresinde Rabbinden kendisini sırat-ı müstakime (dosdoğru yola) iletmesini istemesi dürüstlük ilkesinin önemini ortaya koymaktadır. Yüce Allah’ın müminin hayatını öncelikle iman ve istikamet temeli üzerine kurmasını istediği görülmektedir.</p>
<p>Hiç şüphesiz bir toplumda huzur, güven ve istikrar ortamının sağlanmasında fertler arasında sevgi, saygı ve kardeşlik bağlarının oluşmasında dürüstlük ilkesin yeri tartışılamaz.</p>
<p>Sevgili peygamberimizin sahabelerinden biri; “Ya Rasulallah bana İslamı öylesine tanıt ki, onu bir daha senden başkasına sormaya ihtiyaç hissetmeyeyim” diyor. Rasulullah (SAS): “Allah’a inandım de, sonra dosdoğru ol” buyuruyor. (Müslim, İman 13 IV. 65) Hz. Peygamberin cevabında dürüstlük müminin dini hayatının inşasında temel direklerden biri olarak ortaya konulmuştur.</p>
<p>Allah’ın son elçisi Sevgili Peygamberimizin peygamberlik görevinden önce de sonra da yaşadığı toplumda Muahmmed’ül-Emin (güvenilir Muhammed) olarak tanınması; O’na en şiddetli itirazı edenlerin bile O’nun doğruluğuna, dürüstlüğüne söz söyleyememesi, müslümana O’nu örnek almada ve sevmede nereden başlaması gerektiği konusunda ipucu veren bir durumdur.</p>
<p>Allah Teâlâ Kur’an-ı Kerimde “emrolunduğun gibi dosdoğru ol..” (Hûd <em>Sûresi</em> 112) buyuruyor. Sevgili Peygamberimiz “ beni Hûd Sûresi ihtiyarlattı” buyurmuştur.</p>
<p>Bu ayette Rasulullah’a “beni ihtiyarlattı” dedirtecek kadar zor gelen nokta, dosdoğru olma emrinin asıl kendisiyle ilgili olan kısmından ziyade, ümmetiyle ilgili olan kısmıdır. Zira ayette “seninle beraber tevbe edenler de..” (seninle beraber dosdoğru olsun) denilmek suretiyle aynı emre muhatap oldukları belirtilmektedir. Nitekim istikamet (doğruluk dürüstlük) kadar yüksek bir makam olmadığı gibi onun kadar da zor hiçbir emir yoktur. (Hak Dini Kur’an Dili V. s.18)</p>
<p>Dürüstlük insanın ferdi, ailevi ve toplumsal bütün ilişkileri, mesleki ve ticari faaliyetleri, kamu görevleri velhasıl hayatın bütün alanlarını ilgilendiren ve mutlaka riayet edilmesi gereken bir erdemdir.</p>
<p>Gönül dünyamızı aydınlatan, kültür ve medeniyetimizin manevi mimarlarından Yunus Emre’nin dergâha yıllarca odun taşıdığı ama hiç eğri odun getirmediği anlatılır.</p>
<p>Zihin ve gönül dünyasını eğrilikten uzak tutanlar ve inançla besleyenler hep doğruluk üretecekler, göz ve gönül dünyasında eğriliğe yer vermeyeceklerdir. Hiç şüphesiz doğru olmayan söz, sağlam ve düzgün yapılmayan iş ve meslek, hâsılı dürüst olmayan hayat eğri odunu temsil eder.</p>
<p>Eğriliğin çok olduğu zaman ve zeminde düzgün durmak ve yürümek zor olsa da ve eğri gözlere batsa da neticede Allah’ın gözüne girmek (hoşnutluğunu kazanmak) mutluluğu her şeye bedeldir.</p>
<p>Dürüstlüğün mükâfatı da büyüktür. Cenab-ı Hakk şöyle haber veriyor dürüstlerin akıbeti için;</p>
<p><em>““Şüphesiz Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra da dosdoğru olanlara hiçbir korku yoktur, onlar üzülmeyecekler de.” (Ahkaf Sûresi 13)</em></p>
<p><em>“Şüphesiz “Rabbimiz Allah’tır” deyip de, sonra dosdoğru olanlar var ya, onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: “Korkmayın, üzülmeyin, size (dünyada iken) va’dedilmekte olan cennetle sevinin!”” (Fussilet Sûresi 30)</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>            </em>Ziya Paşa ne güzel söylemiş:</p>
<p><em>            İnsana sadakat yaraşır görse de ikrah</em></p>
<p><em>            Yardımcısıdır doğruların Hazreti Allah.</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kâinatın sahibi yüce Allah’ın hoşnutluğu, dostluğu ve onun vaadettiklerinden daha önemli ve değerli bir şey olmadığına göre, dünyanın cazibesi, lezzetleri ve menfaatleri karşısında ne mutlu inanç ve ahlak çizgisinden ayrılmadan düzgün ve dürüst bir hayat yaşayanlara, <em>elif gibi olanlara..   </em>26.12.2011<em></em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ümit ÇİMEN</p>
<p>Kartal Müftüsü</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kartalgazetesi.com/17169-elif-gibi-olmak/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kan kaybetmeye devam!</title>
		<link>http://www.kartalgazetesi.com/17005-kan-kaybetmeye-devam</link>
		<comments>http://www.kartalgazetesi.com/17005-kan-kaybetmeye-devam#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Dec 2011 15:45:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdoğan Özyuva</dc:creator>
				<category><![CDATA[Flaş]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[erdogan]]></category>
		<category><![CDATA[kartalspor]]></category>
		<category><![CDATA[ozyuva]]></category>
		<category><![CDATA[yazdı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kartalgazetesi.com/?p=17005</guid>
		<description><![CDATA[Son haftalarda kötü sonuçlar alan Kartalspor, bir de Sabutay’ın sakatlığı, Önder ve Gökhan’ın kadro dışı&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Son haftalarda kötü sonuçlar alan Kartalspor, bir de Sabutay’ın sakatlığı, Önder ve Gökhan’ın kadro dışı kalmasıyla Adanaspor karşısına gençlerin takviyesiyle çıktı.</p>
<p>Her iki takım da birbirini tartarken ani gelişen, Adanaspor atağında Mbilla ile takımını öne geçiren golü buldu. Golden sonra da orta saha mücadelesi şeklinde devam eden maçta fazla pozisyon yaratılmadan hem Kartal hem de Adana bizlere zevk seyri olmayan bir ilk yarı izlettiler.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-17010" title="erdogan-ozyuva-yazdi" src="http://www.kartalgazetesi.com/wp-content/uploads/2011/12/erdogan-ozyuva-yazdi1.png" alt="" width="507" height="380" /></p>
<p>İkinci yarı başladığında Bordo-Beyazlılar biraz olsun toparlanmış gibi gözükse de pozisyona girmede sıkıntılar hala devam ediyordu. Az sayıda girmiş oldukları birkaç pozisyonu da beceriksiz vuruşlar yüzünden cömertçe harcadılar. İkinci yarı oyuna giren Talha, orta sahadan aldığı topu25 msürüp aşırtma vuruşuyla mükemmel bir gol atarak Adanaspor adına skorborda ikinci golünü yazdırırken takımını da hayli rahatlatmış oldu. Gol güzel de bu oyuncuya25 mtop sürdüren bizim orta sahaya ne demeli?</p>
<p>Bakmayın siz maçın 2-0 olduğuna, Adanaspor da iyi bir takım değil… Kendi sahanda taraftarının desteğine rağmen böyle bir takıma böylesine kötü futbol oynamaya hakkın yok, yazık…</p>
<p>Taraftarın da sabrı taşarak Altınok Öz ve yönetimini istifaya davet edince hava bir anda buz gibi oldu. Son dakikalarda iki takım adına girilen pozisyonda top direkten dönünce maç iki farkla biterek Bordo-Beyazlılar’a büyük bir darbe vurdu.</p>
<p>Her geçen hafta yaşanan bu kan kaybına bir an önce dur denmeli; aksi takdirde Kartalsporumuz kötü rüyalar görmeye başlar. Futbolu bilen adamların futbolculara daha yakın olması gerekiyor. Yani Erdoğan Koç’tan bahsediyorum. Nasıl oluyor da futbolun içinden gelen ve de üstelik Kartallı olan bir insanı kulübenin dışında tutma cüretini gösterebiliyorlar? Derhal kulübede yerini alıp tecrübelerinden faydalanılması  gerekir.</p>
<p>Herkes şapkasını önüne alıp düşünsün. Bir an önce önlemler alınıp Kartalspor’u hak ettiği yere getirme çalışmalarına başlanılmalı.</p>
<p>Erdoğan ÖZYUVA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kartalgazetesi.com/17005-kan-kaybetmeye-devam/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yirmi bin lira</title>
		<link>http://www.kartalgazetesi.com/16918-yirmi-bin-lira</link>
		<comments>http://www.kartalgazetesi.com/16918-yirmi-bin-lira#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Dec 2011 07:29:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Nazım Telli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kartalgazetesi.com/?p=16918</guid>
		<description><![CDATA[İnternet ortamında dolaşan bir fotoğraf var. Fotoğrafta da erkek olarak dünyaya gelip, ameliyat ile cinsiyet&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnternet ortamında dolaşan bir fotoğraf var. Fotoğrafta da erkek olarak dünyaya gelip, ameliyat ile cinsiyet değiştiren biri.</p>
<p>Erkek olarak dünyaya gelip, kadın olunur mu? Ameliyat olanlar ve ameliyat yapan hekimler olduğuna göre olunuyormuş, demek.</p>
<p>Aslında erkek ile kadın arasında pek bi fark da yok. Eşitiz de.</p>
<p>Biliyorsunuz, geçtiğimiz günlerde bir yasa çıktı. Çıkan yasaya göre 30 yaşından gün alan askerlik yükümlüleri, 30 bin lira öderlerse askerlikten muaf tutulacak. Yani 30 bin lirayı veren askere gitmeden askere gitmiş sayılacak.</p>
<p>Parası olanlar için 30 bin lira ne ki? Çerez parası/hiç bir şey. Peki ya parası olmayanlar için? Asgari ücretin 600 lira olduğu bugün 30 bin lira  50 aylık maaş. Yani 50 aç kalıp bu parayı ödeyebilirsiniz. 50 ay veya 1500 gün aç kalaya bedeniniz müsaade ederse bu iş tamam.</p>
<p>30 bininiz yok, 1500 günde aç kalamıyorsanız, o fotoğraf ve eklerindeki bilgilere göre bu iş 10 bin liraya çözülüyormuş.</p>
<p>Kadınlar askere gidiyor mu?  Gitmiyor.</p>
<p>Kim askere gidiyor? Erkekler. Çözüm de işte burada</p>
<p>Ver 10 bin lirayı doktora, ufak bir operasyon; hem askere gitmekten kurtul, hem de 20 bin lira kara geç. Anlatılanlar böyle.</p>
<p>Ameliyat dedikleri de ufacık bir kesiymiş.</p>
<p>Askerlik kolay mı? Kırığı var çıkığı var. Kazası var, pususu var. Gidip de dönmemek var.</p>
<p>“Ağlanacak halimize gülüyoruz” gülüyoruz. Gülüyoruz çünkü elimiz kolumuz bağlı.</p>
<p>Paramız yok, para verelim. Büyüğümüz yok, askerliğimizi evimizin önünde yapalım. Tanıdık hekim yok, rapor alalım.</p>
<p>Anlayacağınız, asker milletin durumu fıkralık. Askere gitmeyene iş, askere gitmeyene kız vermeyen bu ülkede düştüğümüz durum maalesef bu.</p>
<p>Bu durumu lütfen bedelli askerlik ile karıştırmayalım.</p>
<p>Bedelli askerlik de; asker adayı, yurt dışında çalışıyordu.</p>
<p>Biz iş verememişiz, adam gitmiş, yurt dışında iş bulmuş. Bize yük, olmadığı gibi ülkeye döviz gönderip, ailesini geçindiriyor. Biz de adam, işinden gücünden olmasın diye, bir formül üretmişiz. Gel Türkiye’ye 1,5 ay askerlik yap, kalan kısmı için bir bedel ödüyordu.</p>
<p>Şimdiki uygulama da durum farklı.</p>
<p>Babadan zengin, askere gitmeyip, İstanbul’da yaşayacak hatta,  parasına para katacak. Parası olmayan askerlik yapıp, parası olanın parasının nöbetini tutacak.</p>
<p>Terör belası garibana, yan gelip yatmak zengine. Kafalardaki şekil bu.</p>
<p>Bu anlam ve bu uygulama yanlış.</p>
<p>Yanlışı düzeltip, gençlerimize, askerimize ve töremize sahip çıkmalıyız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Mustafa Telli</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kartalgazetesi.com/16918-yirmi-bin-lira/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Trafik sigortasının önemini yeterince biliyormuyuz?</title>
		<link>http://www.kartalgazetesi.com/16854-16854</link>
		<comments>http://www.kartalgazetesi.com/16854-16854#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Dec 2011 15:13:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Çiğdem Türkmen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kartalgazetesi.com/?p=16854</guid>
		<description><![CDATA[Trafik sigortasının önemini yeterince biliyormuyuz?
Merhaba sevgili okurlar;
Hemen hemen her gün özellikle de bayram tatillerinde ülkemizde&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Trafik sigortasının önemini yeterince biliyormuyuz?</p>
<p>Merhaba sevgili okurlar;</p>
<p>Hemen hemen her gün özellikle de bayram tatillerinde ülkemizde ne yazık ki yoğun bir şekilde trafik kazaları yaşanmakta. Gerek ölümlü, yaralamalı ve gerekse maddi hasarlı kaza haberlerini okumakta ve izlemekteyiz. Sürücülerin dikkatsizliği, kurallara yeteri kadar uymama, yol kusurları v.s bu kazalara sebep olmakta. Sebep her ne olursa olsun yaşanan kazalar gerek maddi gerekse manevi olarak insanlarımızı üzmekte. Biraz daha dikkat, biraz daha kurallara uyum kazaları bitirmese de belki asgariye indirecektir.</p>
<p>Kaza sonrası yaşanan karmaşa, can pazarı hepimizce malumdur.</p>
<p>Bu yazımda kazalardan sonra sigorta anlamında yapılması gerekenleri paylaşmaya çalışacağım. Bilindiği gibi ülkemizde zorunlu ve isteğe bağlı olarak yapılan sigorta türleri vardır. Araçlar için yapılması zorunlu olan KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU MECBURİ MALİ MESULİYET SİGORTASI kısaca ve bilinen adıyla TRAFİK SİGORTASI. Bugün sizlerle bahsedeceğim sigorta türümüz işte bu.</p>
<p>Trafik sigortası, her araca trafiğe çıkmadan önce yapılması gereken bir türdür ve adından da anlaşılacağı üzere sorumluluk sigortasıdır. Yani üçüncü kişilere verilecek maddi ve manevi zararı karşılamaktadır. Geçmiş yıllarda hatırlarsanız bir kaza sonrası olay yerine resmi görevliler çağırılır ve gerekli tutanaklar düzenlenirdi. Ancak sigorta kanununda yapılan bir düzenlemeyle artık taraflar kendi aralarında anlaşmalı tutanak düzenleyerek daha kısa ve kolay yoldan sorunu çözebiliyorlar. Bu anlaşmalı tutanak örnekleri sigorta acentelerinden temin edilebilir. Ancak tarafların kendi aralarında tutanak düzenlemelerinin uygun olmadığı bazı durumlarda var. Örneğin; sürücü ehliyetsiz ya da yetersiz ehliyetli ise, sürücü yaşı küçük ise, alkol şüphesi varsa, kamu aracı yada malına zarar verilmiş ise, araçlarda trafik sigortası yoksa ve kazada yaralı varsa mutlak surette resmi görevlilere bildirmek zorundayız.</p>
<p>Yaralamalı kaza sonrasında yine geçmiş yıllardan hatırlayacağımız gibi; yaralı kişi ya da kişiler hastaneye gider kendi imkanlarıyla masraflarını karşılar, daha sonra yaptığı ödemelerin faturalarını, makbuzlarını kusurlu aracın trafik sigortasını yapan sigorta şirketine ibraz etmek suretiyle tahsil edebiliyordu. Ancak sigorta kanunda yapılan düzenlemeyle artık kişiler trafik kazası sonrası hangi hastaneye giderse gitsin kesinlikle hiçbir ödeme yapmadan tedavisini görebiliyor. Yani kaza sonrası tedavi görebilmek için para bulmak sıkıntısı tarihe karıştı. Umarım bu yazdıklarımı yaşamak zorunda kalmazsınız.</p>
<p>Herkese kazasız sağlıklı güzel günler dilerim….</p>
<p>Çiğdem Türkmen</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kartalgazetesi.com/16854-16854/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kartal Belediyesi Huzurevi konaklamasını fırsata çeviremedi!</title>
		<link>http://www.kartalgazetesi.com/16751-kartal-belediyesi-huzurevi-konaklamasini-firsata-ceviremedi</link>
		<comments>http://www.kartalgazetesi.com/16751-kartal-belediyesi-huzurevi-konaklamasini-firsata-ceviremedi#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Dec 2011 16:51:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kenan GÜLERCİ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kartalgazetesi.com/?p=16751</guid>
		<description><![CDATA[Kartal Belediyesi Huzurevi konaklamasını fırsata çeviremedi!
Aydos’ta bulunan Kartal Belediyesine ait huzurevinin depremzedelere tahsis edilmesi esnasında&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kartal Belediyesi Huzurevi konaklamasını fırsata çeviremedi!</strong></p>
<p>Aydos’ta bulunan Kartal Belediyesine ait huzurevinin depremzedelere tahsis edilmesi esnasında yaşanan gelişmeler belediye açısından büyük bir basiretsizlik örneğine sahne oldu.</p>
<p><strong>Van’a yardım organizasyonu başarılı idi ama…</strong></p>
<p>Van’a gönderilen “ Kartal elini Van’a uzatıyor” isimli yardım organizasyonu çok organize bir şekilde yapıldığını dile getirmemekte ayıp olur.  O güzel çalışmayı taçlandıracak olan, huzurevini de depremzedelere Kartal Belediyesi tahsis etseydi keşke.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-16770" title="Kenan-gulerci-yorum" src="http://www.kartalgazetesi.com/wp-content/uploads/2011/12/Kenan-gulerci-yorum1.jpg" alt="" width="507" height="380" /></p>
<p><strong>Huzurevi binasını keşke Kartal Belediyesi tahsis etseydi!</strong></p>
<p>Geçtiğimiz günlerde Kartal Belediyesi tarafından hazırlanarak yayınladığımız haberde Kartal Belediyesi depremzedelere huzurevini tahsis etmiş gibi lanse edildi. Yani Kartal Belediyesi Yaşlı Bakım ve Huzurevi ibaresi vurgulandı. “Depremzedelerden ilk kafile Kartal Belediyesi Yaşlı Bakım ve Huzurevi’ne yerleştirildi”.</p>
<p>Oysa durum hiçte böyle gelişmemeliydi, İstanbul valisi Hüseyin Avni Mutlu’nun talimatıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesinin de katkısıyla huzurevi depremzedelere tahsis edilmiş. Hatta tefrişatını ve tüm tesisat işlerini iki – üç gün içinde jet hızıyla yaptırmış.<strong> </strong><strong></strong></p>
<p><strong>Kartal’da bin kişi beş yıldızlı tesiste barındırılıyor, ama valilik eliyle!</strong></p>
<p>Kartal ilçesinde yaklaşık (1.000)bin depremzedenin barındırıldığı bir girişimde Kartal Belediyesinden hiç bahsedilmedi, basında hiç yer almadı!.</p>
<p>Oysa bu hamleyi valilikten önce Kartal Belediyesi yapsaydı, ulusal basında ülkenin gündeminde nasıl yer alırdı. Öyle belediyeler varki, 9 kişiye ev imkanı sağlayan Maltepe Belediye Başkanı Show TV’de Ali Kırca’nın sunduğu ana haber bülteninde yer aldı. Kartal’da yaklaşık 1000 ( Bin ) kişiye beş yıldızlı bir tesiste barınma imkanı sağlanıyor. Kartal Belediyesi bu hamlede geri planda kalmıştır, vali Mutlu’nun hamlesinin ardından durumdan vazife çıkarma yöntemine gidilmiştir.</p>
<p><strong>CHP&#8217;de, başkan değişikliği devam ediyor!</strong></p>
<p>Yeni CHP, yeni başkan anlayışıyla değişikliktir yapıyor. Hoş yapılan değişiklikten giden de göreve gelende memnun durumda. Görevden alınan Haydar Oğuz’u aslında bu işten kurtardılar. Çünkü siyasi parti ilçe başkanı sadece koltukta oturmak anlamına gelmiyor. Vitrine oynamayı da gerektiriyor.</p>
<p>Selametlik Haydar bey biz medyatik değiliz diyerek medyadan uzak durmaya gayret etti. İl başkanlığından gelen bir yazı olursa onu basın huzurunda gözlerini yazıdan ayırmadan okudu. İlçede durumu idare etti. Daha ısınamadan görev süresi doldu dediler. Ne diyelim hayırlı olsun.</p>
<p>Yeni Başkan Av. Kamer Gök beye de yeni görevinde başarılar dileriz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kartalgazetesi.com/16751-kartal-belediyesi-huzurevi-konaklamasini-firsata-ceviremedi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zevksiz futbol adaletsiz sonuç!</title>
		<link>http://www.kartalgazetesi.com/16768-zevksiz-futbol-adaletsiz-sonuc</link>
		<comments>http://www.kartalgazetesi.com/16768-zevksiz-futbol-adaletsiz-sonuc#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Dec 2011 16:04:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdoğan Özyuva</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kartalgazetesi.com/?p=16768</guid>
		<description><![CDATA[Yazdan kalma çok güzel bir havada başlayan maçta ilk dakikalar her iki takımın orta saha&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yazdan kalma çok güzel bir havada başlayan maçta ilk dakikalar her iki takımın orta saha mücadelesi şeklinde geçti. İlk yarıda iki ekip de temposuz karambolden gol bulmaya çalıştı, ancak bir türlü golü bulamadı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Ne Kartalspor ne de Akhisar birbirlerine üstünlük kurabildi.  </strong><strong></strong></p>
<p>İkinci yarı da ilkinin adeta fotokopisi gibiydi; temposuz ve zevksiz bir maç sergileniyordu. İki taraf da zaman zaman kaptığı toplarla kontratakla çıkıp net pozisyon üretemeden geri dönüyordu. Kartal içeriye doldurduğu yüksek toplarla sonuca gitmek istedi ama bunda da başarılı olamadı. Takımların topladıkları puanlara bakıldığında hiç kendilerine yakışmayan bir oyun ortaya koydukları aşikardı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Taraftarın muhteşem desteği bile Kartalspor’u ateşlemeye yetmedi. Bu maçta futbol adına organize edilmiş ofansif yönde ne pozisyon ne de çoğalma göremedik. Sadece şahsi gayretlerle tehlike yaratmak istediler, ama bunda da başarılı olamadılar. Maç başladığı gibi bitecek derken son saniyelerde sebebi anlaşılamayan Akhisar Belediye lehine verilen penaltı kararı bir anda sıcak havayı bir anda buz gibi yaptı. Burada anlaşılamayan bir nokta var: Orta hakem Deniz Çoban’ın penaltı pozisyonunda yan hakeme bakması ve yan hakemden hiçbir ikaz gelmemesine rağmen penaltı noktasına yönelmesi. Sertan’la penaltı atışını gole çeviren Akhisar Belediye deplasmanda altın değerinde üç puanın sahibi oldu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Maçın hakkı beraberlikti, ancak şanssızlık bu hafta da Bordo-Beyazlılar’ın yakasını bırakmadı. Ama ne olursa olsun bir takım kendi sahasında oynuyorsa tempolu futbolla çok pozisyona girip golü bulmalıdır, aksi takdirde bu zevksiz oyun anlayışıyla istenmedik bir skorla yüzleşmeye müstahaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Özlenen Kartalspor’a bir an önce kavuşmak isteniyorsa ivedi olarak bu oyun anlayışı değiştirilmeli ve kaybedilen puanlar telafi edilmelidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Erdoğan ÖZYUVA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kartalgazetesi.com/16768-zevksiz-futbol-adaletsiz-sonuc/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>‘’MUSÖN Yağmurları’’</title>
		<link>http://www.kartalgazetesi.com/16643-%e2%80%98%e2%80%99muson-yagmurlari%e2%80%99%e2%80%99</link>
		<comments>http://www.kartalgazetesi.com/16643-%e2%80%98%e2%80%99muson-yagmurlari%e2%80%99%e2%80%99#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Nov 2011 17:57:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Önder Keskin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kartalgazetesi.com/?p=16643</guid>
		<description><![CDATA[Mustafa Önder Keskin’den 
‘’MUSÖN Yağmurları’’
&#160;
&#160;
Çok değerli okurlarım,
&#160;
Çevremde son zamanlarda daha da çok gözlemlediğim,  ‘’boşanmalar’’ beni&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Mustafa Önder Keskin’den </strong></p>
<p><strong>‘’MUSÖN Yağmurları’’</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Çok değerli okurlarım,</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Çevremde son zamanlarda daha da çok gözlemlediğim,  <strong>‘’boşanmalar’’ </strong>beni<strong> </strong>derinden etkiledi<strong>.</strong> Sebeplerini araştırdığımda da, neden ile başlayan (elbiseni niye asmadın, çarşafı niye katlamadın, diş macununu neden ortasından sıktın, su şişesini neden kafana diktin) ve daha bir sürü oluyor, incir çekirdeğini doldurmaz konulardan dem vurulunca, hadi canım sende deyip; neler hayatta şaşkınlığıyla yeni evlenmiş birisi olarak; <strong>‘’evlilik nedir?’’, ‘’evlilikten ne anlamalıyız?’’ </strong>ya da yeterince<strong> ‘’hazır olamadan mı evleniyoruz?’’</strong> konusunu paylaşmak istedim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Umarım bu konuda kararsızlık yaşayanlara, olayların içerisinde boğuşanlara bir nebze de olsun faydam olur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Şimdi; bana evlilik nedir diye sorulduğunda, programlı bir yaşam, düzenli bir hayat, sıcak bir yuva, sevgiyle yoğurulan mutlu bir birliktelik eşittir <strong>‘’aile’’</strong>  diyebilirim. ünlü bir düşünüre bu sonu yöneltildiğinde, bakın neler söylemiş.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>-‘’Evlilik nedir?’’ Bu soruya, ünlü düşünür şöyle cevap verdi:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>-Siz birliktelik için doğmuşsunuz. Ölüm meleğinin beyaz kanatları sizi ayırana kadar ayrılmayacaksınız. Allah’ın sessiz tanıklığında bile beraber olacaksınız. Ama birlikteliğinizde mesafeler bırakın; bırakın ki, cennetin rüzgarları aranızda dans edebilsin…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Birbirinizi sevin ama, aşk tutsaklığı istemeyin… Bırakın aşk, ruhunuzun kıyılarına vuran dalgalar gibi olsun…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Birbirinizin bardağını doldurun ama aynı bardaktan içmeyin; ekmeğinizden verin birbirinize ama aynı somundan ısırmayın…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Birlikte şarkı söyleyin; lakin birbirinizi yalnız bırakmayı da bilin. Sazın telleri de yalnızdır ama, armoni içinde aynı melodiyi seslendirir…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Birbirinize kalbinizi verin, ama karşılıklı kilitleyip saklamak için değil! Sadece hayatın eli o kalbi saklar!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Birlikte durun, ama yapışmayın; tapınakların sütunları da bitişik değildir!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ve unutmayın;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Meşe ile Çınar birbirlerinin gölgesinde büyümezler…</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kartalgazetesi.com/16643-%e2%80%98%e2%80%99muson-yagmurlari%e2%80%99%e2%80%99/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Öğretmenler yetersiz!</title>
		<link>http://www.kartalgazetesi.com/16538-ogretmenler-yetersiz</link>
		<comments>http://www.kartalgazetesi.com/16538-ogretmenler-yetersiz#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Nov 2011 16:01:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Nazım Telli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kartalgazetesi.com/?p=16538</guid>
		<description><![CDATA[&#160;
Geçen hafta bir programa katıldım.  Program, “Liseler Arası Güzel Konuşma Yarışması” Yarışmanın tertiplenmesi, okul ve öğrencilerin&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Geçen hafta bir programa katıldım. </strong><strong> </strong><strong>Program, “Liseler Arası Güzel Konuşma Yarışması” Yarışmanın tertiplenmesi, okul ve öğrencilerin bu yarışmalara katılmasını yürekten kutluyorum.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Milli Eğitim, dilimize sahip çıkıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Okul ve öğrencilerimiz, yarışmaya katılıp, Türkçemizin en güzel örneklerini sunuyorlar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Güzel konuşma: Konuyu, tam ve doğru anlatmak, anlatımı ses tonu, jest ve mimik ile süslemektir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu yarışmada da  bu yapıldı. Hemen her konuşmacı, ses tonu, vurgu, jest  ve mimiklerini çok iyi kullandı.  Her biri bir birinden başarılı oldu. Ancak bir öğrencinin kullandığı: “Okulumuzdaki öğretmenler yetersiz, üniversite sınavını kazanmak için dershaneye gidiyoruz” cümlesi anlam bakımından yanlış, gerçeklerden se oldukça uzaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Jüri yarışma akışı ve bir yanlışa meydan vermemek için öğrenciye müdahale etmedi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ancak öğrencinin söylediği  yanlış ve bu yanlış çok yapılıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yanlışı daha iyi ve daha kolay anlatmak için cümleyi ikiye bölüp irdelemek istiyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Birinci cümle: “Okuldaki öğretmenler yetersiz.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu cümle tamamen yanlış. Bu cümleyi asla kabul etmiyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Okuldaki yetersiz de dershanede Sokrat mı var, Anştayn mı?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Tüm öğretmenler, Eğitim Fakültesi mezunu, fakültelerde okutulan kitaplar aynı matbaada basılmadı mı?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Dershanedeki öğretmen ile okuldaki öğretmenin arasında ne fark var? Bilgi ve beceri bakımından hiç bir fark yok.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Var olan fark, öğrenci ve sunulan hizmet. Okulda her kafan 40 ses çıkaran öğrenciler, dershanede  sınav kazanmaya gelmiş 15 öğrenci var.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Okulda ebleh ile dahi yan yana oturuyor, dershanede ise seviye gurupları var.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Okulda öğretmene sunulan imkânlar kısıtlı, dershanede ise sonsuzdur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Okula 50 lira vermeyiz, dershaneye 20.000 lira veririz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Gelelim kinci cümleye:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kaç kişi üniversite sınavına giriyor? 1.700. 000 kişi. Kaç kişi sınavı kazanıyor?  700.00 kişi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sense 1 milyon  700 bin kişi arasından sıyrılarak iş ve ekmek kapısı garanti olan ilk 50 bin kişi arasına girmek istiyorsun. Zira sadece ilk 50 bin kişinin işi garanti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Olayı tersine çevirip, şöyle düşünelim. “Liseler 50 bin kişi mezun verse: Üniversiteler 1 milyon 700 bin öğrenci  alsa” Kim dershaneye gider? Sen gider misin? 50 bin öğrenci var, Üniversite 1 700 000 öğrenci alıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Anlayacağınız bu bir arz, talep meselesidir. Sizin söylediğiniz ifade işte bu sebepten yanlıştır. Bu ifade “Güzel Türkçe Konuşma” yarışmasına katılan bir öğrenciye yakışmadı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Öğretmenler gününün kutlandığı bugünlerde öğretmenlere haksızlık yapmayalım. Öğretmenin eksiği varsa bu onun maaşı ile ilgilidir. Öğretmen maaşı 1500 lira, ev kirası 700 lira ise; suçu kendisini yenileyip geliştiremeyen öğretmende değil, ona bu maaşı verende aramak gerekir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Öğretmen bu maaş ile kitap alamıyor, öğretmen gazete okuyamıyor. Öğretmen evine ADSL alıp, internet ile dünyaya erişemiyor. Tiyatroya, sinemaya gidemiyor. Çocuğunu okutamıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yetersiz olan öğretmen değil, öğretmeni yetersizliği iten anlayıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Öğretmenler gününü kutlamanın yolu da öğretmen maaşına zam yapıp, onu daha donanımlı hale getirmekten geçer.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Mustafa Telli</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: x-small;"><strong><br />
</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kartalgazetesi.com/16538-ogretmenler-yetersiz/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

