<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kartal Gazetesi &#187; M. Hanifi Bostan</title>
	<atom:link href="http://www.kartalgazetesi.com/author/m-hanifi-bostan/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kartalgazetesi.com</link>
	<description>Kartal&#039;dan Her An Haber</description>
	<lastBuildDate>Thu, 09 Feb 2012 15:27:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Toplu Sözleşme Kanunu Çıkarmayan Kim?</title>
		<link>http://www.kartalgazetesi.com/17367-toplu-sozlesme-kanunu-cikarmayan-kim</link>
		<comments>http://www.kartalgazetesi.com/17367-toplu-sozlesme-kanunu-cikarmayan-kim#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Jan 2012 09:05:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Hanifi Bostan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kartalgazetesi.com/?p=17367</guid>
		<description><![CDATA[ 
    Aylardır Toplu Sözleşme yapmak için ilgili kanun düzenlemesinin Mecliste görüşülmesini bekleyen kamu çalışanları&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="right"><strong> </strong></p>
<p>    Aylardır Toplu Sözleşme yapmak için ilgili kanun düzenlemesinin Mecliste görüşülmesini bekleyen kamu çalışanları 2012 yılına zamsız maaşla giriyor</p>
<p>Toplu sözleşme kanununu çıkarmayan hükümet, zam yapmadığı her ay için %1 ilave telafi artışı yapmalıdır</p>
<p>Üniversitelerdeki öğretim üyeleri, memurlar ve öğretmenler sefalet içindedir</p>
<p>Kamu görevlilerinin 2012 yılı maaş artışları hâla belirlenmemiştir. Memurlarımız, elektrik, doğalgaz, benzin, tüp ve zorunlu tüketim kalemlerine yapılan zamlar nedeniyle eriyen maaşlarının yükseltilmesini, yaşadıkları mağduriyetlerin giderilmesini beklemektedir.</p>
<p>Anayasaya göre memurların maaş artışları toplu sözleşme ile belirlenecektir. Hükümet ise toplu sözleşme masasını kurmamakta ayak diremekte; kamu görevlilerimizi, emeklilerimiz ve 4/C’li çalışanlarımızı kaderiyle baş başa bırakmaktadır.</p>
<p>Memurlara toplu sözleşme hakkı getiren anayasa değişikliğinin üzerinden tam 16 ay geçmiştir. Ancak hala toplu sözleşmenin nasıl yapılacağına dair kanun tasarısı ortada yoktur. Üçlü Danışma Kurulu çerçevesinde yapılan müzakereler çöpe atılmış, Bakanlar Kurulu’nda görüşülen taslağın akıbeti bir muamma olarak kalmıştır.</p>
<p>Bütün bunların ötesinde 2011 yılı enflasyonu %10,45 olurken, memur ve emekli maaşlarına yapılan artış kümülatif olarak %8,2; ortalamada ise %6,1 olmuştur. Dolayısıyla memur maaşları 2011 yılında aylık ortalama %4,3 erimiştir. 2010 yılı Eylül ayından beri toplu sözleşme masasını oluşturmayan hükümet, 2011 yılı boyunca maaşların erimesini yalnızca izlemiş ve bilindik açıklamalarla günü kurtarma yolunu seçmiştir. Şimdi ise tarihinde ilk defa memurlarımız yeni yıla maaş zammı alamadan başlayacaktır. Bu durumun bir tek sorumlusu vardır; o da toplu sözleşme kanununu çıkarmayan hükümettir.</p>
<p>666 Sayılı KHK ile öğretim üyesi ile öğretim üyesi yardımcılarına ve öğretmenlere hiçbir ek ödeme yapılmamış ve bu kesim yok sayılmıştır. Bugün öğretmenlerin ve akademisyenlerin çoğunluğunun maaşı kamudaki en düşük ücret seviyelerinden biri haline gelmiştir. Nitekim 9/1’deki öğretmenin maaşının 1577 TL, araştırma görevlisinin 1875 TL, 5/3’deki bir öğretim görevlisinin 1879 TL, 5/2’deki yardımcı doçentin 2210 TL, 3/1’deki doçentin 2320 TL, ¼’deki bir profesör 3498 TL, üniversite mezunu yeni memur 1330 TL, 1/1’deki bir memur 1556 TL maaş alıyor.  Bu vefasızlığı gelecek nesilleri yetiştiren ve bu ülkenin kilometre taşı olan öğretmenler ve akademisyenler asla unutmayacaktır. Öğretmen ve akademisyen maaşlarına bugüne kadar iyileştirme yapmayanlar, bu meslek grubunu görmezden gelenler büyük vebal altına girmektedir. Özlük haklarının düzeltilmesi gereken öğretmen, akademisyen ve memurlarımızın %60’ından fazlasının bu şekilde mağdur edilmesi ülkemizin tarihine kara bir leke olarak geçecektir.</p>
<p>2012 yılının Ocak ayının ortalarına geldiğimiz şu günlerde bütün kamu görevlileri, emekliler, dul ve yetimler ile 4/C’li çalışanlar toplu sözleşme görüşmelerini dört gözle beklemekte, maaşlarındaki erimenin durdurulmasını istemektedirler. 16 ay içinde TBMM gündemine sayısız kanun getiren, hatta şike yasasını meclisten 2 kere geçiren, milletvekili maaşlarını artıran kanunu da 2 defa 15 dakikada oylatan hükümet, bu kadar sürede memurların toplu sözleşme kanununu bir türlü hazırlamamıştır. Bu tavır, 2 milyon 600 bin kamu görevlisi, 2 milyon memur emeklisi, yüz binlerce dul ve yetim ile 45 bin 4/C’liyi yok saymak ve kaderiyle baş başa bırakmak anlamı taşımaktadır. Toplu sözleşme kanununu köşe bucak kaçıranların;  son Bakanlar Kurulu Kararı’nda sosyal devlet ilkesini unutarak, açlıkla pençeleşen 4/C’li çalışanlarımızın aile yardımı ve çocuk parası hakkından dahi faydalandırmaması da hiçbir şekilde izah edilemez. Bu tutumu bir insanlık ayıbı olarak görüyoruz.</p>
<p>Dilediği anda kanun çıkaran, aylarca ülkemizi KHK’larla yöneten, bakanlık açan, bakanlık kapatan; kadro iptal eden, yeni kadrolar oluşturan hükümetin, aileleri ile birlikte 20 milyon vatandaşımızı yok sayarak ihmal etmesi ve anayasal zorunluluk haline gelmiş olan bir kanunu yıllarca çıkaramaması ise kabul edilemez bir durumdur.</p>
<p>Türkiye Kamu-Sen olarak memurlarımızın toplu sözleşme hakkının gasp edilmesine ve maaşlarının daha fazla erimesine müsaade etmeyeceğiz. Memurlarımızın, öğretmenlerimizin, öğretim üyesi ve yardımcılarının, emekli dul ve yetimlerimizin ve 4/C’li çalışanlarımızın daha fazla hak gaspı yaşamaması için hükümeti bir an önce toplu sözleşme kanununu hazırlamaya ve görüşümüze sunmaya çağırıyoruz.</p>
<p>Türkiye Kamu-Sen, toplu sözleşmelere hazırdır. 1 Ocak 2012’den geçerli olmak üzere, zam yapılmayan her ay için, memur maaş zammına ilave olarak, artı 1 puan telafi artışı eklenmesini istiyoruz. Toplu sözleşme masasının kurulmasının daha fazla gecikmesi halinde, kamu görevlilerinin daha fazla mağdur edilmesinin önüne geçmek için her türlü eylemi de yapmaya hazır ve muktediriz. Hükümet, vurdumduymazlığına ve sorumsuzluğuna bir son vermek, yüzünü vatandaşına ve kamu görevlisine dönmek zorundadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p align="right">Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim Sen</p>
<p align="right">  İstanbul İl Başkanı</p>
<p align="right">Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kartalgazetesi.com/17367-toplu-sozlesme-kanunu-cikarmayan-kim/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadıköy Anadolu Lisesi’nde dersler zorla İngilizce okutulmak isteniyor</title>
		<link>http://www.kartalgazetesi.com/16395-kadikoy-anadolu-lisesi%e2%80%99nde-dersler-zorla-ingilizce-okutulmak-isteniyor</link>
		<comments>http://www.kartalgazetesi.com/16395-kadikoy-anadolu-lisesi%e2%80%99nde-dersler-zorla-ingilizce-okutulmak-isteniyor#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Nov 2011 11:50:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Hanifi Bostan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[anadolu]]></category>
		<category><![CDATA[bostan]]></category>
		<category><![CDATA[hanefi]]></category>
		<category><![CDATA[ingilizce]]></category>
		<category><![CDATA[kadikoy]]></category>
		<category><![CDATA[lisesi]]></category>
		<category><![CDATA[okutuluyor]]></category>
		<category><![CDATA[rapor]]></category>
		<category><![CDATA[sen]]></category>
		<category><![CDATA[zorla]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kartalgazetesi.com/?p=16395</guid>
		<description><![CDATA[Milletler her şeyden önce kültürleri ile yaşarlar, en önemli araçları da dilleridir. Bu araç millî&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Milletler her şeyden önce kültürleri ile yaşarlar, en önemli araçları da dilleridir. Bu araç millî toplumun bekçisi ve kültürün beslendiği toprak niteliğindedir. Sonuçta bir halkın dili kutsal bir araçtır. İnsan sadece kendi millî dili içinde düşünüp etkili olduğu oranda kendisi olabilir.</p>
<p>Alman filozof Herder, dilin; bilimlerin bir aracı ve parçası olduğunu belirtiyor. Edebî dili olmadan büyük şairler, esnek dili olmadan iyi nesirciler, kesin bir dili olmadan büyük bilgeler çıkaran bir Millet görülmemiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Durum böyle olmakla birlikte Kadıköy Anadolu Lisesinde, MEB’in kararlarına ve bu okuldaki öğretmenlere rağmen bazı dersler birilerinin hatırı için zorla İngilizce okutulmak isteniyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Nitekim Kadıköy Anadolu Lisesinde 2011-2012 Eğitim- Öğretim yılı başında yapılan toplantıda; Matematik ve Fen bilimleri (Fizik, Kimya, Biyoloji ) derslerinin Türkçe okutulması oy çokluğu ( 19 Türkçe &#8211; 4 İngilizce ) ile kararlaştırılmıştı.</p>
<p><strong>Ancak son gelinen noktada Kadıköy Anadolu Lisesi Vakfı (KALEV) bazı derslerin İngilizce olarak okutulması için öğretmenlere baskı yapıldığı ve hatta öğretmenlere hakaret edildiği sendikamıza ulaşan bilgiler arasındadır. Hiç kimse öğretmenlere baskı ve hakaret etme hakkına sahip değildir. İl Milli Eğitim ve İlçe Milli Eğitim Müdürleri bu gelişmelerden haberleri yok mu?</strong></p>
<p><strong>İstanbul İl Milli Eğitim Müdürünü ve Kadıköy İlçe Milli Eğitim Müdürünü, öğretmenlere yönelik baskı ve hakaretlerin sona erdirilmesi için göreve çağırıyoruz.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İstanbul İl Milli Eğitim Müdürünü ve Kadıköy İlçe Milli Eğitim Müdürünü, öğretmenlere yönelik baskı ve hakaretlerin sona erdirilmesi için göreve çağırıyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Not: Derslerin Yabancı Dille okutulamayacağına dair okul öğretmenlerinin hazırladığı rapor ektedir.</p>
<p align="center"><strong>RAPOR</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“ 2011-2012  Eğitim- Öğretim  Yılı  başından  itibaren  matematik ve fen derslerinin Türkçe olması  konusunda  yapılan toplantıda oy çokluğu ( 19 Türkçe &#8211; 4 İngilizce )  ile alınan karar  doğrultusunda  yapılan uygulamanın  gerekçeleri aşağıda  rapor  halinde  sunulmuştur.</p>
<p>Bilgilerinize arz ederim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Madde 18. Değişiklik Tarihi 18.12.2004 / 25674  R.G.</p>
<p>‘’ Bu okullarda  bakanlıkça uygun görülen haftalık ders çizelgeleri  ve öğretim programları uygulanır. Derslerin  öğretimi  Türkçe    yapılır. Ancak matematik  ve fen bilimleri ( fizik, kimya, biyoloji ) derslerini  birinci  yabancı dille  okutabilecek  öğretmen  bulunması ve  en  az  12  öğrencinin  istemesi  halinde  bu  derslerin  öğretimi  birinci yabancı  dille de  yapılabilir.’’   şeklindeki  hüküm  Milli Eğitim Bakanlığı’nın daha sonraki  atamalarla ilgili yapmış olduğu değişiklikler sonucu  uygulanamaz hale gelmiştir. On yılı aşkın bir süredir İngilizce yeterliliği aranmaksızın Türkçe kararnameli öğretmenlerin atanması ve İngilizce kararnamelerin ilsis  kayıtlarında iptal edilmesi, buna  bağlı olarak tüm Anadolu liselerinin eşitlenmesi yönünde  yapılan  çalışmalarda   esas,  tüm  derslerin  Türkçe  yapılmasıdır.</p>
<p>İngilizce öğrenmeye asla karşı olmamakla beraber dünyanın gelişmiş ve gelişmekte olan hiçbir  ülkesinde devlet okullarında yabancı dille eğitim yoktur. Yabancı dil, yabancı dil dersi ve kurslarda öğrenilir. Girmeye çalıştığımız  Avrupa  Birliği  ülkeleri  devlet  okullarının hiçbirinde   yabancı  dille eğitim yapılmamaktadır. Üye ülkelerin devlete bağlı okullarında o ülkelerin dilleri dışında yabancı bir dille fen ve matematik derslerinin verilmesi kesinlikle söz konusu değildir.</p>
<p>18. Milli Eğitim şurası 37. Maddesi gereği;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>‘’Ülkemizde bütün derslerin eğitimi Türkçe olmalı, bazı derslerin yabancı dille eğitiminden vazgeçilmelidir.’’</p>
<p>Milli Eğitim Bakanlığı da şura kararlarına paralel olarak hazırlık sınıflarından fen bilgisi terminoloji derslerini kaldırmıştır ve hazırlık sınıfında matematik ders saatini 3 olarak değiştirmiştir.  Bu noktada biz öğretmenler olarak aynı karar ve görüşleri paylaşıyoruz. Uygulama noktasında yıllardır edindiğimiz  deneyimlerimiz sonucunda  aşağıda maddeler halinde  belirttiğimiz  sonuçlara ulaşmış bulunuyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>1.  Yabancı dilde eğitim yapıldığında; öğrencilerin İngilizce seviyelerinin farklı olması ders takip etmelerini zorlaştırmakta, derse katılımı azaltmakta ve dersteki başarıyı düşürmektedir.</p>
<p>2.  Yeni müfredat programı öğrenci merkezli olup derse öğrenci katılımını arttırmayı hedeflemektedir. Fakat ders yabancı dilde yapıldığında öğrenci katılımı düşmekte ve müfredatın gereği gibi yetiştirilmesi  imkansız  hale gelmektedir.</p>
<p>3.  Sınav salonunda öğrencilerin sürekli olarak kelimelerin karşılıklarını sorması hatta bazı öğrencilerin ‘soruyu İngilizce olması sebebi ile anlayamadığım için yapamadım’ bahanesine sığınmaları</p>
<p>4.  Analitik düşünce gerektiren Fen derslerinin ana dilin inceliklerinin kullanılamaması sonucu başarı seviyesinin düşük olması</p>
<p>5.  Analiz,sentez düzeyde sorulması gereken soruların , öğrencilerin dildeki farklı düzey sebebi ile sorulamaması, sadece  kavrama  düzeyinde  sorularla  yetinilmesi</p>
<p>6. Öğrencilerin derslerin Türkçesini öğrenmeden İngilizcesini ezberlemek zorunda kalmaları onların fen derslerinden soğumalarına neden olmaktadır. Fen derslerinde temel eğitim Türkçe yapılmalı öğrenci bu derslere ait İngilizce terminolojiyi üniversite eğitimi sürecinde ve özellikle bilimsel yayınlar üzerinden geliştirebilir.</p>
<p>7. Matematik dersi ile ilgili terminoloji hazırlık sınıfında artan ders saati nedeni ile 3 saatte  rahatlıkla tamamlanabilir.</p>
<p>8. Zaman zaman söz konusu derslerin İngilizce okutulmasının öğrencilerimizin üniversitelerde hazırlık sınıflarını geçmelerinde katkı sağlayacağı iddia edilmektedir. Ne var ki hazırlık sınıfını geçmek İngilizce eğitimi ile ilgili bir durumdur. Çünkü hazırlık atlama sınavlarında İngilizce bilgisi esas alınmaktadır. Bu konuda yapılması gereken şey bu görevi fen derslerinin öğretmenlerine yüklemek değil İngilizce dersi eğitiminin kalitesini arttırmaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>9.  Öğrenciler dilden kaynaklanan zorluklar nedeni  ile  düşük notlar aldığında dışarıdan özel ders arayışına girip bu ihtiyacı da tekrar bazı öğretmenlerle gidermek isteyebilir  ya da buna yönelebilirler. Bu durum öğretmenlerin itibarına zarar verip veli ve öğrenci nazarında öğretmenin saygınlığını kaybettirir.</p>
<p>10.  Maarif  geleneği olarak ifade  edilen  matematik ve  fen derslerinin  İngilizce yapılması, zorunlu eğitim 8 yıl olmadan önce orta okulda uygulanmış, lise kısmında tüm dersler Türkçe işlenmiştir. Lise kısmında (9. Sınıf) matematik ve fen derslerinin İngilizce yapılması TKY (Toplam Kalite Yönetimi) çalışmalarında fark yaratmak amacıyla benimsenmiştir  ancak uygulama aşamasında yaşanan olumsuzluklar  ve öğrencilerin okula geldikleri başarı yüzdesinde mezun olamadıkları  gerçeği de göz önüne alınarak bu uygulamaya son verme kararı alınmıştır. Alınan tüm kararlarda ve  yapılan  uygulamalarda, gelenekler  değil   MEB   mevzuatı  esas  alınmıştır.</p>
<p>11. Maarif  geleneğinden  gelen diğer anadolu liselerinde ( İzmir-Bornova, Diyarbakır, Samsun, Konya(Meram),  Eskişehir Anadolu Lisesi)  eğitim-öğretim  dili  yıllardır  Türkçe  olmasına  rağmen  Kadıköy  Anadolu  Lisesi’nde  uygun koşulların  ortadan  kalkması  nedeni  ile  İngilizce  eğitimde  ısrar edilmesi  yukarıda  vurgulanan  sorunlara yol açacaktır.</p>
<p>Bu  konuda  benzer  sorunların  tekrar  yaşanmaması  ve  öğrencilerin mağdur  olmaması için  2010  yılında  yapılan  18. Milli Eğitim  Şurası  kararlarında da vurgulandığı gibi ilgili yönetmelik  hükümleri gözden  geçirilmelidir. Nitekim ilgili yönetmelik hükümleri de  (Madde 18. Değişiklik Tarihi 18.12.2004 / 25674  R.G) Bu derslerin İngilizce okutulmasını zorunlu kılmamaktadır.”</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kartalgazetesi.com/16395-kadikoy-anadolu-lisesi%e2%80%99nde-dersler-zorla-ingilizce-okutulmak-isteniyor/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sözleşmeli İken Kadroya Geçenler ve Eş Durumundan Tayın Olanlar Yolluk Alabilecek</title>
		<link>http://www.kartalgazetesi.com/16375-sozlesmeli-iken-kadroya-gecenler-ve-es-durumundan-tayin-olanlar-yolluk-alabilecek</link>
		<comments>http://www.kartalgazetesi.com/16375-sozlesmeli-iken-kadroya-gecenler-ve-es-durumundan-tayin-olanlar-yolluk-alabilecek#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Nov 2011 13:14:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Hanifi Bostan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kartalgazetesi.com/?p=16375</guid>
		<description><![CDATA[Türk Eğitim Sen olarak 4-b’li sözleşmeli öğretmen iken kadroya geçenler veya sözleşmeli iken eş durumundan&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türk Eğitim Sen olarak 4-b’li sözleşmeli öğretmen iken kadroya geçenler veya sözleşmeli iken eş durumundan tayin olanların yolluk almaları için açmış olduğumuz davalar bir bir üyelerimiz lehine sonuçlanmaktadır.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Nitekim en son sonuçlanan davalardan ikisi şöyledir.</p>
<p>657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4-b kapsamında Kütahya İli Emet İlçesinde bir İlköğretim Okulunda öğretmen iken 17.12.2010 tarihli kararname ile eş durumu özrü nedeniyle İstanbul İli Zeytinburnu İlçesindeki bir okula tayin olan üyemiz, görev yeri değişikliğinden kaynaklanan sürekli görev yolluğunun tarafına ödenmemesi nedeniyle sendikamızın İstanbul avukatlarından Şahin Zenginal tarafından açılan davada İstanbul 9. İdare Mahkemesi 17.10.2011 tarih ve 2011/1843 nolu kararıyla “<strong>dava konusu işlemin İPTALİNE, davacının hak ettiği yolluk tutarının davalı idareye başvuru tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine…</strong>” karar vermiştir. Mahkeme iptal gerekçesinde şu hususlara dikkat çekmiştir: “… <strong>görev yeri değişen personele nakil işlemi nedeniyle katlandığı zorunlu giderlerin karşılığı olarak yolluk ödenmesi gerekirken aksi yönde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır</strong>”.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Türk Eğitim Sen üyesi Yahya ASLAN, Şırnak İli Güçlükonak İlçesi Boyuncuk İlköğretim Okulunda 657 sayılı Yasanın 4/b maddesi kapsamında sözleşmeli öğretmen olarak görev yapmakta iken, Mardin İli Derik İlçesi Ambarlı İlköğretim Okuluna kadrolu olarak atanmıştır. Bu atama işleminden dolayı sürekli görev yolluğunun kendisine ödenmesi için idareye yaptığı başvuru reddedilmiştir. Bu red işleminin iptali istemiyle açılan davada, Mardin İdare Mahkemesinin 2011/451 E., 2011/1874 K. Sayılı ve 23.09.2011 tarihli kararıyla işlem iptal edilmiştir. <strong>Kararın gerekçesinde; atama işlemi sonucunda görev yeri değişen kamu görevlisinin karşı karşıya kaldığı külfetin kamu hizmetinin yürütmesinden kaynaklanması nedeni ile bu külfetin kamuca karşılanması gerektiği, sözleşmeli statüde öğretmen olarak görev yapmakta iken yine öğretmen olarak memur kadrosuna atanan ve dolayısıyla yaptığı görevde herhangi bir değişiklik olmaksızın sadece tabi olduğu personel rejimi değişen davacının sürekli görev yolluğuna hak kazandığı belirtilmiştir</strong>.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Şimdiye kadar dava açmayanlara önemli duyuru</strong></p>
<p>6245 Sayılı Harcırah Kanununun 59. Maddesinde düzenlenen süre dava süresi olmayıp, verilen avansın kapatılması amacına yönelik bir Beyanname Verme Süresi olarak düzenlenmiş olduğundan,<strong>beyanname verilmesi için öngörülen bu bir aylık sürenin Hak Düşürücü Süre Olarak Nitelendirilemeyeceği hakkında Danıştay 5. Dairesinin 1997/2699 Karar, 1996/520 Esas Sayılı ve 20.11.1997 Tarihli Kararı bulunmaktadır.</strong></p>
<p><strong>Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kartalgazetesi.com/16375-sozlesmeli-iken-kadroya-gecenler-ve-es-durumundan-tayin-olanlar-yolluk-alabilecek/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Memurları ve öğretmenleri tahakküm altına almak istiyorlar</title>
		<link>http://www.kartalgazetesi.com/16350-memurlari-ve-ogretmenleri-tahakkum-altina-almak-istiyorlar</link>
		<comments>http://www.kartalgazetesi.com/16350-memurlari-ve-ogretmenleri-tahakkum-altina-almak-istiyorlar#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Nov 2011 09:14:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Hanifi Bostan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kartalgazetesi.com/?p=16350</guid>
		<description><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Bursa Hâkimiyet Gazetesine yaptığı özel açıklamada; bütün memurlar&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Bursa Hâkimiyet Gazetesine yaptığı özel açıklamada; bütün memurlar için iller arası rotasyon uygulamasına geçileceğini belirtti.</p>
<p>Faruk Çelik 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununu parça parça değiştirdiklerini son olarak çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameyle de ücretlendirme sisteminde yenilikler getirildiğini ifade etti. Yeni düzenlemenin 657 Sayılı Yasanın bir bölümüne ilişkin olduğunu söyleyen Çelik, kamu personel rejiminde çok daha kapsamlı değişiklikler yapılacağının sinyallerini verdi.  “Çok daha yeni düzenlemeler getireceğiz. İkisini söyleyelim: Birincisi personel rejiminin değişmesi lazım. Ben reformları seven bir insanım. Ancak ben müjdeci anlayışı olan bir bakan değilim. Yıllardır çözülmemiş sorunları irademi ortaya koyarak ve riskleri göze alarak çözme yoluna gittim. Mevcut durumda 5 çeşit personel rejimi var. Bu dağınıklığın giderilmesi ve toparlanması gerekiyor. Kaça ineceğini sosyal taraflarla konuştuktan sonra belirleyeceğiz. İkinci reformu da memurlarda rotasyon yaparak gerçekleştirmek istiyoruz”.</p>
<p>Bakan Çelik, memurların bütünü için iller arası rotasyon uygulamasına geçileceğini söyledi. “Memurlarda rotasyon mutlaka olmalı” diyen Çelik taşeron işçilerin kadroya geçişiyle ilgili bir gündem maddelerinin olmadığını da ayrıca vurguladı.</p>
<p>Her gün kamu görevlileri ve kamu yönetimi ile ilgili kapalı kapılar ardında hazırladıkları düzenlemelere bir yenisini ekleyen hükümet, şimdi de iller arası rotasyon uygulamasıyla, memurları tedirgin etmeyi ve tam olarak siyasi tahakkümleri altına almayı hedefliyor.</p>
<p>Hatırlanacağı gibi Milli Eğitim Bakanlığı müfettişlerine iller arası rotasyon getirilmiş ve birçok karmaşaya, haksızlığa ve mağduriyete sebep olmuştu. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’nın Bursa’da yaptığı açıklama ile bu karmaşanın ve mağduriyetin başta öğretmenler ve öğretim üyeleri olmak üzere bütün memurlar arasında hâkim kılınmak istendiği göze çarpıyor.</p>
<p>İller arası rotasyon uygulamasıyla emekliliğe zorlanan memurlar, parçalanmış aileler ve sürgün edilen memurlar göreceğimiz aşikâr.</p>
<p>Türkiye Kamu-Sen olarak, bütün öğretmenlere, öğretim üyelerine ve bütün memurlara çağrıda bulunarak; tehlikenin boyutlarının farkına varmalarını ve kazanılmış haklarına sahip çıkmaya davet ediyoruz.</p>
<p>Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kartalgazetesi.com/16350-memurlari-ve-ogretmenleri-tahakkum-altina-almak-istiyorlar/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>4 Kasımda Verilecek Avans Bayram İkramiyesine Dönüştürülsün</title>
		<link>http://www.kartalgazetesi.com/16266-4-kasimda-verilecek-avans-bayram-ikramiyesine-donusturulsun-2</link>
		<comments>http://www.kartalgazetesi.com/16266-4-kasimda-verilecek-avans-bayram-ikramiyesine-donusturulsun-2#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Nov 2011 10:40:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Hanifi Bostan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kartalgazetesi.com/?p=16266</guid>
		<description><![CDATA[Maliye Bakanlığı, kamu çalışanlarının maaşlarının Kurban bayramı öncesinde verilmesini kararlaştırmıştır. Bu haber bütün basın yayın&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Maliye Bakanlığı, kamu çalışanlarının maaşlarının Kurban bayramı öncesinde verilmesini kararlaştırmıştır. Bu haber bütün basın yayın organlarında müjde olarak yansıtılmaktadır.</p>
<p>Ekonomik olumsuzlukları gündelik hayatlarında en çok hisseden dar ve sabit gelirliler için maaşların erken ödenmesi kuşkusuz onları rahatlatacak, Kurban Bayramı öncesinde hazırlıklarını yapma imkânı sağlayacaktır.</p>
<p>Ancak Türkiye Kamu-Sen olarak kamu çalışanlarını dikkatli olmaları konusunda uyarmak istiyoruz. Unutulmamalıdır ki; Kasım ayının 4’ünde verilecek maaşın ardından bir sonraki maaş 41 gün sonra yani 2011 Aralık ayının 15’inde kamu çalışanlarına ödenecektir. Kasım ayının 4’ünde verilecek maaşla 41 gün geçim sağlanacağı gerçeği unutulmamalıdır. Türkiye Kamu Sen Ar-Ge Merkezi’nin yaptığı araştırmaya göre zaten memur maaşları, ailelerin ancak 12 ile 15 günlük ihtiyaçlarını karşılamaya yetmektedir. Şimdi ise memur, bu parayla 41 gün geçinmek zorunda kalacaktır. Bu nedenle müjde olarak verilen haberlerin kâbusa dönüşmesi ihtimali yüksektir.</p>
<p>Ülkemizin, son yıllarda büyük maddi refaha kavuştuğu hükümet tarafından sık sık ifade edilmektedir. Bu durumda, söz konusu ekonomik büyümeden kamu çalışanlarının da faydalanması düşüncesiyle, Kurban bayramı sonunda daha da zor duruma düşmemeleri için, 4 Kasım tarihinde verilecek avansın, 1 maaş tutarında bayram ikramiyesine dönüştürülmesi zorunlu olmuştur.</p>
<p>Memurların büyük çoğunluğu borçlu bulunmakta ve ay sonunu getirememektedir. Erken maaş ödemesiyle Bayrama ceplerine maaşlarını koyarak girecek olan memurlar, 41 gün maaş alamayacaklar ve bu nedenle mağdur olacaklar.</p>
<p>Türkiye Kamu Sen olarak memurların mağdur olmaması için Başbakan’a ve Maliye Bakanlığına dilekçe ile başvurularak 4 Kasım tarihinde verilecek avansın 1 maaş tutarında bayram ikramiyesine dönüştürülmesi resmen istenmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Türkiye Kamu-Sen</p>
<p>İstanbul İl Başkanı</p>
<p>Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kartalgazetesi.com/16266-4-kasimda-verilecek-avans-bayram-ikramiyesine-donusturulsun-2/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Memurun İş Güvencesi Kaldırılamaz</title>
		<link>http://www.kartalgazetesi.com/16265-memurun-is-guvencesi-kaldirilamaz-2</link>
		<comments>http://www.kartalgazetesi.com/16265-memurun-is-guvencesi-kaldirilamaz-2#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Nov 2011 10:38:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Hanifi Bostan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kartalgazetesi.com/?p=16265</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye’yi Eylem Alanına Çeviririz 
Kamu çalışanlarının haklarını geriletecek, iş güvencesini ortadan kaldıracak birçok kanun tasarısının&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><strong>Türkiye’yi Eylem Alanına Çeviririz </strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong></strong>Kamu çalışanlarının haklarını geriletecek, iş güvencesini ortadan kaldıracak birçok kanun tasarısının gündemi meşgul ettiği bir dönemi yaşamaktayız. Bir çalışan için kazanılmış en büyük haklardan biri, iş güvencesidir. İktidar geldiği günden beri, memurluk güvencesini ortadan kaldırarak, güvensiz ve güvencesiz bir çalışma hayatı oluşturmak için altyapı hazırlamakta, türlü söylemlerle kazanılmış haklarını yok edecek uygulamalarla, memurlarımızı adeta bir ateş çemberinin içine atmak istemektedir. Türkiye Kamu-Sen, Türk memurunu çepeçevre sarmakta olan bu ateş çemberini parçalamak için çok mücadele verdi ve vermeye devam edecektir.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Milletimiz önemli konularda yanlış bilgilendiriliyor </strong></p>
<p style="text-align: left;">Ne yazık ki milletimiz, geleceğini etkileyecek olan önemli konularda sürekli yanlış bilgilendirilmekte ve yönlendirilmektedir. Ülkemizin temeline dinamit koymak isteyenler, önce yapay sorunlarla gündemi meşgul emekte, ardından da bu sorunun kaynağı olarak ilgisiz yerleri hedef göstermektedirler. Nitekim geçmişte de <strong>kamu yönetimi ve kamu personeli reformu</strong> adı altında yürütülen ve Türkiye Kamu-Sen’in mücadelesi sonucunda rafa kaldırılan çalışmalarında bunların örneklerini gördük.<strong> </strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Memurlar tasfiye edilmek isteniyor </strong></p>
<p style="text-align: left;">Yıllardan beri ülkemiz, bazı malum çevreler aracılığıyla yıpratılmakta, kaynaklarımız ve değerlerimiz talan edilmektedir. Ancak; ne hikmetse hazırlanan her kanun tasarısı bu olumsuzlukların kaynağı olarak kamu kurumlarını ve kamu çalışanlarını göstermektedir. <strong>Şimdi de bir kez daha eşit işe eşit ücret, daha sade bir kamu personel sistemi gibi aldatmacalarla, herkesin çalışan adı altında birleştiği ve en temel çalışma haklarından mahrum kaldığı bir yapı oluşturulmak istenmektedir. Bu yolla memurlar cezalandırılacak ve tasfiye edilecektir. Bir kere, hazırlanmakta olduğu iddia edilen kanunla ilgili olarak sivil toplum kuruluşlarına bilgi verilmemesi, onların görüşlerine başvurulmaması başlı başına kabul edilemez bir durumdur.</strong><strong> </strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Memurluk güvencesini kaldırmaya çalışıyorlar </strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Türkiye Kamu-Sen olarak, yıllardır her ne ad altında olursa olsun tüm çalışanların iş güvencesine kavuşturulması için mücadele etmekteyiz. Ancak kamuoyuna yansıyan açıklamalardan siyasi iktidarın, kamu kesiminde memurluk güvencesini yok etmeye, tek tip istihdam modeli diyerek memurları, özel sektör işçileriyle aynı potada eritmeye ve iş güvencesini kaldırmaya çalıştığı görülmektedir. </strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Türkiye Kamu-Sen olarak memurları uyarıyoruz </strong></p>
<p style="text-align: left;">Son günlerde bütün basın yayın organlarında gerekli yasal düzenlemelerin yapılacağı, kamu personel sisteminin tamamen değiştirilerek, tek tip istihdam modeline geçileceği haberleri yer almaktadır. <strong>Bilinmelidir ki, cilalanmış paketler eşliğinde sunulan bu istihdam biçimi, her türlü güvenceden mahrum, tayin hakkı olmayan, aile bütünlüğünün korunmadığı, türlü istismarlara açık, sendikasız, güvensiz ve güvencesiz bir modeldir. Bu yolla memurların Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan beri elde ettikleri en büyük kazanım olan iş güvenceleri gasp edilmek üzeredir. Bu nedenle tüm memurlarımızı karşı karşıya oldukları bu tehlike konusunda uyarıyor; yapılan yanlış yönlendirmelere kanmamaları ve güvencelerine sahip çıkmaları için harekete geçmeye davet ediyoruz. </strong></p>
<p style="text-align: left;" align="right"><strong>Türkiye’yi eylem alanına çeviririz</strong></p>
<p style="text-align: left;" align="right"><strong>Sorunları çözmenin yolu, sorunların temelinde yatan nedenlerin doğru tespit edilmesinden geçmektedir. Ama eğer niyetiniz kötüyse; o zaman personel reformu dersiniz, milyonlarca kamu çalışanını sözleşmeli statüye geçirip, iş güvencesini yok etmek istersiniz. Kamu yönetimi reformu dersiniz, üniter devleti bitirmek istersiniz. Üstelik bunları yaparken de kamuoyunu yanıltır, gerçekleri gizlersiniz. Bu tasarıları kapalı kapılar ardında hazırlar, kimselere göstermezsiniz. Hazırladığınız kanun taslaklarını, hamaset dolu sözlerle piyasaya pazarlamaya çalışırsınız ama gerçek içeriğinden de kimseye bahsetmezsiniz. Sonra da çıkar, bu düzenlemeleri milletin ve vatanın iyiliği için yaptığınızı iddia edersiniz. Ama kimse size inanmaz. Zaten Türkiye Kamu-Sen de bu niyetlerinizi bildiği için buna asla müsaade etmez. Türk memurunun güvencelerini yok etmek isteyenler, 2 milyon 600 bin kamu çalışanının çelikleşmiş iradelerini karşılarında bulur. Böyle bir girişim durumunda, Türkiye’yi eylem alanına çevireceğimizden kimsenin şüphesi olmamalıdır. Bu nedenle Türk memurunun en büyük kazanımını gasp etmeye çalışanlar, akıllarını başlarına almalı ve daha aklıselim hareket etmelidirler.</strong></p>
<p style="text-align: left;" align="right">
<p style="text-align: left;" align="right"><strong>Türkiye Kamu-Sen </strong></p>
<p style="text-align: left;" align="right"><strong>  İstanbul İl Başkanı</strong><strong> </strong></p>
<p style="text-align: left;" align="right"><strong>Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kartalgazetesi.com/16265-memurun-is-guvencesi-kaldirilamaz-2/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÖSYM’ye usulsüz sözleşmeli personel alımını yargı kararıyla durdurduk</title>
		<link>http://www.kartalgazetesi.com/16242-osym%e2%80%99ye-usulsuz-sozlesmeli-personel-alimini-yargi-karariyla-durdurduk</link>
		<comments>http://www.kartalgazetesi.com/16242-osym%e2%80%99ye-usulsuz-sozlesmeli-personel-alimini-yargi-karariyla-durdurduk#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Nov 2011 07:16:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Hanifi Bostan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kartalgazetesi.com/?p=16242</guid>
		<description><![CDATA[Türk Eğitim Sen olarak 31 Aralık 2010 tarih ve 27802 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2010/1169&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türk Eğitim Sen olarak 31 Aralık 2010 tarih ve 27802 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2010/1169 sayılı “Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Esaslar” hakkında değişiklik yapılan Bakanlar Kurulu Kararının Geçici 10. Maddesinin yürütmesinin durdurulması ve devamında iptali amacı ile Danıştay nezdinde dava açmıştık. Açılan davada Danıştay 12. Dairesinin 21.09.2011 tarih ve 2011/1451E sayılı kararı ile anılan hükmün yürütmesi durdurulmuştur.</p>
<p>Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Esaslar” hakkında değişiklik yapılan Bakanlar Kurulu Kararının Geçici 10. Maddesinde “Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı, toplam sayısı 20’yi geçmemek kaydıyla ek 2 hükümlerine bağlı olmaksızın 2011 yılı sonuna kadar, Yüksek Öğretim Kurulunca belirlenecek esaslara göre sözleşmeli personel alabilir” denilmektedir. Bu madde ile ÖSYM’ye 2011 yılı sonuna kadar 20 kişiyi geçmemek kaydıyla Yüksek Öğretim Kurulu tarafından belirlenen alım esasları doğrultusunda KPSS sınav puanı aranmaksızın, sübjektif olarak tamamen idarenin keyfiyeti ile personel alımı Danıştay tarafından hukuka uygun bulunmamıştır. Kararda “sınav şartının ilan edilen bazı kadrolar için aranmaması yönünde davalı idareye verilen yetki doğrultusunda sınav yapılmadan bazı kadrolara elaman alınması üst düzenlemelere ve eşitlik ilkesine aykırı olduğundan ve sübjektif değerlendirmelerin oluşabilmesine yol açıcı etkileri bulunduğundan dava konusu esasların geçici 10. maddesinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır” denilerek yürütmeyi durdurma kararının gerekçesi oluşturulmuştur.</p>
<p>KPSS sınav puanı aranmadan adrese teslim kadro ilanları ile bir takım kişilere yapılan ayrıcalık yargı kararı uyarınca sona ermiştir. Hukuk devletinde yaşadığımız unutularak işlem tesis edilmesine yargı bir kez daha dur demiştir.</p>
<p>05 Ekim 2011 tarihli Resmi Gazetede 2011/2249 sayılı Bakanlar Kurulu kararı yayımlanmıştır. Anılan karar ile Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslarda Değişiklik yapılmış ve Danıştay tarafından yürütmesi durdurulan ve KPSS sınav şartı aranmaksızın 20 kişinin atanabileceğini düzenleyen Geçici 10. madde değiştirilerek sayı 60’a yükseltilmiştir. Bu düzenlemede sendikamızca yargıya konu edilecektir.</p>
<p>Bir takım çevrelere yakınlığı olduğu gerekçesi ile tamamen Yüksek Öğretim Kurulunca belirlenecek kişiye özel esaslara göre personel alımına Türk Eğitim Sen olarak sorumlu sendikacılık anlayışı gereği sessiz kalmayacağımız kamuoyuna saygı ile duyururuz.</p>
<p><strong>Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan</strong></p>
<p><strong>Türkiye Kamu Sen ve Türk Eğitim Sen </strong></p>
<p><strong>İstanbul İl Başkanı</strong><strong></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kartalgazetesi.com/16242-osym%e2%80%99ye-usulsuz-sozlesmeli-personel-alimini-yargi-karariyla-durdurduk/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>4 Kasımda Verilecek Avans  Bayram İkramiyesine Dönüştürülsün</title>
		<link>http://www.kartalgazetesi.com/16223-4-kasimda-verilecek-avans-bayram-ikramiyesine-donusturulsun</link>
		<comments>http://www.kartalgazetesi.com/16223-4-kasimda-verilecek-avans-bayram-ikramiyesine-donusturulsun#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Nov 2011 08:11:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Hanifi Bostan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kartalgazetesi.com/?p=16223</guid>
		<description><![CDATA[Maliye Bakanlığı, kamu çalışanlarının maaşlarının Kurban bayramı öncesinde verilmesini kararlaştırmıştır. Bu haber bütün basın yayın&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Maliye Bakanlığı, kamu çalışanlarının maaşlarının Kurban bayramı öncesinde verilmesini kararlaştırmıştır. Bu haber bütün basın yayın organlarında müjde olarak yansıtılmaktadır. Ekonomik olumsuzlukları gündelik hayatlarında en çok hisseden dar ve sabit gelirliler için maaşların erken ödenmesi kuşkusuz onları rahatlatacak, Kurban Bayramı öncesinde hazırlıklarını yapma imkânı sağlayacaktır.</p>
<p>Ancak Türkiye Kamu-Sen olarak kamu çalışanlarını dikkatli olmaları konusunda uyarmak istiyoruz. Unutulmamalıdır ki; Kasım ayının 4’ünde verilecek maaşın ardından bir sonraki maaş 41 gün sonra yani 2011 Aralık ayının 15’inde kamu çalışanlarına ödenecektir. Kasım ayının 4’ünde verilecek maaşla 41 gün geçim sağlanacağı gerçeği unutulmamalıdır. Türkiye Kamu Sen Ar-Ge Merkezi’nin yaptığı araştırmaya göre zaten memur maaşları, ailelerin ancak 12 ile 15 günlük ihtiyaçlarını karşılamaya yetmektedir. Şimdi ise memur, bu parayla 41 gün geçinmek zorunda kalacaktır. Bu nedenle müjde olarak verilen haberlerin kâbusa dönüşmesi ihtimali yüksektir.</p>
<p>Ülkemizin, son yıllarda büyük maddi refaha kavuştuğu hükümet tarafından sık sık ifade edilmektedir. Bu durumda, söz konusu ekonomik büyümeden kamu çalışanlarının da faydalanması düşüncesiyle, Kurban bayramı sonunda daha da zor duruma düşmemeleri için, 4 Kasım tarihinde verilecek avansın, 1 maaş tutarında bayram ikramiyesine dönüştürülmesi zorunlu olmuştur.</p>
<p>Memurların büyük çoğunluğu borçlu bulunmakta ve ay sonunu getirememektedir. Erken maaş ödemesiyle Bayrama ceplerine maaşlarını koyarak girecek olan memurlar, 41 gün maaş alamayacaklar ve bu nedenle mağdur olacaklar. Türkiye Kamu Sen olarak memurların mağdur olmaması için Başbakan’a ve Maliye Bakanlığına dilekçe ile başvurularak 4 Kasım tarihinde verilecek avansın 1 maaş tutarında bayram ikramiyesine dönüştürülmesi resmen istenmiştir.</p>
<p><strong>Türkiye Kamu-Sen </strong></p>
<p><strong>İstanbul İl Başkanı</strong><strong>  </strong></p>
<p><strong>Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kartalgazetesi.com/16223-4-kasimda-verilecek-avans-bayram-ikramiyesine-donusturulsun/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Depremzede eğitimcilere öncelik tanınsın</title>
		<link>http://www.kartalgazetesi.com/16193-depremzede-egitimcilere-oncelik-taninsin</link>
		<comments>http://www.kartalgazetesi.com/16193-depremzede-egitimcilere-oncelik-taninsin#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Nov 2011 12:22:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Hanifi Bostan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kartalgazetesi.com/?p=16193</guid>
		<description><![CDATA[23 Ekim 2011 Pazar günü Van il merkezi ve bu ile bağlı Erciş ilçesinde meydana&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>23 Ekim 2011 Pazar günü Van il merkezi ve bu ile bağlı Erciş ilçesinde meydana gelen 7,2 şiddetindeki deprem sebebiyle ne yazık ki 601 vatandaşımız hayatını kaybetti, binlerce insanımız yaralandı, depremden dolayı çok sayıda bina hasar gördü ve binalar kullanılamaz hale geldi.  Depremde hayatını kaybeden öğretmenlerimizin sayısı da 65’e yükseldi.</p>
<p><strong>Meydana gelen kayıplar burada yaşayan halkı ve bölgede görev yapan öğretmenleri maddi, manevi ve psikolojik olarak bir hayli yıprattı.</strong></p>
<p>Deprem bölgesinde geçici bir süre ara verilen eğitim-öğretime 14 Kasım 2011 tarihinden itibaren devam edilecektir. Afet bölgesinde görev yapan ve depremi bizzat yaşayan öğretmenlerimizin depremin yıkıcı etkileri sebebiyle psikolojileri bozulmuş, evlerinin depremde hasara uğramasından dolayı barınacak yer sorunu gündeme gelmiştir. Önümüzdeki mevsimin kış olması ve bölgede havanın her geçen gün soğuması durumu daha da güçleştirecektir.</p>
<p><strong>Deprem bölgesinde evleri hasar gören vatandaşlarımızın barınma ihtiyacının giderilmesi için prefabrik konutların tahsis edilmesi gündeme gelmiştir. Şartlar ne olursa olsun kesintiye uğraması mümkün olmayan eğitim-öğretim hayatının depremden dolayı gördüğü olumsuz etkinin en aza indirgenmesi için, bölgede prefabrik konut tahsisinde öğretmen ve diğer eğitim çalışanlarına öncelik tanınması gerekmektedir.</strong></p>
<p>Yine, Öğretmenlerin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin Genel ve özel hayatı etkileyen nedenlere bağlı yer değiştirmeler başlıklı 39. maddesinde “ (1) Genel hayatı etkileyen;  deprem, sel,  yangın ve benzeri doğal afetlerin meydana geldiği yerleşim yerlerinde veya bölgelerde kendisinin veya bakmakla yükümlü olduğu yakınlarından birisinin maddi veya manevi zarara uğradığını kriz merkezlerinden alacağı belge ile belgelendirmeleri ve görev yaptıkları ilin en üst mülkî amirinin uygun görmesi kaydıyla öğretmenler olay tarihinden itibaren bir yıl içinde yer değiştirme isteğinde bulunabilirler” hükmü yer almaktadır.</p>
<p>Deprem bölgesinde görev yapan eğitim çalışanları yönetmeliğin bu hükmüne göre istemeleri halinde genel ve özel hayatı etkileyen nedenlere bağlı yer değiştirmeler kapsamında yer değişikliği isteyebileceklerdir. Ancak; anılan yönetmelik hükmüne göre bu kişilerin kendisinin veya bakmakla yükümlü olduğu yakınlarından birisinin maddi veya manevi zarara uğradığını kriz merkezlerinden alacağı belge ile belgelendirmeleri gerekmektedir. Bu belgenin alınmasında birçok zorluklarla karşılaşılmakta, bu nedenle deprem mağduru olduğu halde pek çok öğretmen bu madde hükmünden yararlanamamaktadır.</p>
<p><strong>Türk Eğitim Sen olarak, deprem nedeniyle yakınlarını kaybetmiş, evi ve eşyaları büyük zararlar görmüş, depremin yarattığı psikolojik travma nedeniyle olumsuz etkilenmiş eğitim çalışanlarına yukarıdaki hükümden faydalanmaları için gerekli kolaylıkların sağlanmasını ve her şarta rağmen bölgede görev yapmayı düşünen öğretmenlerimize ve eğitim çalışanlarına</strong><strong> prefabrik konut tahsisinde öncelik tanınmasını istiyoruz.</strong></p>
<p><strong>Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan</strong></p>
<p><strong>Türkiye Kamu Sen ve Türk Eğitim Sen</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kartalgazetesi.com/16193-depremzede-egitimcilere-oncelik-taninsin/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ucube Bir Toplu Sözleşme Kanunu İle Karşı Karşıyayız</title>
		<link>http://www.kartalgazetesi.com/16119-ucube-bir-toplu-sozlesme-kanunu-ile-karsi-karsiyayiz</link>
		<comments>http://www.kartalgazetesi.com/16119-ucube-bir-toplu-sozlesme-kanunu-ile-karsi-karsiyayiz#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 29 Oct 2011 07:41:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Hanifi Bostan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kartalgazetesi.com/?p=16119</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye Kamu-Sen İstanbul İl Başkanı Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan yaptığı basın açıklamasında, Demokratik&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Kamu-Sen İstanbul İl Başkanı Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan yaptığı basın açıklamasında, Demokratik değerlere kavuşmamızın 88. yıldönümünde, bir demokrasi ve sosyal diyalog cinayetine şahit oluyoruz.  Yapılan müzakerelerin hiçe sayıldığı, demokratik ilkelerin iğdiş edildiği, farklı görüşlerin yok sayıldığı, toplu sözleşme sistemi adıyla ucube bir yapının oluşturulduğu bir sendika kanun taslağı ile karşı karşıyayız. Bu yapılanlar Cumhuriyetimizin 88. yılında, çalışma hayatında memurlara vurulan en büyük demokrasi darbesi olmuştur.</p>
<p>Memurlarımızın toplu sözleşme hakkını nasıl kullanacağı, 2,5 milyon kamu görevlisi, aileleri ve emekliler ile birlikte 15 milyon insanımız için hayati önem taşımaktadır. Bu denli geniş bir kitlenin ekonomik ve sosyal olarak geleceğini belirleyecek kanunla ilgili çalışmalar da son derece önemlidir. Yıllardır memurlarımızın toplu sözleşme ve grev hakkı için her platformda mücadele vermekteyiz. Memurların toplu sözleşme hakkına kavuşması, Türkiye Kamu-Sen’in ilkeli, cesur, ısrarlı ve planlı hareketi sayesinde olmuştur.</p>
<p>Toplu sözleşme hakkının nasıl kullanılacağının belirleneceği kanunun hazırlık çalışmalarına da aynı önemi ve değeri vererek; ulusal ve uluslar arası ilkeler doğrultusunda hareket etmeye gayret gösterdik. Türkiye Kamu-Sen olarak, gelişmiş sendikal haklarla donatılmış, katılımcı bir toplu sözleşme hakkından yana olduğumuzu defalarca belirttik.</p>
<p>ILO başta olmak üzere, uluslar arası sözleşme metinlerinde, çalışanların sendikal ve demokratik hakları düzenlenmiştir. Bu doğrultuda yürüttüğümüz kanun çalışmalarında gerek teknik düzeyde gerekse başkanlar düzeyinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Faruk Çelik’le yaptığımız toplantılarda, toplu sözleşme hakkının memurlar tarafından etkili bir şekilde kullanılabilmesi için gerekli olan ilkeleri ortaya koyduk. Toplu sözleşme görüşmelerinde kamu çalışanlarının temsili ve toplu sözleşmeyi imzalama yetkisi ile ortaya çıkacak uzlaşmazlıklarda Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’na başvuru hakkı gibi temel konularda Türkiye Kamu-Sen’in olmazsa olmazlarını sayın bakana defalarca bildirdik.</p>
<p>Hepinizin yakından takip ettiği üzere bu üç önemli konuda taraflar arasında tam bir uzlaşma sağlanamadı ve Sayın Bakan, üzerinde anlaşılamayan konuları olduğu gibi Bakanlar Kurulu’na taşıyacağını ve tüm</p>
<p>konfederasyonların çekincelerini orada açıklayacağını bildirdi. Hatta hayati konular diyebileceğimiz, bu konuların birçoğunda bizler gibi düşündüğünü de açıkladı ve “görüşlerimi Bakanlar Kurulu’nda da savunacağım” dedi.</p>
<p>Ancak elimize gelen taslakta, bizlerin hiçbir talebinin yer almadığını, taslağın önemli konularının tamamen bir konfederasyonunun talepleri doğrultusunda hazırlandığını gördük. Buna göre taslak çalışması, tek taraflı olarak hazırlanmış; taslakta malum konfederasyonun zarar görmemesi uğruna, toplu sözleşme sistemi yok edilmiştir.</p>
<p>Taslakla toplu pazarlık sistemi yerine, malum sendika ile yapılan bir sohbet toplantısı planlanmış olduğu görülmektedir. Öyle ki, toplu sözleşme görüşmelerinde nispi temsil sistemi uygulanacağı, yani pazarlıklarda her konfederasyonun üye sayısı ile orantılı olarak temsil edileceği belirtiliyor.</p>
<p>Ama bir üye fazlasıyla bile olsa, en çok üye kaydeden konfederasyona, +1 temsilci kontenjanı peşinen veriliyor. Bununla da yetinilmiyor, toplu sözleşme imzalanırken, sözleşmeye imza atanlarla atmayanların sayısının eşit olması durumunda, en çok üyeye sahip konfederasyonun imzasının geçerli olacağı kabul edilerek, eşitlik durumunda malum konfederasyona +1 oy hakkı daha veriliyor ve tam anlamıyla bir sendikal katliam uygulanıyor. Görünüşte konfederasyonlar toplu pazarlık masasında yer alacak gibi görünüyor ancak, bu temsilci hesabıyla konfederasyonlara söz hakkı verilmiyor. Yani iktidar, “hangi şart olursa olsun, toplu sözleşmeyi mutlak surette malum sendikayla yapmak istiyorum” diyor.</p>
<p>Her şekliyle demokrasinin ilkelerine aykırı bir uygulama getiren taslakta, malum sendika dışında hiçbir sendikaya toplu sözleşme görüşmelerine danışman getirme, komisyonlarda teknik danışman bulundurma hakkı tanınmıyor. Böyle bir uygulama ne hukuk, ne sendikacılık, ne demokrasi, ne de matematik kuralları ile açıklanamaz. Bunu açıklayacak tek bir kural vardır; o da yandaşlık kuralları. Bunun yanında, toplu sözleşmenin imzalanması için bütün konularda anlaşma sağlama zorunluluğu getirilerek, kamu çalışanlarına bir dayatmada bulunulması da planlanmış.</p>
<p>Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’na başvuru hakkımız da gasp edilmiştir.</p>
<p>Genel toplu sözleşme görüşmelerine katılmayan konfederasyona bağlı sendikaların, hizmet kolu toplu sözleşmelerine katılması da engellenerek, hem o sendika hem de sendikaya üye olan çalışanlar cezalandırılmakta, sendikaların masa dışındaki mücadele gücü de baltalanmaktadır. Dolayısı ile getirilmek istenilen sistem, davulun yandaşlarda, tokmağın hükümette olduğu bir yapıdır. Bu yapıyı desteklemek için de Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’na Sayıştay Başkanı’nın başkanlık etmesi öngörülmüştür. Oysa konfederasyonlar, en azından konusu itibarı ile hakem kuruluna Yargıtay 9. Hukuk Dairesi Başkanı’nın başkanlık etmesinin uygun olacağını belirtmişti. Bu konunun neden değerlendirilmediği izaha muhtaç bir durum arz ediyor.</p>
<p>Bununla birlikte yerel yönetimlerde bu kanun hükümleri dışında, zorunluluk esasına dayanmadan ve toplu sözleşme sayılmayan anlaşmalarla, kamu çalışanlarına ek ödemeler yapılabileceği öngörülmüş. Yani yerel yönetimlere toplu sözleşme yapma zorunluluğu getirilmemiş; aksine kurumsal toplu sözleşme konusu gönüllülük esasına bırakılmıştır. Buna göre bazı belediyeler kurumsal toplu sözleşme yaparken, bazı belediyeler ısrarla sözleşme imzalamayacak ve istemediği sendikalar üzerinde baskı oluşturacaktır.</p>
<p>Böyle bir uygulama çifte standarttır; kanun yapma tekniğine de aykırıdır.</p>
<p>Yerel yönetimlerdeki fiili durumu, belirsizliğe gömme anlamı taşımaktadır. Bu uygulamada, uyuşmazlık çıkması durumunda konuyu hakem kurulundan kaçırma ve belediye çalışanlarının hak arama mücadelesini yok etme amacı açıkça görülüyor. Ayrıca, sözleşme imzalayanla imzalamayan belediyeler arasında da adaletsiz bir durum ortaya çıkacak, iki ayrı belediyede çalışan arasında büyük ücret farkları oluşacaktır. Bunun Anayasanın eşitlik ilkesine, insan haklarına, çalışan haklarına aykırı bir durum olduğunu anlatmaya gerek var mıdır?</p>
<p>Eğer adil bir yapı kurulmak isteniyorsa, bu tür sözleşmeler, bizim teklif ettiğimiz gibi kurumsal toplu sözleşme adıyla tüm belediyelerde yapılmalıdır. Bir taraftan eşit işe eşit ücret ilkesini savunduğunu iddia ederken, diğer taraftan malum sendikanın varlığını korumak adına, sistemi kökünden adaletsiz bir yapıya büründürecek, bir yasal kılıfı kabul etmiyoruz.</p>
<p>Kısacası, tam olarak danışıklı dövüş içinde hazırlanmış bir taslakla karşı karşıyayız. Öyle ki, toplu sözleşme görüşmelerinde görüntü olarak üç büyük konfederasyon bulunacak ama söz hakkı malum konfederasyonda olacak.</p>
<p>Sarı sendikaların masada memurları satması durumunda, Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’na başvuru hakkımız olmayacak. Toplu sözleşmeyi imzalama konusunda eşitlik ortaya çıkması durumunda da malum konfederasyonun dediği olacak.</p>
<p>Masada teknik heyet bulundurma, oluşturulacak komisyonlara teknik heyetle katkıda bulunma hakkımız olmayacak. Bunun adına da adil, demokratik, ILO standartlarında toplu sözleşme sistemi denilecek. Bizler aylardır, dünyaya örnek teşkil edecek, sendikacılığı destekleyen, memurların gerçek anlamda en geniş şekliyle temsil edilmesine imkân sağlayacak, kamu görevlilerinin iradelerinin ve pazarlık gücünün toplu sözleşme masasına taşınabileceği bir yapı oluşturabilmek için toplantılar yaptık; görüş bildirdik.</p>
<p>Aylarca teknik toplantılar yapıldı. Sayın Bakanla, Üçlü danışma Kurulu çerçevesinde, yaklaşık 30 saat süren toplantılar gerçekleştirdik. Ama gelinen süreç ortadadır. Memurların iradesinin yok sayıldığı, tek taraflı olarak, bir konfederasyonun korunup kollandığı bir taslak hazırlanmıştır. Madem böyle olacaktı; keşke bakan o toplantıları tek bir konfederasyonla yapsaydı.</p>
<p>Bu taslağın ortaya çıkması sürecinde en büyük pay kuşkusuz ki, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Faruk Çelik’e aittir. Sayın Çelik, böylesine anti demokratik ve başkasına söz hakkı tanımayan bir taslağı içine sindirebildi mi doğrusu merak ediyoruz. Bu taslak gerçekten Sayın Çelik tarafından mı hazırlanmıştır yoksa malum konfederasyon tarafından kendisine dikte mi ettirilmiştir?</p>
<p>Üçlü Danışma Kurulu Toplantılarında bir konfederasyon başkanının, sayın bakanı açıkça tehdit ettiğine ve taslağın bakanın yapacağı toplantılarda değil, ilgili mahfillerde yetkili kişilerle kapalı kapılar ardındaki görüşmelerde netleşeceğini söylediğine şahit olmuştuk. Acaba Sayın Bakan, bu tehditlere boyun eğmek zorunda mı kalmıştır ki, anlaşılamayan konuların tamamında bu konfederasyonun talepleri ön plana çıkarılmıştır? Ortaya çıkarılan tasarı taslağı, malum sendikanın teklifi ile birebir örtüşmektedir.</p>
<p>Hem toplu sözleşmenin tarafları hem Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’na itiraz hakkı hem de kurulun teşkili, malum sendikanın teklif ettiği şekilde oluşturulmuştur. Bu şekliyle, 2,5 milyon memurdan 2 milyonunu yok sayarak, onların tercihlerine söz hakkı tanımayarak yapılacak bir toplu sözleşme görüşmesi, acaba sayın bakanın içine sinecek midir?</p>
<p>Malum konfederasyonla kol kola girilerek hazırlanan bu taslakla, demokrasi alaşağı edilmiş, yandaşın yandaş olmayan üzerinde hâkimiyet kurması amaçlanmıştır.</p>
<p>Başta Sayın Faruk Çelik olmak üzere yetkililer, aylar süren müzakere ve diyalog sürecini yok sayarak, hazırladıkları Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanun Tasarısı Taslağı ile verilen sözlerin nasıl tutulmayacağının, ilkesizliğin, adam kayırmanın, ikili oynamanın ve kapalı kapılar ardında yapılan hesapların nasıl hayata geçirileceğinin, uygulamalı dersini verdiler.</p>
<p>Hükümet, toplu sözleşme hakkının yalnızca yazılı metinlerde kalmaması, bu hakkın herkesi memnun edecek şekilde hayata geçirilmesi için önerilerimize ve çekincelerimize kulak vermemiştir. Sayın Çelik, toplantılar boyunca ifade ettiği etik değerleri ayaklar altına alarak, mevki ve makamı, güvenilirliğine tercih ettiğini ortaya koymuştur.</p>
<p>Bilinmelidir ki, 2,5 milyon kamu görevlisinin tercihlerinin göz ardı edilmesi ile tek bir konfederasyonun imzalayacağı toplu sözleşme ne hükümetin, ne o konfederasyonun ne de 2,5 milyon memurun içine sinecektir.</p>
<p>Sarı sendikacılığın kamu çalışanlarının ekonomik, sosyal tüm kazanımlarını iktidara peşkeş çekmesinin zemini hazırlanmak istenmektedir. Bu şekilde bir kanun çıkması halinde, bir konfederasyon, memuru hükümete pazarlarken, diğer konfederasyonların elleri kolları bağlanacaktır. Tabiri caizse taşlar bağlanmaya çalışılmaktadır. Türkiye Kamu-Sen olarak tüm kamu çalışanlarını, sergilenmek istenilen bu kirli senaryo karşısında ikaz etmek istiyoruz. Kanun bu şekilde yasalaşırsa, al gülüm ver gülüm anlayışında bir toplu sözleşme sürecine şahit olacağız.</p>
<p>Tek taraflı olarak imzalanacak, 2,5 milyon kamu görevlisinin taleplerini ve tercihlerini görmezden gelecek bir toplu sözleşmenin hakem kuruluna taşınamayacak olması, yapılacak pazarlıkların göstermelik olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Böyle yapılacak bir toplu sözleşmenin hesabını, ne Faruk Çelik ne de o konfederasyon veremez. Bu noktada Sayın Bakan, konfederasyonumuz nezdinde tüm güvenilirliğini kaybetmiştir.</p>
<p>Cumhuriyetimizin ve demokrasimizin 88. yılında yaşanan bu hukuk katliamı, memurlarımızla birlikte tüm toplum vicdanını derinden yaralamıştır. Bilinmelidir ki, sayın bakan malum sendika ile menfaat ilişkisi içine girerek belki günü kurtarmıştır ama milyonlarca kamu görevlisinin ahı, bu şer çetesinin peşini asla bırakmayacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kartalgazetesi.com/16119-ucube-bir-toplu-sozlesme-kanunu-ile-karsi-karsiyayiz/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

