<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kartal Gazetesi &#187; M. Hanifi Bostan</title>
	<atom:link href="http://www.kartalgazetesi.com/author/m-hanifi-bostan/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kartalgazetesi.com</link>
	<description>Kartal&#039;dan Her An Haber</description>
	<lastBuildDate>Thu, 29 Jul 2010 17:12:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Rotasyona Uğrayan Okul Müdürleri MEB’e Tazminat Davası Açıyor</title>
		<link>http://www.kartalgazetesi.com/8199-rotasyona-ugrayan-okul-mudurleri</link>
		<comments>http://www.kartalgazetesi.com/8199-rotasyona-ugrayan-okul-mudurleri#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Jul 2010 07:58:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Hanifi Bostan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kartalgazetesi.com/?p=8199</guid>
		<description><![CDATA[Sendikamıza başvurup hukuki yardım talebinde bulunan ve çeşitli illerden ulaşan bilgilere göre binlerce okul müdürü MEB aleyhinde manevi tazminat davası açmaya hazırlanıyor. 
 
Kanunsuz ve haksız olarak Rotasyon (Zorunlu Yer Değişikliği) işlemine tabi tutulan yaklaşık 15 bin okul müdürü Milli&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sendikamıza başvurup hukuki yardım talebinde bulunan ve çeşitli illerden ulaşan bilgilere göre binlerce okul müdürü MEB aleyhinde manevi tazminat davası açmaya hazırlanıyor. </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Kanunsuz ve haksız olarak Rotasyon (Zorunlu Yer Değişikliği) işlemine tabi tutulan yaklaşık 15 bin okul müdürü Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu ve MEB Personel Genel Müdürü Necmettin Yalcın aleyhinde MANEVİ TAZMİNAT DAVASI AÇIYOR. İstanbul’daki okul müdürleri ayrıca İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız hakkında; münhal olan okulları ilan etmemesi ve bazı okullara keyfi olarak açık ilan etmeden okul müdürü ataması yapmasından dolayı üçüncü bir manevi tazminat davası daha açıyor. </strong></p>
<p>Rotasyona tabi Okul müdürlerinin manevi tazminat açmaları için birçok neden bulunmaktadır.  Bu nedenlerden bir kaçını şöyle sıralamışlardır:</p>
<ul>
<li><strong>Rotasyon ile ilgili Yönetmelik, 13.08.2009 tarihli resmi gazetede yayımlanmak suretiyle yürürlüğe girmiştir. Dolayısıyla 5 yıllık sürenin de Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarih esas alınarak hesaplanması gerekmektedir.</strong> Bu bağlamda, Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği 13.08.2009 tarihinden itibaren 5 yılı dolduranların zorunlu yer değişikliğine tabi tutulması gerekmekte iken, bu sürenin yanlış hesaplanması sebebiyle çok sayıda eğitim kurumu müdürünün mağduriyeti söz konusu olmaktadır. <strong>Uygulama hukuksuzdur. Çünkü rotasyonun dayandırıldığı ilgili yönetmeliğin </strong>yürürlükle ilgili 35. maddesinde &#8220;<strong>Bu yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğü girer</strong>&#8221; denilmektedir. Ancak <strong>bu </strong><strong>yönetmeliğin yürürlük maddesi yönetmelik değiştirilmeden bir yazıyla geriye rucü ettirilmektedir.</strong> Yasa ve yönetmelikle sağlanan kazanılmış haklar, genelge ve yazılı emirlerle geri alınamayacağı, alındığı takdirde hukukun ihlal edileceği açıktır. Yine <strong>hiç bir kanun ve yönetmelik maddesinin geriye dönük uygulanamayacağı hususu hukuki bir kural olup, uygulanması durumunda hukuka aykırılık  teşkil edeceği ortadadır. Bu nedenle zorunlu okul müdürü atamalarının 13.08.2014 tarihinde başlaması gerekmektedir.</strong></li>
<li><strong>Rotasyon uygulamasında tercihlerine atanamayanlar bilgisayar kurası ile atanacaktır.</strong> Bilgisayar kurası şaibeye açıktır, objektiflikten uzaktır, hakkaniyete aykırıdır. Okul müdürlerinin bilgisayar kurası ile atanması kariyer ve liyakat ilkelerinin çiğnenmesi anlamına da gelmektedir. Bugün okul müdürlerine yapılan haksızlık, yarın öğretmenlere ve diğer idarecilere yapılacaktır.</li>
<li> <strong>Rotasyon; isteğe bağlı bir tayin olmayıp, Yönetmeliğin 22. maddesi gereği resen yapılan bir işlemdir.</strong> Hal böyle iken rotasyona tabi müdürlerin isteğe bağlı atama kapsamında değerlendirilmesi, kazanılmış haklarının gaspı anlamını taşımaktadır.</li>
<li><strong>Dava konusu işlemin 2. maddesinde yer alan “Zorunlu yer değiştirmeler il içinde yapılacaktır” ibaresinin uygulanması, kazanılmış haklara saygı ilkesine aykırı olarak haksızlığa yol açmaktadır.</strong> Yıllarca il merkezinde görev yapmış bir müdür, bu hükümde yer alan “il içinde” ibaresi nedeniyle bilgisayar kurası sonucu, isteği dışında aynı ilin ücra bir ilçesine atanmak durumunda kalacaktır.  Bu durum kazanılmış haklara saygı ve hukuki güvenlik ilkeleri ile bağdaşmamaktadır. Ayrıca, yer değişikliğinin uygulanmasında bir geçiş süreci öngörülmediğinden, eş durumu, çocukların eğitimi, ikametgâh değişikliği vb. nedenlerle aile bütünlüğünün bozulması gündeme gelecektir.</li>
<li> <strong>Genelgedeki düzenlemeler nedeniyle zorunlu yer değişikliklerinde Yönetmeliğin 7. ve 8. maddesi hükümlerinin uygulanması halinde, kazanılmış haklara saygı ve hukuki güvenlik ilkeleri çiğnenmiş olacaktır.</strong> Anadolu Liselerinde, Endüstri Meslek Liselerinde yıllardır müdürlük yapan bir yönetici, bu uygulama sebebiyle kazanılmış hakkını kaybedecektir. Daha önceki yıllarda yürürlükte olan Yönetmeliklere göre motor bölümü olmayan bir teknik okulda müdürlük yapan bir yöneticiden, dayatmacı bir zihniyetle, rotasyon kapsamında sadece motor bölümü olan bir okula yer değiştirme yapması istenmektedir. Oysaki rotasyon uygulaması isteğe bağlı bir atama değildir.</li>
<li> <strong>Milli Eğitim Bakanlığı, 5 yıllık süre hesabında müdürlerin aleyhine uygulama getirmektedir.</strong> Çalışılan eğitim kurumunun fiilen değişmemesine karşılık, adının, fiziki yapısının vs. değişmesine ya da dönüşme ya da birleşme hallerine bağlı olarak atama kararnamelerinin yenilenmesi halinde, kararnamenin yenilendiği tarih değil, kuruma ilk defa atandığı tarih dikkate alınarak, o kurumda fiilen geçirilen süreye bakılmakta iken; diğer yandan geçici olarak görevlendirilen ya da yargı kararı ile alındıkları göreve iade edilenler açısından, geçici görevlendirme ya da yargılama öncesi hizmet süreleri hesaba katılarak, fiilen aynı kurumda çalışmış olma şartı aranmamaktadır. Bu uygulama ise eşitlik ilkesine aykırıdır.</li>
<li><strong>MEB bir taraftan rotasyonun uygulanması için bazı illerde rotasyona tabi olacak okul müdürlüklerini münhal (açık) ilan ederken beri taraftan da açık ilan edilen bazı okulları zorunlu yer değiştirmenin kapsamı dışına almıştır. Nitekim İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü 09.07.2010 tarihinde münhal ilan ettiği Üsküdar İlçesi Beylerbeyi Sabancı Kız Teknik Öğretim Olgunlaşma Enstitüsünün müdürlüğü kadrosunu, İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerine gönderdiği 22.07.2010 tarihli ve 78553 sayılı yazılarıyla Bakanlık emri gereği açık ilan etmekten vazgeçmiştir.</strong></li>
<li><strong>Yine İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Rotasyonla ilgili müracaat süresinin dolmasına rağmen İstanbul’da münhal olduğu halde ilan edilen listede açık gösterilmeyen okullar bulunmaktadır. Nitekim Kadıköy ilçesi Hayrullah Kefoğlu Anadolu Lisesi Müdürlüğüne 76. Maddeye göre yapılan müdür atamasını İdari mahkeme 29 Nisan 2010 tarihinde iptal etmesine rağmen bu okul hala İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğünün münhal ilan ettiği okullar içerisinde yer almamaktadır. Yine Üsküdar İlçesi İ.Hakkı Konyalı İ.Ö Okuluna 2006 yılında müdür yardımcısı olarak atanan bir sendikanın şube yönetim kurulu üyesi, daha sonra 76. madde göre Deniz-İş İ.Ö Okuluna müdür olarak atanmış ve bilahare ataması mahkeme kararıyla iptal edilmiştir. Ancak aynı kişi, açık ilan edilmeden Üsküdar İlçesinin en iyi okullarından biri olan Belma Güde İ.Ö Okuluna bir hafta önce müdür olarak atanmıştır.</strong> </li>
</ul>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Binlerce okul müdürü bu ve buna benzer nedenler dolayısıyla haklarını gasp eden Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, MEB Personel Genel Müdürü Necmettin Yalcın ve İl Milli Eğitim Müdürleri aleyhinde ayrı ayrı 8000 ila 36000 TL arasında şahsi MANEVİ TAZMİNAT DAVASI açacaklarını ifade ettiler.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Türk Eğitim-Sen</strong></p>
<p><strong>İstanbul Bölge Başkanı</strong></p>
<p><strong>Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kartalgazetesi.com/8199-rotasyona-ugrayan-okul-mudurleri/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Okul Müdürleri Rotasyonu Neden Ertelenmiyor?</title>
		<link>http://www.kartalgazetesi.com/8113-okul-mudurleri-rotasyonu-neden-ertelenmiyor</link>
		<comments>http://www.kartalgazetesi.com/8113-okul-mudurleri-rotasyonu-neden-ertelenmiyor#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Jul 2010 11:02:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Hanifi Bostan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kartalgazetesi.com/?p=8113</guid>
		<description><![CDATA[5 yılını doldurmuş yaklaşık 15 bin okul müdürünü ilgilendiren zorunlu yer değişikliği İstanbul başta olmak üzere bazı illerde okulların açık (münhal) ilan edilmesi ile başlamış bulunmaktadır. Zorunlu yer değişikliği (rotasyon) hukuksuz olduğu gibi, objektif ölçütleri bulunmamakta ve birçok haksızlığa sebep&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>5 yılını doldurmuş yaklaşık 15 bin okul müdürünü ilgilendiren zorunlu yer değişikliği İstanbul başta olmak üzere bazı illerde okulların açık (münhal) ilan edilmesi ile başlamış bulunmaktadır. Zorunlu yer değişikliği (rotasyon) hukuksuz olduğu gibi, objektif ölçütleri bulunmamakta ve birçok haksızlığa sebep olacağı için mutlaka ertelenmesi gerekmektedir.</strong></p>
<p><strong>Uygulama hukuksuzdur. Çünkü rotasyonun dayandırıldığı ilgi yönetmelik </strong>13.08.2009 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanmıştır. Yönetmeliğin (<strong>MEB Eğitim Kurumları Yöneticilerinin </strong><strong>Atama ve Yer Değiştirmelerine İlişkin Yönetmelik)</strong>, yürürlükle ilgili 35. maddesinde &#8220;<strong>Bu yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğü girer</strong>&#8221; denilmektedir. Ancak bu yönetmeliğin yürürlük maddesi yönetmelik değiştirilmeden bir yazıyla geriye rucü ettirilmektedir. Yasa ve yönetmelikle sağlanan kazanılmış haklar, genelge ve yazılı emirlerle geri alınamayacağı, alındığı takdirde hukukun ihlal edileceği apaçıktır. Yine <strong>hiç bir kanun ve yönetmelik maddesinin geriye dönük uygulanamayacağı hususu hukuki bir kural olup, uygulanması durumunda hukuka aykırılık  teşkil edeceği ortadadır. Bu nedenle zorunlu okul müdürü atamalarının 13.08.2014 tarihinde başlaması gerekmektedir.</strong></p>
<p>Anayasamızın temel kurallarından biri olan ve T.C. vatandaşlarına verilen hakların korunması ve geri alınamaz hükmünün dikkate alınması gerekir. Kazanılmış hakların korunması Hukuk Devleti İlkesinin gereğidir. <strong>Hukuk Devletinde bütün devlet faaliyetlerinin hukuk kurallarına uygun olması önemli ve temel bir ilkedir. İdari işlemlerin geriye yürümezliği ilkesi de kazanılmış hakların korunması amacını güden ve idarenin faaliyetlerini genel planda sınırlayan bir ilkedir.</strong>  </p>
<p><strong>Bütün bunların bilinmesine rağmen kanunsuz bir işlemin başlatılması hususunda ısrar edilmesi anlaşılamamaktadır. Demokrasiden, adaletten ve hukuktan bahsedenler ve hatta demokrasi ve özgürlük havarisi kesilenler bu hak gaspını nasıl izah edeceklerdir?</strong></p>
<p><strong>Zorunlu rotasyonun bir ölçütü bulunmamaktadır. Çünkü zorunlu yer değişikliğinde performans ve başarı esas alınmamaktadır. Başarılı müdürleri cezalandırıp, başarısızları ödüllendirmek hangi ahlak ve hukuk değerleriyle bağdaşmaktadır?</strong></p>
<p><strong>Bu düpedüz bir sürgün ve kıyım hareketidir. Buna meydan verenler ve göz yumanlar hukuk önünde hesabını verecektir.</strong></p>
<p><strong>Ülkemizin en büyük sivil toplum kuruluşu ve eğitim iş kolunda yetkili sendika olarak zorunlu rotasyonun bu haliyle uygulanmasının büyük haksızlıklara neden olacağını ve eğitimi kaosa sürükleyeceğini bir kez daha ihtar ediyoruz. Mutlaka bu haksız ve hukuksuz uygulamanın durdurulmasını istiyoruz. Sivil toplum kuruluşlarına ve bu kuruluşların uyarılarına büyük önem verdiğini ifade edenler sözünüzde duracak mısınız?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Türk Eğitim-Sen</strong></p>
<p><strong>İstanbul Bölge Başkanı</strong></p>
<p><strong>Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kartalgazetesi.com/8113-okul-mudurleri-rotasyonu-neden-ertelenmiyor/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MEB’de Büyük Operasyon ve Hak Gaspı Başladı</title>
		<link>http://www.kartalgazetesi.com/8102-meb%e2%80%99de-buyuk-operasyon-ve-hak-gaspi-basladi</link>
		<comments>http://www.kartalgazetesi.com/8102-meb%e2%80%99de-buyuk-operasyon-ve-hak-gaspi-basladi#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Jul 2010 07:20:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Hanifi Bostan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kartalgazetesi.com/?p=8102</guid>
		<description><![CDATA[ 13.08.2009 tarih ve 27318 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan MEB Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Atama ve Yer Değiştirmelerine İlişkin Yönetmeliğin, MEB Personel Genel Müdürlüğünün 15.09.2009 tarih ve 77433 sayılı Eğitim Kurumları Yöneticileri konulu ve 2009/73 sayılı genelgelerinin 10/b maddesinin uygulanması için 23.06.2010&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> 13.08.2009 tarih ve 27318 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan <strong>MEB Eğitim Kurumları Yöneticilerinin </strong><strong>Atama ve Yer Değiştirmelerine İlişkin Yönetmeliğin</strong>, MEB Personel Genel Müdürlüğünün 15.09.2009 tarih ve 77433 sayılı Eğitim Kurumları Yöneticileri konulu ve 2009/73 sayılı genelgelerinin 10/b maddesinin uygulanması için 23.06.2010 tarih ve 31131 sayılı Zorunlu Yer Değiştirmeler konulu yazılı emirleri gereği <strong>01.07.2010 tarihi itibariyle bulunduğu kurumda beş yılını dolduran yaklaşık 15 bin okul müdürünü zorunlu yer değişikliğine (rotasyona) tabi tutmaktadır.</strong> Bununla ilgili <strong>bazı illerde zorunlu rotasyon için 5 yılını dolduran okul müdürlerinin görev yaptığı okullar münhal (açık) ilan edilerek MEB’de en büyük operasyon ve kıyıma start verildi.</strong></p>
<p><strong>Milli Eğitim Bakanını ve yetkilileri bu haliyle zorunlu rotasyonun uygulanması halinde büyük haksızlıklara neden olacağını ve birçok suiistimale zemin hazırlayacağı konusundaki uyarılarımız dikkate alınmamış olmalı ki, zorunlu yer değiştirme işlemi henüz ertelenmemiştir. Ancak İstanbul’da haksız ve hukuksuz işlemler “sağır sultanı” bile uyandıracak boyutlara ulaşmıştır. Nitekim Kadıköy ilçesi Hayrullah Kefoğlu Anadolu Lisesi Müdürlüğüne 76. Maddeye göre yapılan müdür atamasını İdari mahkeme 29 Nisan 2010 tarihinde iptal etmesine rağmen bu okul İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğünün münhal ilan ettiği okullar içerisinde yer almamaktadır. Yine Arnavutköy ilçesindeki bir okul müdürü yapılan soruşturma neticesinde görev yeri değişikliği cezasına çaptırıldı. Ancak bu okul müdürü mükâfatlandırılarak Kadıköy ilçesinin en iyi okullarından Şener Birsöz İlköğretim Okulu’na müdür olarak kararnamesi çıkartıldı. Bunlar bizim tespit ettiklerimiz ve duyum aldıklarımız. Kim bilir daha neler var neler !.. Bu haksızlıkları ve usulsüzlükleri yapanlar mı zorunlu rotasyonu gerçekleştirecek? Kurucu Müdürlük konusunda Valiliğe yanlış işlem yaptıranlarla mı beş yılını dolduran okul müdürlerini zorunlu yer değişikliğine tabi tutacaksınız?</strong><strong> </strong></p>
<p>Rotasyonun objektif ölçütlere bağlanması ve personel arasında herhangi bir nedenle ayırıma yol açacak şekilde uygulanılmasından kaçınılması gerekmektedir.</p>
<p><strong>Çıkarılan yönetmeliklerin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren işlerlik kazandığı, hiçbir kanun ve yönetmelik maddesinin geriye dönük uygulanmayacağı hukuk kuralı olup, uygulanması durumunda hukuka aykırılık  teşkil edecektir. Bu nedenle zorunlu okul müdürü atamalarının 13.08.2014 tarihinde başlaması gerekmektedir.</strong> Anayasamızın temel kurallarından biri olan ve T.C. vatandaşlarına verilen hakların korunması ve geri alınamaz hükmünün dikkate alınması gerekir. Kazanılmış hakların korunması Hukuk Devleti İlkesinin gereğidir. <strong>Hukuk Devletinde bütün devlet faaliyetlerinin hukuk kurallarına uygun olması önemli ve temel bir ilkedir. İdari işlemlerin geriye yürümezliği ilkesi de kazanılmış hakların korunması amacını güden ve idarenin faaliyetlerini genel planda sınırlayan bir ilkedir.</strong> Kazanılmış hak, objektif bir hukuk kuralının kişilere uygulanmasıyla objektif ve genel hukuki durumun kişisel bir işlemle özel hukuki duruma dönüşmesidir. <strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>              13.08.2009 tarih 27318 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumu Yöneticilerinin Atama ve Yer Değiştirmelerine İlişkin Yönetmeliğin Geçici <strong>1 inci maddesi</strong> ile bu yönetmeliğin yayınlanmasından önce asaleten görevde olan eğitim kurumu yöneticilerine tanınmış olan <strong>kazanılmış haklar</strong> güvence altına alınmış olmasına rağmen, Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün 15.09.2009 tarih ve 77433 sayılı Eğitim Kurumları Yöneticileri konulu ve 2009/73 sayılı genelgeleri ve 23.06.2010 tarih ve 31131 sayılı Zorunlu Yer Değiştirmeler konulu yazıları ve İstanbul Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğünün Zorunlu Yer Değiştirmelerin Duyurusu konulu yazıları ile Yönetmeliğin Geçici 1 inci maddesine aykırı uygulama yapılmak istenmektedir. <strong>Bu uygulama gerçekleştiği takdirde, kazanılmış hakların ihlâline, aile bütünlüğünün bozulmasına ve Anayasanın hakların geri alınmazlığı ilkesine, Avrupa İnsan Hakları çerçevesinde Hukukun Güvenirliği ilkelerine aykırı durumların oluşmasına ve hak kaybına neden olacaktır.     </strong><strong> </strong></p>
<p>            Zorunlu olarak yer değiştirilmeye tabi tutulan yöneticilere 10 adet okul tercihi yapma hakkı verilmekte, ancak <strong>ataması yapılamayanların bilgisayar kurası ile atamasının resen yapılacağı yönünde düzenleme yapılmış bulunmaktadır</strong>. <strong>Bu uygulama objektiflikten, kariyer ve liyakat ilkesinden uzak ve hakkaniyetsiz bir düzenlemedir</strong>. Şöyle ki; yıllarca yönetici kadrosunda çalışmış eğitim çalışanlarını kariyer ve liyakat esasları gözetilmeden hak etmedikleri okullara yönetici olarak atanabileceği anlamı çıkmaktadır. <strong>Tercihlerine atanamayan yöneticiye ikinci bir duyuru yapılarak atanma hakkı verilmesi gerekli iken bilgisayar kurası ile atama işleminin gerçekleşmesi kabul edilemez</strong>. Çünkü zorunlu olarak yer değişikliğine tabi tutulan yöneticiler yıllardır görev yaptıkları kurumların dengi olan ve kurumlarına yakın yerleri tercih etmek istedikleri halde istekleri dışında belki de ikamet etikleri yerden çok uzak yerlere bilgisayar kurası ile atanacaktır.</p>
<p><strong>             Bu ve benzeri nedenlerle eğitim iş kolunda en büyük sendika olarak, Milli Eğitim Bakanlığına başvurarak yapılması düşünülen rotasyon uygulamasının bu haliyle adil, hak ve hukuka uygun olamayacağını, dolayısıyla bir yıl ertelenmesini ve haksızlığa meydan vermeyecek yeni bir düzenlemenin yapılmasının talep ettik ve halen bu talebimizde ısrar etmekteyiz.</strong></p>
<p><strong>           Sayın Bakan, rotasyonun mevcut eksikleri ile uygulanması halinde, ortaya çıkacak haksızlık ve suiistimallerin, yaşanacak kargaşa ve kaosun bütün sorumluluğu size ait olacaktır.          </strong></p>
<p><strong>           Bir okul müdürünün sağlam kriterler oluşturularak şu okuldan bu okula verilmesi, Türk Eğitim Sen’i rahatsız etmez. Ancak, başarılı insanların harcanması, hak ettiği değeri görmemesi, hak etmediği muameleye tabi tutulması bizi yakından ilgilendirmektedir.</strong></p>
<p><strong>           </strong></p>
<p><strong>Türk Eğitim-Sen</strong></p>
<p><strong>İstanbul Bölge Başkanı</strong></p>
<p><strong>Yrd. Doç. </strong><strong>Dr. M. Hanefi Bostan</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kartalgazetesi.com/8102-meb%e2%80%99de-buyuk-operasyon-ve-hak-gaspi-basladi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Milli Eğitim Bakanı Kim?</title>
		<link>http://www.kartalgazetesi.com/7987-milli-egitim-bakani-kim</link>
		<comments>http://www.kartalgazetesi.com/7987-milli-egitim-bakani-kim#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Jul 2010 12:09:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Hanifi Bostan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kartalgazetesi.com/?p=7987</guid>
		<description><![CDATA[MEB’de neler oluyor? MEB yaptıklarıyla eğitim çalışanları nazarında sürekli puan kaybediyor. Eğitim çalışanlarını mutsuz etmek MEB’in misyonu değildir ama her yapılan eğitim çalışanlarının aleyhine ve memnuniyetsizliğine sebep oluyor. Neler mi yapılıyor?
Öncelikle, sözleşmeli öğretmenlere kadro sözü yerine getirilmedi. Sözleşmeli almayacağım&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>MEB’de neler oluyor? MEB yaptıklarıyla eğitim çalışanları nazarında sürekli puan kaybediyor. Eğitim çalışanlarını mutsuz etmek MEB’in misyonu değildir ama her yapılan eğitim çalışanlarının aleyhine ve memnuniyetsizliğine sebep oluyor. Neler mi yapılıyor?</p>
<p><strong>Öncelikle, sözleşmeli öğretmenlere kadro sözü yerine getirilmedi. Sözleşmeli almayacağım sözünü veren Nimet ÇUBUKÇU, bu sözden sonra defalarca sözleşmeli öğretmen alımı yaptı</strong>. Nimet ÇUBUKÇU bugünlerde sözleşmelileri ağzına almaz oldu, Türk Eğitim Sen’in 13 Mart Mitingi öncesinde sözleşmeli öğretmenlere kadro vereceğim açıklamasını sık sık yapan Çubukçu, o tarihten bu yana sözleşmeli öğretmenlere verdiği sözün yerine getirileceğine dair tek söz etmez oldu. Sayı Bakan bu sözü unutturmaya çalışıyor, ben bahsetmesem herkes unutur zannediyor. Sayın Çubukçu, herkes unutsa, sözleşmeli öğretmeler hiç lafını etmese bile, <strong>Türk Eğitim Sen</strong> bu sözünüzü her zaman hatırlatacaktır. Bu sözden kaçışınız mümkün değildir. Bırakın bakanlığınız süresince, bakanlığı bırakmış olsanız dahi, bu sözünüz her platformda yüzünüze vurulacaktır.</p>
<p><strong>Sayın Bakan, Öğretmenlerin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğini değiştirdiniz, sözüm ona sendikaların görüşlerini de aldınız, ama hiçbirini uygulamadınız</strong>. <strong>Bir yönetmelik değişikliği bu kadar ele yüze bulaşır hale getirilirdi.</strong> Tüm tepkilere kulağınızı tıkayarak, bakanlık yapabileceğinizi zannediyorsunuz. Sayın Bakan, il içi tayin isteyenlere bizim de taleplerimizle, ikinci tayin hakkı verdiniz. İller arası tayin isteyenler üvey evlat mı? İl içi tayin hakkını hangi gerekçe ile verdiyseniz, aynı gerekçeler ve daha fazlası iller arası tayin isteyenler bakımından da var. <strong>Türk Eğitim Sen bu konuda defalarca başvuruda bulundu, cevap bile yazamadınız. Görevlendirme yaptığınız insanların çalışma sürelerini hizmet yılından saymadınız, bunlara tayin hakkını çok gördünüz. Hem bu işi yapan insanların çalışmalarına ihtiyaç duyacak, görevlendireceksiniz hem de bu süreyi çalışma süresinden saymayacaksınız. Sayın Bakan buna hakkınız var mı? </strong></p>
<p><strong>Bugünlerde okul müdürlerine rotasyon uygulaması yapılması yönünde il milli eğitim müdürlüklerince hazırlıklar duyurular yapılmaktadır. Rotasyonun bu şekilde uygulanması halinde pek çok haksızlığın yaşanacağını, bilgisayar kurası gibi anlaşılmaz bir yöntemle okul müdürlerinin yerlerinin değiştirilmesinin ne kadar anlamsız ve sübjektif olduğu bizzat bürokratlarınızca size bildirilmesine rağmen, rotasyon uygulamasındaki bu eksiklikleri düzeltmek adına bir girişimde bulunmadınız. Bir sendikanın yönlendirmesiyle, nasıl bir bilinmezliğin içine sürüklendiğinizin farkında değilsiniz. Sayın Bakan, bu tepkilere, sizlere ulaştırılan gerekçelere kulak veriniz. Rotasyonu yaşanacak muhtemel problemlere rağmen uygulayabilirsiniz, bu konuda biz Türk Eğitim Sen olarak yaşadığımız tecrübeleri aktararak, sorumlu bir sendikanın yapması gerekeni yapıyoruz. Sayın Bakan, rotasyon mevcut eksikleri ile uygulanması halinde, yaşanacak kargaşa ve kaosun tüm sorumluluğu size ait olacaktır. Bu uygulama yapıldıktan sonra, uygulamayı ve haksızlıkları tek tek tespit edecek ve kamuoyu ile paylaşacağız. Bir okul müdürünün sağlam kriterler oluşturularak, şu okuldan bu okula verilmesi, Türk Eğitim Sen’i rahatsız etmez, ancak başarılı insanların harcanması, görmesi gereken değeri görmemesi, hak etmediği muameleye tabi tutulması bizi yakından ilgilendirmektedir. Başarılı ve namuslu insanlar bu ülkenin geleceği adına korunmalı, değer verilmelidir. Başarısız, dürüst olmayan, işletme körlüğü oluşmuş yöneticilerin tespit edilmesi için onlarca yol bulunabilir. Bu yol asla bilgisayar kurası olamaz. MEB gibi önemli ve ciddi bir kuruluş, öğretmen, yönetici, memur, kim olursa olsun, hiçbir personeline böyle anlamsız ve sübjektif yöntemleri uygulama hakkına sahip olamaz.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Sayın Bakan, <strong>hizmetli, memur ve diğer eğitim çalışanları adına ne yaptınız? Bunların bir atama ve yer değiştirme yönetmeliği olmadığından haberdar mısınız? Bunların açlık sınırında geçinmek zorunda olduğunu biliyor musunuz? Eğitim öğretime hazırlık ödeneği verilmesi teklifinin TBMM’de partinizin milletvekillerince ret edildiğini biliyor musunuz?</strong> Bu konuda, Milli Eğitim Bakanımız olarak neden bir gayret sarf etmediniz, bunlar da sizin personeliniz değil mi? Sayın, Bakan yaşanan problemlere gözlerimizi kapatamayız, siz de, gözlerinizi kapatarak bu problemleri ortadan kaldıramazsınız.</p>
<p>Sayın Bakan, davalar açarak 76. madde ile yapılan yüzlerce atmayı iptal ettirdik. Bu davalar sonucu, yapılan işin hukuksuz olduğunu sağır sultan duydu, siz duymadınız? Yargıdan defalarca dönen bu atamaların tamamını iptal etmek için neyi bekliyorsunuz? Yoksa Hüseyin ÇELİK’e ayıp olur diye mi, MEB’i bu ayıplı işten kurtarmak yerine, seyrediyor, bir adım atmıyorsunuz?</p>
<p><strong>Sayın Bakan, yönettiğiniz MEB’de kadroludan daha çok görevlendirme şube müdürü çalıştırılıyor, bundan da büyük ihtimalle haberiniz olmamıştır. Türk Eğitim Sen defalarca ve basın açıklaması yaparak, bizzat size başvuru yaparak duyurmaya çalıştı? Ancak, size haber verilmemiş olabilir? Bu görevlendirilen şube müdürlerinin 214 tanesi de norm kadro fazlası olarak görevlendirilmiş, devlet açıkça zarara sokuluyor ve sizler göz yumuyorsunuz? Sayın Bakan, bu yandaş kadrolaşmayı, adama göre makam ayarlama anlayışını ne zaman terk edeceksiniz? Şartları tutan ama atanmak için adamı olmayanlar da bizim vatandaşlarımız, bunların haklarını kim koruyacak, bunların sesini kim duyacak?</strong></p>
<p><strong>Sayın Bakan, Türk Eğitim Sen olarak, Milli Eğitim Bakanı olduğunuzu hatırlatma gereği duyuyoruz. O makamın hakkını veriniz? Veremeyecekseniz, o makamı daha fazla işgal etmeyiniz. Milli Eğitim Bakanlığı gibi bir bakanlık, tavırsız, duruşsuz ve ilgisiz olarak yönetilemez. Bakanlığınızda yaşanan hukuk ihlallerine de bir el atın. Yargı kararını uygulamamak için neler yapıldığını, insanların haklarını almak için neler çektiğini bir inceleyin. Sayın Bakan, biz görevimizi yapmaya devam edecek, sizi uyaracağız. Türk Eğitim Sen’in bu uyarılarından rahatsızlık duyduğunuzu, Bakanlık Merkez Binada bir sendika temsilci odası bile vermediğinizi, engel olduğunuzu biliyoruz. Bunlara rağmen biz görevimizi yerine getireceğiz, siz de görevlerinizi hatırlayın!</strong></p>
<p><strong>Türk Eğitim Sen</strong></p>
<p><strong>İstanbul Bölge Başkanı </strong></p>
<p><strong>Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan</strong><strong></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kartalgazetesi.com/7987-milli-egitim-bakani-kim/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ekonomik Büyümeden Biz de Pay İstiyoruz</title>
		<link>http://www.kartalgazetesi.com/7927-ekonomik-buyumeden-biz-de-pay-istiyoruz</link>
		<comments>http://www.kartalgazetesi.com/7927-ekonomik-buyumeden-biz-de-pay-istiyoruz#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Jul 2010 06:47:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Hanifi Bostan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kartalgazetesi.com/?p=7927</guid>
		<description><![CDATA[Kamu çalışanlarının kullandığı harcama kalemlerini göz ardı eden siyasi irade, enflasyon rakamını düşük tutmak için pinpon topu, çamaşır ipi …vs gibi kamu çalışanları tarafından kullanılmayan kalemlerle enflasyon hesaplamasına gidiyor.
Türkiye Kamu-Sen Araştırma Geliştirme Merkezi’nin yapmış olduğu 2010 MAYIS ayına ait&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kamu çalışanlarının kullandığı harcama kalemlerini göz ardı eden siyasi irade, enflasyon rakamını düşük tutmak için pinpon topu, çamaşır ipi …vs gibi kamu çalışanları tarafından kullanılmayan kalemlerle enflasyon hesaplamasına gidiyor.</p>
<p><strong>Türkiye Kamu-Sen Araştırma Geliştirme Merkezi’nin yapmış olduğu 2010 MAYIS ayına ait asgari geçim endeksi sonuçlarında ise gerçek enflasyon rakamları ortaya çıkmaktadır.  Türkiye İstatistik Kurumu’ndan alınan MAYIS 2010 fiyatlarına göre yapılan araştırmada çalışan tek kişinin yoksulluk sınırı 1.472,94 TL olarak hesaplanmıştır. Dört kişilik bir ailenin asgari geçim haddi ise 2.955,21 Lira olarak belirlenmiştir. </strong></p>
<p>Buna rağmen, asıl kullanım maddelerinde yaşanan zam oranı hiçe sayılarak, kamu çalışanlarının maaşları erimeye devam etmektedir. İlgili Bakanlar ise yaptığı açıklamalarla memurları enflasyon karşısında ezdirmediklerini söyleyebilmektedirler. Çarşı Pazar gezmeyen, sokağı görmeyen bir zihniyetin bu açıklamaları yapması şaşırtıcı değildir. Ancak, sözlerini yerine getirmeyen ve milletin gözünü boyamaya çalışan zihniyetin maskesinin düşürülmesi gerekmektedir.</p>
<p><strong>Yeni zamla birlikte ülkemizde memurların ortalama maaşı 1365 TL’dir. Ülkemizde memur açlık sınırında bir üçretle karşı karşıya bırakılmıştır.</strong></p>
<p>Geçtiğimiz yıl toplu görüşmelerde istihdamda yaşanan daralma nedeniyle kamu çalışanlarına ancak %2,5 zam yapabileceklerini söyleyen yetkililer, şimdi istihdamda 2010 yılının ilk çeyreğinde görülen %11.7’lik büyümeden neden pay vermemektedirler? İşlerine geldiği gibi hareket eden bu zihniyet kamu çalışanlarını canından bezdirmiştir. Son olarak %1.06’lık enflasyon farkı da bütün bu olanlara tuz biber ekmiştir.</p>
<p><strong>Yapılacak bu zamla kamu çalışanları enflasyona ezdirilmektedir. Verilecek farkla birlikte memur maaşlarına en düşük 13 lira, en yüksek 49.5 lira yansıyacaktır. Müjde olarak sunulan bu zam oranlarıyla ne yapılabilir yetkililere soruyoruz ?</strong></p>
<p><strong>Türkiye Kamu-Sen olarak, nasıl ki ekonomik küçülmeden payımıza düşeni veriyorsanız, ekonomik büyümeden de nasibimize düşen miktarın kamu çalışanlarına, dar ve sabit gelirlilere, emeklilere verilmesini istiyoruz  Büyüdüğü söyleyen ekonomideki %11.7’lik paydan hakkımıza düşeni istiyoruz.</strong></p>
<p><strong>            </strong></p>
<p><strong>Türkiye Kamu-Sen </strong></p>
<p><strong>  İstanbul İl Başkanı  </strong></p>
<p><strong>Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kartalgazetesi.com/7927-ekonomik-buyumeden-biz-de-pay-istiyoruz/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Memurların Ücreti Nasıl Belirlenmelidir?</title>
		<link>http://www.kartalgazetesi.com/7900-memurlarin-ucreti-nasil-belirlenmelidir</link>
		<comments>http://www.kartalgazetesi.com/7900-memurlarin-ucreti-nasil-belirlenmelidir#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Jul 2010 10:37:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Hanifi Bostan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kartalgazetesi.com/?p=7900</guid>
		<description><![CDATA[ Devletin temel amacı, sınırları içinde yaşayan insanların ortak nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamaktır. Devlet bu amacını kamu hizmeti sunarak yerine getirir. Kamu hizmetlerinin daha etkin ve verimli olarak yerine getirilmesi her şeyden önce kamu personelinin kalitesi ile mümkündür. Bu nedenle personelin özellikle&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> Devletin temel amacı, sınırları içinde yaşayan insanların ortak nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamaktır. Devlet bu amacını kamu hizmeti sunarak yerine getirir. Kamu hizmetlerinin daha etkin ve verimli olarak yerine getirilmesi her şeyden önce kamu personelinin kalitesi ile mümkündür. Bu nedenle personelin özellikle bilimsel ve teknolojik gelişmeler ışığında sürekli eğitilmesi, moral gücü yüksek bir düzeyde çalışabilme şartlarının oluşturulması büyük önem taşımaktadır.</p>
<p>          Kamu personelinin kaliteli olması, personel rejimlerinin buna imkân verecek şekilde düzenlenmesi ile mümkündür. Ücret rejimi ise, personel rejimlerinin en önemli öğelerindendir. Kaliteli personeli elde etmede ücretin büyük bir etkisi vardır.</p>
<p>          <strong>Resmi rakamlara göre ülkemizde ortalama her bir emekli, memur veya işçi 2,5 kişinin geçimini sağlamaktadır.</strong> İşveren bakımından yalnızca ekonomik anlam taşıyan ücret, ücret gelirine bağlı olanlar için hayati bir önem taşımaktadır. Bu bakımdan, <strong>özellikle devletin ücretlerde adaleti sağlarken, ücret ve aylık kalemini bir gider olmaktan öte, gelir dağılımda eşitliği sağlayıcı ve sosyal devlet ilkesini hayata geçirecek en önemli araç olarak görmesi ve karar alma sürecinde buna uygun hareket etmesi gerekmektedir. Ancak bugün kamu görevlileri için uygulanan ücretler, sosyal devlet ilkesinin gereklerini yerine getirmekten uzaktır.</strong></p>
<p>          <strong>Ülkemizde son yıllarda uygulanan yanlış ücret politikası ve buna bağlı yasal düzenlemeler nedeniyle ana ücrete ilave olarak taban aylık, kıdem aylığı, özel hizmet tazminatı, makam tazminatı, ek tazminat ile diğer zam ve tazminatlar eklenerek, ek ödemeler ana ücretin birkaç kat üzerine çıkmıştır. Ayrıca, kurumsal olarak yapılan bazı ödemeler ile de kurumlar arasında dengesizlik meydana gelmiştir.</strong></p>
<p><strong>          Derecelendirme ve sınıflandırma anlamını yitirmiş, alt düzeyde bulunan memurların ücretleri çok düşük düzeylerde kalmıştır. Diğer taraftan değişik statüler yaratılmak suretiyle maaş farklılaştırılmasına gidilmiştir. Bütün bunların sonucunda ücretlerde büyük adaletsizlikler oluşmuş ve kamu personeli arasındaki çalışma barışı bozulmuştur</strong>.</p>
<p><strong>          Ücret politikasının amaçları, ekonomik istikrarı sağlamak ve tam istihdam seviyesini yakalamak, adaletli bir gelir dağılımı yapmak ve refah seviyesini yükseltmek olarak sıralanabilir</strong>.</p>
<p>            Ülkemiz açısından durum ele alındığında yeterli bir ücret politikası izlendiğini söylemek mümkün değildir. Genel olarak ekonomik duruma göre yüksek veya düşük ücret politikaları uygulanmaktadır. Ekonominin büyüdüğü dönemlerde yüksek ücret politikası uygulanırken kriz dönemlerinde ise düşük ücret politikaları geçerli olmaktadır. Örneğin son dönemde ülkemizde</p>
<p>yaşanan kriz sonrasında ekonominin yeniden yapılandırılması için bir program uygulanmış ve bu programın önemli amaçlarından birisi de enflasyonu düşürmek olmuştur. Enflasyonu düşürmek için ücretler enflasyon oranlarında artırılmış ve reel olarak ücretlerde artış gerçekleştirilmemiştir. Ancak adaletli bir ücret dağılımının sağlanmasına yönelik olarak somut adımların atıldığı görülmemektedir. Dolayısıyla bilinçli ve belirli amaçlara yönelik bir ücret politikasından çok, mevcut duruma ekonominin gidişatına göre yön verilmeye çalışılmıştır.</p>
<p>          Bu sorun ise bütüncül olarak ele alınıp çözümler üretilmemekte, aksayan yönler görüldükçe çözülmeye çalışılmaktadır. Mesela son yıllarda ücret belirlemeleri yapılırken en düşük memur maaşı yukarıya çekilmeye çalışılmakta bunun için seyyanen zam yapma veya denge tazminatı verme gibi yollara başvurulmaktadır. <strong>Olayın bütün olarak ele alınmaması sonucunda iyi niyetle atılan adımlar dahi sonuç vermemektedir. Parça parça çözüm üretilmeye çalışılması nedeniyle yeni adaletsizlikler ortaya çıkmaktadır. </strong></p>
<p>          Türkiye’de kamu çalışanlarının ücretlerinin belirlenmesinde ikili bir sistemin geçerli olduğu görülmektedir. <strong>Ülkemizdeki kamu personeli istihdam edilme şekillerine göre memurlar, sözleşmeli personel, geçici personel ve işçiler olmak üzere dört kısma ayrılmaktadır.</strong></p>
<p>          Arızi bir nitelik taşıyan geçici personel dışarıda tutulduğunda memurlar ve sözleşmeli personel için toplu görüşme, işçiler için ise toplu sözleşme sisteminin geçerli olduğu görülmektedir. Toplu görüşme sistemi ülkemiz açısından yeni bir sistemdir. 25.06.2001 tarihinde kabul edilen Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu’ndan önce memurlar ve sözleşmeli personelin ücretleri hükümet tarafından tek taraflı olarak belirleniyordu.</p>
<p>          <strong>2002-2009 yılları arasında gerçekleştirilen sekiz toplu görüşme dönemi sonucunda Türkiye Kamu-Sen’in çabalarıyla elde edilen kazanımlar, kamu görevlilerinin temel bazı sorununu çözmüştür. Özellikle 2006 yılında hayata geçirilen ve 2008 yılında ismi “ek ödeme” olarak değiştirilen “denge tazminatı” uygulaması, yıllardır kamu çalışanının en büyük sorunlarının başında gelen ücret adaletsizliğinin giderilmesi için atılmış en önemli adımdır. Ancak 4688 sayılı yasanın günümüz gereklerine uymayan mantığı, toplu görüşmelerde elde edilecek kazanımları sınırlı kılmaktadır.</strong></p>
<p>          Bilindiği gibi toplu görüşmelerde uzlaşma sağlanamaması durumunda taraflar gönüllü olarak Uzlaştırma Kurulu’na başvurabilmektedir. Ama Kurulun kararlarına uymak ya da uymamak tamamen siyasi iradenin keyfiyetine bırakılmıştır. Kurulun kararlarının bugüne değin uygulama alanı bulamamış olması, toplu görüşmenin de uzlaştırma mekanizmasının da işlevinin sınırlı kalmasına hatta tıkanmasına neden olmakta ve özellikle ücretlerde adaletin sağlanması yolunda yapılan girişimleri sonuçsuz bırakmaktadır. Bugüne kadar yapılan toplam sekiz toplu görüşmenin altısı uyuşmazlıkla sonuçlanmıştır. Toplu görüşmelerin uyuşmazlıkla bitmesinin ardından 2002, 2003, 2004, 2006, 2007 ve 2009 yıllarında Uzlaştırma Kurulu’na başvurulmuş ve kurul tarafsız olarak görüşlerini bildirmiştir. Ancak Hükümet, Uzlaştırma Kurulu’nun bugüne değin aldığı kararları uygulamamakta ve adeta kurulu yok saymaktadır.</p>
<p>          <strong>Hükümetin kurul kararlarını dikkate almayışı, memurlarımızın da ekonomik olarak hükümetin insafına terk edilmesi sonucunu doğurmuş ve bu durum memur maaşlarının açlık sınırının altında kalmasına neden olmuştur. Öyleyse hem uzlaştırma ve tahkim mekanizmasının tam olarak işleyebilmesi hem de kamu görevlilerinin ekonomik büyümeden pay alması ve adil bir gelir dağılımının sağlanması için kamu görevlilerine toplu sözleşme ve grev hakkının tanınması bir zorunluluktur. </strong></p>
<p>          Anayasamızın 2. maddesine göre Türkiye Cumhuriyeti, demokratik, laik ve <strong>sosyal </strong>bir hukuk devletidir. Sosyal devletin ücretlerle ilişkin olmazsa olmazı -Anayasamızın 55. maddesinde de belirtildiği gibi- <strong>vatandaşların çalıştıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve her vatandaşın insanca yaşamasına imkân verecek asgari bir ücretin sağlanmasıdır.</strong></p>
<p><strong>          Diğer yandan, kamu görevlileri, devleti temsil etmelerinden dolayı kendine özgü bir takım hayat normlarına bağlı bulunmaktadır. Örneğin, giyim kuşam, konut, temsil ilişkileri ile öğretim elemanlarının bilimsel araştırma yapmalarından dolayı kendilerine ek masraflar yükler. Ücret düzeylerinin belirlenmesinde bu hususlar da göz önünde bulundurulmalıdır.</strong></p>
<p><strong>          Ücret sistemi, kamu hizmetlerinin istenilen biçimde yerine getirilmesini yakından etkiler. Kamu hizmetlerinin gereği gibi yapılması için ücret sistemi yeterli, adil ve dengeli olmalıdır. </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Türkiye Kamu-Sen </strong></p>
<p><strong>  İstanbul İl Başkanı  </strong></p>
<p><strong>Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kartalgazetesi.com/7900-memurlarin-ucreti-nasil-belirlenmelidir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Öğretmen Açığının 210 Bin Olduğu Neden Gizleniyor?</title>
		<link>http://www.kartalgazetesi.com/7699-ogretmen-aciginin-210-bin-oldugu-neden-gizleniyor</link>
		<comments>http://www.kartalgazetesi.com/7699-ogretmen-aciginin-210-bin-oldugu-neden-gizleniyor#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Jun 2010 08:24:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Hanifi Bostan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kartalgazetesi.com/?p=7699</guid>
		<description><![CDATA[Öğretmen açığı ülkemizde eğitimin en önemli sorunlarından birisidir. Ancak öğretmen açığı konusunda Milli Eğitim Bakanlığı’nda sürekli farklı rakamlar dillendirilmekte ve kamuoyu yanıltılmaktadır.
Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, 24.11.2009 tarihinde yaptığı açıklamada 76 bin 721 öğretmen açığı olduğunu söylemişti. Oysa Milli&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Öğretmen açığı ülkemizde eğitimin en önemli sorunlarından birisidir. Ancak öğretmen açığı konusunda Milli Eğitim Bakanlığı’nda sürekli farklı rakamlar dillendirilmekte ve kamuoyu yanıltılmaktadır.</p>
<p>Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, 24.11.2009 tarihinde yaptığı açıklamada 76 bin 721 öğretmen açığı olduğunu söylemişti. Oysa Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2009 iç denetim raporunda öğretmen açığının 133 bin 317 olduğu belirtildi. Milli Eğitim Bakanlığı 24.05.2010 tarihinde de açık norm kadro sayısını 141 bin 293 olarak ilan etti. Ancak 19.06.2010 tarihinde Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu öğretmen açığı konusunda yine farklı bir rakam verdi. Bakan’ın açıklamasına göre öğretmen açığı 78 bin 321. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?</p>
<p>Norm kadro açığı 141 bin 293 olduğuna göre, bu rakama 70 bin Sözleşmeli Öğretmeni de eklediğimizde kadrolu öğretmen ihtiyaç sayısı 211 bin 293 etmez mi? Sayın Bakan yeni ihdas edilen 70 bin öğretmen kadrosunu atama yapılmadan öğretmen almış gibi mi görüyor? Biz mi hesap bilmiyoruz, yoksa Sayın Bakanı birileri mi yanıltıyor?</p>
<p>Bakanın bir milletvekilinin yazılı soru önergesine verdiği cevap basına yansıyan yönüyle şöyle:</p>
<p>“4 Mayıs 2010 tarihli MEBBİS Norm İşlemleri Modülü verilerine göre, bakanlığa bağlı resmi eğitim kurumlarının 78 bin 321 öğretmen ihtiyacı bulunduğunu ifade etti. Çubukçu, &#8220;Net öğretmen ihtiyacı sayısının, modülde yapılan norm güncellemeleri ile mevcut öğretmenlerden eğitim kurumu yöneticiliğine atananların özlük durumundaki güncellemeler nedeniyle sürekli değişiklik gösterdiğini&#8221; bildirdi. Bakanlıktaki öğretmen açığının bu yıl yapılacak atamalarla bir ölçüde giderilmeye çalışılacağını ifade eden Çubukçu, Haziran ayındaki 10 bin kişiye ilave olarak, Ağustos ayında da 30 bin öğretmenin atamasının yapılacağını kaydetti. Bakan Çubukçu&#8217;nun verdiği bilgiye göre, Mayıs ayı itibarıyla en fazla öğretmen ihtiyacı rehber öğretmenlik alanında bulunuyor. Bu alanda 24 bin 331 öğretmene ihtiyaç var. Rehber öğretmen açığını İngilizce, sınıf öğretmeni, din kültürü ve ahlak bilgisi, bilişim teknolojileri öğretmeni açığı izliyor. İngilizce alanında 11 bin 874, sınıf öğretmenliğinde 11 bin 221, din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenliğinde 11 bin 101, bilişim teknolojileri alanında ise 10 bin 100 öğretmen açığı bulunuyor. Öğretmen ihtiyacının en fazla görüldüğü kentlerde 24 bin 484 kişi ile İstanbul ilk sırada yer alıyor. İstanbul&#8217;u 5 bin 976 öğretmenle Şanlıurfa, 5 bin 556 öğretmenle Bursa izliyor. Adana&#8217;da 5 bin 192, İzmir&#8217;de 4 bin 956, Gaziantep&#8217;te 4 bin 531 ve Ankara&#8217;da 4 bin 438 öğretmen ihtiyacı bulunuyor. Öğretmen açığı olan illerin son üç sırasında ise Tunceli (194), Kırşehir (265) ve Kilis (313) yer alıyor”.</p>
<p>Yaklaşık 210 bin öğretmen açığı şu anki fiziki şartlara göre oluşan açıktır. Bütün okullar tekli eğitime geçtiğinde ve sınıf mevcutları 30 sayısının altına indiğinde bu rakam en az 300 bine çıkacaktır. Nitekim OECD ülkeleri baz alındığında, Türkiye’de öğretmen açığının çok fazla olduğu ortaya çıkmaktadır. Örneğin yaklaşık 210 bin açığa ilaveten İsviçre baz alındığında ülkemizde öğretmen açığı ilköğretimde 225 bin 586, ortaöğretimde 98 bin 944 olmak üzere toplam 324 bin 530; Finlandiya baz alındığında ülkemizde ilköğretimde öğretmen açığı 216 bin 102, ortaöğretimde 70 bin 931 olmak üzere toplam 287 bin 33; İspanya baz alındığında ülkemizde öğretmen açığı ilköğretimde 288 bin 344, ortaöğretimde ise 157 bin 48 olmak üzere toplam 445 bin 392’dir.</p>
<p>Görüldüğü üzere öğretmen açığı ile ilgili Milli Eğitim Bakanlığı’nın verdiği dört farklı rakam bulunmaktadır. Dolayısıyla öğretmen açığının tam olarak ne kadar olduğu bir muammadır.</p>
<p>Şimdi kamuoyu bu farklı rakamlardan hangisine inanacaktır?</p>
<p>Kim doğruyu söylemektedir? Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu mu, yoksa Milli Eğitim Bakanlığı’nın verileri ve raporları mı?</p>
<p>Bakan Çubukçu’nun açıkladığı öğretmen açığı ile Bakanlığı’nın açıkladığı öğretmen açığı arasında niye çelişki vardır?</p>
<p>Bakan Çubukçu, kendi Bakanlığı’nın yayınladığı öğretmen açığı sayılarından bihaber midir? Türkiye’de öğretmen açığı tam olarak ne kadardır?</p>
<p>Ortada farklı rakamların dolaşması skandal değil de nedir?</p>
<p>Türk Eğitim-Sen olarak Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun öğretmen açığını net bir şekilde ortaya koymakta tereddüt yaşadığını düşünmekteyiz. Oysa öğretmen açığı konusunda Bakan Çubukçu şeffaf olmalı, açığı az göstermek gibi bir gayret içine girmemelidir. Aksi takdirde bu durum hem Bakanlığın kamuoyundaki itibarını zedeleyecek, hem de Bakan Çubukçu’nun güvenirliliği sorgulanacaktır. Zaten Bakan Çubukçu sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçirilmesi konusunda verdiği sözü yerine getirmeyerek, kamuoyu nezdinde güven kaybetmiştir. Bu durum Bakan’ın daha tartışmalı hale gelmesine neden olacaktır.</p>
<p>           Eğitimciler şu anda Milli Eğitim Bakanı Çubukçu’dan acil açıklama beklemektedir. Bakan Çubukçu, öğretmen açığına ilişkin farklı rakamların nasıl oluştuğunu ve neye göre bugün 78 bin 321 öğretmen açığı olduğunu açıklamalıdır. Bakan Çubukçu şu anda 370 bin öğretmen adayını ve Eğitim Fakültelerinde ve Fen-Edebiyat Fakültelerinde okuyan yüz binlerce genci hayal kırıklığına uğratmış ve umutsuzluğa sürüklemiştir. Bu noktada Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun yapması gereken, öğretmen açığını doğru bir şekilde kamuoyuyla paylaşmak ve öğretmen açığını kapatmaya yönelik öğretmen alımı yapmaktır. Bakanlık öğretmen açığını gizleyerek ya da öğretmen açığının fazlalığını görmezden gelerek, bir şey elde edemez. Ayrıca öğretmen açığı her yıl 30 bin, 40 bin öğretmen atayarak kapatılamaz.</p>
<p>           Bugün yeni mezunlarla birlikte 370 bin öğretmen adayı atanmayı beklemektedir. Tüm bunlar göz önüne alınmalı, beklentilere uygun ve öğretmen açığını giderecek ölçüde alım yapılmalıdır. Öğretmenlere ihdas edilen 70 bin kadro 2010 yılı içinde kullanılmalıdır. Hatta 2010 yılında 70 bin kadroya ek olarak 30 bin kadro daha tahsis edilmeli ve 2010 yılı bitmeden en az 100 bin öğretmen ataması yapılmalıdır. Eğitimi öğretmensiz sürdürmek mümkün değildir. Bunu hala görmüyor musunuz?</p>
<p>Türk Eğitim-Sen</p>
<p>İstanbul Bölge Başkanı</p>
<p>Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kartalgazetesi.com/7699-ogretmen-aciginin-210-bin-oldugu-neden-gizleniyor/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İsrail’e Haddi Bildirilmelidir</title>
		<link>http://www.kartalgazetesi.com/7269-israil%e2%80%99e-haddi-bildirilmelidir</link>
		<comments>http://www.kartalgazetesi.com/7269-israil%e2%80%99e-haddi-bildirilmelidir#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 31 May 2010 09:26:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Hanifi Bostan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kartalgazetesi.com/?p=7269</guid>
		<description><![CDATA[İsrail yine bir vahşete imza attı. Filistin’e insani yardım götüren gemilere operasyon düzenleyen İsrail, bir kez daha insanlık suçu işledi.
 
İsrail’in “Rotamız Filistin Yükümüz İnsani Yardım” kampanyası kapsamında Kıbrıs&#8217;ın güneyinden Gazze&#8217;ye doğru seyreden gemilere operasyon düzenlemesi ve bu operasyonda&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İsrail yine bir vahşete imza attı. Filistin’e insani yardım götüren gemilere operasyon düzenleyen İsrail, bir kez daha insanlık suçu işledi.<br />
 <br />
İsrail’in “Rotamız Filistin Yükümüz İnsani Yardım” kampanyası kapsamında Kıbrıs&#8217;ın güneyinden Gazze&#8217;ye doğru seyreden gemilere operasyon düzenlemesi ve bu operasyonda çok sayıda kişinin hayatını kaybetmesi büyük bir insanlık suçu ve büyük bir vahşettir.<br />
 <br />
İnsani yardım gemisine bile saldırı düzenleyecek kadar gözü dönmüş olan İsral’in bu saldırısını lanetliyoruz. Filistin’e gözünü kırpmadan saldıran, masum insanları katleden İsrail, bu saldırıyla yine dünyaya çirkin yüzünü gösterdi.<br />
 <br />
Felsefesi öldürmek üzere kurulu olan İsrail, sırtını dayadığı ülkeleri güç unsuru olarak görerek, tüm dünyaya kafa tutmaktadır. İsrail’e her fırsatta kol, kanat gerenler, İsrail vahşetini artık görmelidir. İnsan haklarını savunan herkes, İsrail’in yaptıklarını kınamalı, sivillerin katledilmesine müsaade etmemelidir.<br />
 <br />
İsrail işlediği suçların bedelini ödemelidir. Gözünü kan bürümüş olan İsrail’e yönelik bir yaptırımda bulunulmazsa, İsrail katliamlarına devam edecek, masum insanlar ölecektir. Dünyanın yapması gereken; İsrail’i uluslararası arenada tek başına bırakmak, uluslararası hukuku çiğneyen, savaş suçu işleyen İsrail’e hesap sormak, İsrail’in uluslararası mahkemeler tarafından cezalandırılmasını sağlamaktır.<br />
 <br />
İsrail’in karşısında el pençe divan duranlar, İsrail’i evin yaramaz çocuğu olarak görüp, yaptıklarına ses çıkarmayanlar, İsrail’in saldırılarına göz yumanlar en az İsrail kadar suçludur. Birleşmiş Milletlere sesleniyoruz, İsrail’e en büyük desteği veren Amerika Birleşik Devletleri’ne sesleniyoruz, Avrupa Birliği’ne ve tüm dünya ülkelerine sesleniyoruz:<br />
 <br />
İSRAİL VAHŞETİ ARTIK DURDURULMALIDIR. İSRAİL, ULUSLARARASI MAHKEMELER TARAFINDAN CEZALANDIRILMALIDIR. VİCDANI OLAN HERKES, İSRAİL’İN VAHŞİ SALDIRILARINI LANETLEMELİ VE İSRAİL’E KARŞI ORTAK HAREKET ETMELİDİR. KANLA BESLENEN İSRAİL’E ARTIK TÜM DÜNYA TEK SES, TEK YÜREK OLARAK “DUR” DEMELİDİR. <br />
   <br />
İktidar da, tepkisini güçlü bir şekilde ortaya koymalı; Türkiye, İsrail’e yaptırım uygulanması ve İsrail’in cezalandırılması konusunda her türlü girişimde bulunmalıdır.<br />
 <br />
Biz Türkiye Kamu Sen olarak, insani yardım konvoyuna müdahale ederek silahsız insanların üzerine mermi yağdıran İsrail’i bir kez daha şiddetle kınıyor, lanetliyor ve insanlık adına bütün dünya ülkelerinden bu vahşete seyirci kalmamalarını bekliyoruz.<br />
 <br />
Türkiye Kamu-Sen </p>
<p>İstanbul İl Başkanı </p>
<p>Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kartalgazetesi.com/7269-israil%e2%80%99e-haddi-bildirilmelidir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İstanbul’un Fethi ve Fetih Ruhu</title>
		<link>http://www.kartalgazetesi.com/7255-istanbul%e2%80%99un-fethi-ve-fetih-ruhu</link>
		<comments>http://www.kartalgazetesi.com/7255-istanbul%e2%80%99un-fethi-ve-fetih-ruhu#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 31 May 2010 07:03:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Hanifi Bostan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kartalgazetesi.com/?p=7255</guid>
		<description><![CDATA[Bir toplumu Halk olmaktan Millet olmaya doğru yükselten, O’nun uzun tarihî süreçteki büyük başarılarıdır. Bu başarıların ise büyük dönüm noktaları vardır. Bir anlamda bütün tarihin muhassalası, nirengi noktası ve sembolü gibi duran bu dönüm noktaları, sayıca pek fazla değildir. Biz&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir toplumu Halk olmaktan Millet olmaya doğru yükselten, O’nun uzun tarihî süreçteki büyük başarılarıdır. Bu başarıların ise büyük dönüm noktaları vardır. Bir anlamda bütün tarihin muhassalası, nirengi noktası ve sembolü gibi duran bu dönüm noktaları, sayıca pek fazla değildir. Biz Türklerin Halk olmaktan Millet olmaya terfî etmelerindeki bu nirengi noktalarından birisi, sadece Türklüğün Doğu’dan Batı’ya olan uzun yürüyüşünün en önemli konaklarından değil, bütün dünya tarihinin asla unutulamaz kırılma noktalarından olan İstanbul’un fethidir.  <br />
      İstanbul’un Fethi, herhangi bir kalenin veya şehrin fethi, herhangi bir askerî muzafferiyet değildir. Bir tarihî olgu olarak bütün Türk ve İslâm tarihinin en büyük ve en mühim başarılarından birisi olmakla kalmayıp, dünya tarihinde meydana getirmiş olduğu olağanüstü etkisi sebebiyle karanlıkların sembolü Ortaçağ’ı kapatıp aydınlıkların başlangıcı Yeniçağ’ın kapısını açtığı, çağ değiştirdiği, yepyeni bir çağın miladı olduğu konusunda sağduyu sahibi herkesin istisnasız bir biçimde ittifak ettiği Feth-i Mübîn, Kostantinopolis’in “gülzar” kılınması, İstanbul yapılmasıdır. İstanbul surları önünde çarpışmalar, dünyayı kaba bir şekilde eline geçirmeye çalışan herhangi iki gücün kapışması değil, her birisi kendi doğrularına inanmış, onlara sadakatle bağlı iki farklı inancın, iki farklı dünya anlayışının, iki farklı zihniyetin kapışması idi. Bunlardan “haklı” olan aynı zamanda güçlü idi ve kazandı; aksi olsaydı, bu, dünya ve insanlık için bir felâket olurdu.<br />
 <br />
       İstanbul’un fethi Biz Türklerin semasındaki en parlak yıldızdır hiç kuşkusuz ve yine hiç kuşkusuz ki, asıl başarı sahibi, Türk Milleti’nin kendisidir. Ancak, bir milletin başarı ve büyüklük kıstaslarından birisi de yetiştirdiği evlâtları ile orantılıdır. Bu noktada, O’nun en büyük evlâtlarından, eşi zor bulunur büyük insan, bütün Türk-İslâm ve dünya tarihinin en büyük ve en yüce şahsiyetlerinden birisi, birçok bakımdan da birincisi olan, devlerle dolu Türk tarihinde gölgesi diğer devleri örten bir mega-dev, bir “titan” olan Fatih Sultan Mehmet Han’ın şahsî dehası da Kutlu Fetih’teki en büyük hisse sahibidir.<br />
 <br />
      İstanbul’un Fethi, Türk devlet doktrinlerinin en önemlilerinden olan Üniversalist Devlet ya da Nizâm-ı Âlem doktrininin en mükemmel uygulamalarından birisi olup, kaba bir zapt değil, bir kolonyalist ele geçirme hiç değil; belirli bir “hikmet”e dayalı evrensel bir adalet kurma mücadelesinin galibiyetidir. Bu ise, Âlem’i Hak ve Hikmet üzere siyaseten nizama sokma, çekip-çevirme vazifesi olup; fitne (anarşi) ve fesat (kaos) yaratanlara ve aydınlıklara karşı hakkaniyetli düzeni kurma, karanlıkları savunarak insanlığın yolunun üzerine dikilenlere karşı da, insanlığın yolunu açma, dünya üzerine Barış ve Adalet’i yerleştirme mücadelesidir.<br />
      Yani Fetih, bir meşruiyete dayalı bir Zapt’tır; aksi olmuş olsaydı, İstanbul’un fatihlerinin bu şehri adaletli bir Belde-i Tayyibe değil, İspanyolların Endülüs’te yaptığı gibi kan ve gözyaşına dayalı bir temizliğin, zalimce bir soykırımın sahnesi yapmalarını beklemek gerekirdi.<br />
      İstanbul’un Fethi’nin bir diğer anlamı da, Persler ve İskender zamanından beri devam eden Doğu ile Batı arasındaki egemenlik mücadelesinde önemli bir adım olmasıdır. Eğer bu başarı elde edilememiş olsaydı, Batı’nın Doğu’yu kolonize etmesi çok daha büyük boyutlara ulaşacağı gibi, Endülüs’te ve Kuzey ve Güney Amerika’da yapılanların da benzerlerinin yapılacağına da muhakkak nazarıyla bakılmalıdır.<br />
      İstanbul’un Fethi’nin özellikle günümüz için çok büyük önem taşıyan bir diğer yanına gelince: Türklerin, bütün fetihlerinin sonucu elde ettikleri topraklarda, zaman bakımından Anayurt olan Orta-Asya’dan sonra gelmekle beraber, ondan daha da kuvvetli bir biçimde tam anlamıyla bir Türk vatanına dönüştürdükleri en önemli yer Anadolu’dur. Anadolu’nun Türkleşmesinin garantisi ise İstanbul olmuştur. İstanbul olmadan Osmanlı bir dünya devleti olamayacağı gibi, Anadolu da bir Türk yurdu olamazdı.<br />
      Anadolu’nun kapıları Malazgirt’le açıldı; İstanbul’un Fethi bu kutlu toprakların “vatan” olmasında en önemli aşama oldu; son nokta ise Dumlupınar’la kondu. Hamdullah Suphi Tanrıöver’in ifadesiyle söyleyecek olursak:<br />
 <br />
“Malazgirt ovalarında, Selçukî Alparslan’la Diyojen arasında başlayan muharebe, imparatorun esareti, iki yüz bin kişilik Bizans ordusunun mağlubiyetiyle neticelenmişti. O zamandan beri Türklük ve Yunanlılık Anadolu’da, bazen açıktan açığa, bazen gizli şekilde mücadelesine de­vam ediyordu. Gazi’nin son hücumu Anadolu’da Rumlu­ğun tam bir tasfiyesiyle nihayete erdi.”<br />
“&#8230;/Malazgirt Muharebesi Dumlupınar’la kat’î bir neti­ceye varmıştı.”<br />
 <br />
      Büyük Feth’in ve ebediyete akıp giden zaman içerisinde ebediyen Türk-İstanbul olarak kalacak olan bu kutlu şehrin karanlıklardan aydınlıklara çıkışının 557nci yıl dönümü kutlu olsun!<br />
 <br />
Türkiye Kamu-Sen<br />
  İstanbul İl Başkanı <br />
Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kartalgazetesi.com/7255-istanbul%e2%80%99un-fethi-ve-fetih-ruhu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türk Eğitim Sen Bütün Engellemelere Rağmen Yetkiyi Yine Aldı</title>
		<link>http://www.kartalgazetesi.com/7242-turk-egitim-sen-butun-engellemelere-ragmen-yetkiyi-yine-aldi</link>
		<comments>http://www.kartalgazetesi.com/7242-turk-egitim-sen-butun-engellemelere-ragmen-yetkiyi-yine-aldi#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 May 2010 08:24:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Hanifi Bostan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kartalgazetesi.com/?p=7242</guid>
		<description><![CDATA[Türk Eğitim Sen 2010 yılında da yetkili sendika oldu. Yetkili sendika olmak, toplu görüşmelerde eğitim çalışanlarını temsil etmenin yanı sıra, tüm dünyada Türkiye’nin eğitim öğretim ve bilim hizmetleri kolunun yetkili sendikası olma özelliğini kazanmak bakımından da büyük öneme haizdir.
 &#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türk Eğitim Sen 2010 yılında da yetkili sendika oldu. Yetkili sendika olmak, toplu görüşmelerde eğitim çalışanlarını temsil etmenin yanı sıra, tüm dünyada Türkiye’nin eğitim öğretim ve bilim hizmetleri kolunun yetkili sendikası olma özelliğini kazanmak bakımından da büyük öneme haizdir.<br />
 <br />
Türk Eğitim Sen 2006 yılından bu yana yetkili sendika olma hüviyetini korumaktadır. İnşallah bu yıl Toplu Görüşmelerin 5 incisine oturacağız. Önümüzdeki süreçte Toplu Sözleşme yapmak ve eğitim çalışanlarını en iyi şekilde temsil etmek istiyoruz. Önümüzdeki zorlukları biliyoruz, 5 yıldır elde ettiğimiz tecrübemizi Toplu Görüşmelere yansıtmak istiyoruz. 2010 yılında yapılacak Toplu Görüşmelerde üyelerimizden gelen talepleri masaya taşıyacağız. 2011 yılının genel seçim yılı olması, hatta seçimlerin öne çekilmesi ihtimalini de düşünerek Toplu Görüşme stratejimizi oluşturacağız. Taleplerimiz doğrultusunda, İktidarın yaklaşımlarını da dikkate alarak her türlü eylem ve etkinliği de ortaya koymaktan çekinmeyeceğiz.<br />
 <br />
Eğitim çalışanlarının yaşadığı ekonomik ve sosyal sıkıntılar had safhaya ulaşmış durumdadır. Öğretmeninden hizmetlisine, memurundan, akademik kadrolara kadar geniş bir yelpazede bulunanlar adeta yok sayılmışlar, İktidar tüm sorunlara gözünü kapatmıştır. Gerek MEB gerekse YÖK kendi çalışanlarını mutlu etmek, onları kazanmak adına dişe dokunacak bir adım atmamıştır.<br />
 <br />
YÖK kendi içerisine dönük bir kuruluş olmaktan çıkamadığı gibi, üniversiteleri ileriye taşıyacak tedbirleri de alamamış, statükoyu korumaktan başka bir yaklaşım sergileyememiştir. Milli Eğitim Bakanlığı ise, kayıp bakanlık hükmündedir. Evlere şenlik bir yönetim tarzı sergileyen Nimet ÇUBUKÇU kapalı bir kutu gibi, sivil toplum örgütlerine, sendikalara kapılarını kapatmış sırça köşkünde kararlar alan, eğitim çalışanlarını, iş verimi ve kalitesini hiç düşünmeyen bir Bakan görüntüsündedir. Bugüne kadar verdiği sözleri tutmayan Nimet ÇUBUKÇU tüm eğitim çalışanlarının nazarında puan kaybetmiş ve güvenirliğini tamamen yitirmiştir. Nimet ÇUBUKÇU’nun performansını beğenen aklı başında bir tek eğitim çalışanı olduğunu düşünemiyoruz.<br />
 <br />
Yetkili olmaktan bahsederken, eğitim öğretim hizmet kolunun sorunlarını da düşünmeden, irdelemeden geçmek bir hayli zor. Ancak, eğitim çalışanlarının Türk Eğitim Sen’in mücadele ettikleri kişilerin nasıl bir zihniyete sahip olduklarını bilmeleri de önemlidir. Hak hukuk mücadelesi veren Türk Eğitim Sen’in, haktan hukuktan bihaber yöneticilerle mücadele etmek zorunda olduğunu da hesap etmek zorundayız. Ancak, bu şartlar da bile hız kesmeden mücadele edeceğiz, bu şartlarda en iyiyi elde etmeye, sendikacılığın her türlü enstrümanını kullanmaya devam edeceğiz. Diyalogdan da, eylem ve etkinliklerden de vazgeçmeyeceğiz. Uzattığımız eli tutup tutmamak onlara aittir. Ya bu eli tutacaklar ya da yapacağımız eylemlerle oluşturacağımız tepkilere tahammüllü olacaklardır. Oluşturduğumuz demokratik tepkilerimizi görmezden gelenler, eleştirilere kulak tıkayanlar siyasette de pek uzun ömürlü olmayacaktır.<br />
 <br />
Türk Eğitim Sen yetkili olmuştur demek kendi başına yeterli değildir. Bu yetkiyi hangi şartlarda aldığımızı, hangi şartlarda 2006 yılından bu yana sürekli yükselerek koruduğumuzu anlamak çok önemlidir. Bu zorluğu tüm  teşkilat yöneticilerimiz iliklerine kadar hissetmektedir. Türk Eğitim Sen’in, hep mücadeleye talip olmuş bu dev kadrosunu en derin saygı ve şükranlarımla selamlıyorum. Baharı hiç tatmamış bu dev kadro, hep fırtınaların, hep çileli günlerin gerçek kahramanlarıdır. Ülkemizin her ilinde, her ilçe ve köyünde ve Üniversitelerin her biriminde Türk Eğitim Sen&#8217;in temsil ettiği değerleri en iyi şekilde taşıyan ve taçlandıran bu dev kadro önümüzdeki süreçte de yılmadan yoluna devam edecektir.<br />
 <br />
Yetkiyi beşinci kez almanın sevinç ve gururu ile diğer sendikalara dair bir şeyler yazmak, onları eleştirmek istemiyoruz. Ancak, şunu da söylemeden geçmek sorumluluk sahibi bir insana yakışmaz diye düşünüyoruz. O da şudur; Türk Eğitim Sen’i örnek alın diyemiyoruz, çünkü bugüne kadar anlayamadınız. Fakat, sekiz yıldır sürdürdüğünüz yöntemler artık, eğitim çalışanlarına ve size huzur vermiyor. İnsanları menfaatleri ve şahsiyetleri arasında tercih yapmaya zorlama alışkanlığınızdan kurtulun. Böyle bir yaklaşım üye sayınızın artmasında bugün için geçerli gibi görünmekle birlikte, uzun soluklu bir strateji olmayacağı gibi, böyle üyelerle bir yere varılamayacağı görülmelidir. Sendikacılığın nasıl yapılması gerektiği bellidir; mücadele, doğruları seslendirme ve haktan, hukuktan yana olmadır. Bunları sağlayamadığınız sürece, büyümeden anladığınız tek şey, geleceğe dair korkularınızın büyümesi olacaktır.<br />
 <br />
Türk Eğitim Sen olarak 2010 yılında da söke söke aldığımız yetkinin herkese bir ders olmasını istiyoruz. Türk Eğitim Sen her şeye rağmen almış olduğu bu yetkiyle; ilkeli ve yiğit duruşun bu ülkede hala önemli bir değer olduğunu göstermiştir. Biz, eğitim çalışanlarına verdiğimiz söz üzerine, bulunduğumuz yerden, mücadeleyi daha üst noktalara taşımanın gayreti içinde olacağız. Bu uzun soluklu bir emeği gerektiren bir mücadeledir. Bu uzun yolda nefesi yetmeyenler, bizi anlamakta zorlananlar olacaktır, ama gelecek bütün eğitim çalışanlarının olacaktır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti huzurlu, mutlu, geleceğinden emin eğitim çalışanları ile daha da ileri gidecektir.<br />
 <br />
Türk Eğitim Sen’in bayrağını her birimde korkmadan ve yorulmadan taşıyanlar, baharı hiç yaşamamış hep fırtınaların ve çileli günlerin kahramanları; hak, hukuk ve demokrasi mücadeleniz kutlu olsun. <br />
 <br />
Türk Eğitim-Sen<br />
İstanbul Bölge Başkanı<br />
Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kartalgazetesi.com/7242-turk-egitim-sen-butun-engellemelere-ragmen-yetkiyi-yine-aldi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
