<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kartal Gazetesi &#187; Ali Yalçın</title>
	<atom:link href="http://www.kartalgazetesi.com/author/aliyalcin/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kartalgazetesi.com</link>
	<description>Kartal&#039;dan Her An Haber</description>
	<lastBuildDate>Thu, 29 Jul 2010 17:12:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Unutulanların İsyanı!</title>
		<link>http://www.kartalgazetesi.com/8050-unutulanlarin-isyani</link>
		<comments>http://www.kartalgazetesi.com/8050-unutulanlarin-isyani#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Jul 2010 07:26:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Yalçın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kartalgazetesi.com/?p=8050</guid>
		<description><![CDATA[“Kamuda eşit işe eşit ücret” slogan olmaktan öteye geçemedi. Hükümet doğru olanı değil kolay olanı yapıyor. Kamu kurumları arasında bazı çalışan guruplarına yapılan kısmi iyileştirmeler bile “biz yine unutulduk!” tepkisi oluştururken bazı çalışan guruplarında içe kapanma ve itilmişlik duygusunu ön&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>“Kamuda eşit işe eşit ücret” slogan olmaktan öteye geçemedi. Hükümet doğru olanı değil kolay olanı yapıyor. Kamu kurumları arasında bazı çalışan guruplarına yapılan kısmi iyileştirmeler bile “biz yine unutulduk!” tepkisi oluştururken bazı çalışan guruplarında içe kapanma ve itilmişlik duygusunu ön plana çıkarıyor. Adalet olan yerde öfke ve isyana yer yoktur denilir. Ama adalet hiçbir zaman durup dururken gelmez. Kazanımlar çoğunlukla gayretin ve adanmışlığın ödülüdür. “Oturarak başarıya ulaşan tek varlık tavuktur” diyen düşünür aslında beklentilerin kendiliğinden gerçekleşmeyeceğine işaret ediyor. Gerçekleşmesi umut edilen şeylerin başında ise adalet vardır. Adalet beklentisi bazen susarak bazen de öfke ile ifade edilir. Öfke her zaman bağırmak ta değildir.  Bu öfke mektup ve e-mail ile de olabilir. Sendikaya mail gönderen Kartal İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Şef’i sadece kendi adına olmayan talepleri sıraladıktan sonra “öfkeliyiz çünkü biz yine unutulduk” demeyi seçmiştir.</p>
<p>Şef; 13 Temmuz 2010 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Ulaştırma Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanuna yapılan ek maddeyle kurum personel maaşlarındaki iyileşmeyi ve yeni yayınlanan Diyanet İşleri Başkanlığı Teşkilat Yasasını hatırlatıyor. Milli Eğitim Müdürlüğü Şef’i; kıdem olarak 12/2’deki bir İmam Hatip’in maaşının1.429’dan 1.510 TL ye yükselmesinden söz ettikten sonra Milli Eğitimde çalışan kıdem olarak 7/1’de evli ve 2 çocuklu bir VHKİ memur 1.330 TL alıyor. Bu iyileştirmelerde “bizi duyan var mı” diye haykırıyor.</p>
<p>“Hala eşitsizlik var hala adaletsizlik var hala sosyal haklarımız ile ilgili gelişme yok. Kurumda iş yükü ağır personel yok. Her işe koştur, ek ücret veya mesai yok. Hizmetli, Memur, VHKİ, Şef tüm kadroların sıkıntıları var.” Diye devam eden e-mail’de taleplerimiz diye sıraladıklarının tamamı alt alta toplanırsa gerçekleştirilmesi zor, çok şey istemedikleri anlaşılacaktır.</p>
<p>Aynı e-mail de durumun anlaşılması için arkadaşlarının bordolarından alıntıladığı çizelge, çok şey anlatıyor. İstanbul’da kiraların en düşük 400 TL’ den başlayıp yukarı doğru gittiğini düşünürseniz Bu maaşlarla; Başbakan’ın “en az 3 çocuk istiyorum” tavsiyesine uymanın çılgınlık olacağından kimsenin şüphesi olmasın! Hele o çocuklardan biri veya bir kaçı lise ve üstü eğitim görüyorsa “vay gele o memurun haline..!”</p>
<p>İşte o çizelge:</p>
<p>KadrosuDerece/KademeEvli/BekârÇocuk SayısıEk ÖdentiEle Geçen Toplam-TL</p>
<p>Hizmetli6/3Evli2Yok1.316</p>
<p>Memur4/1Bekâr&#8211;Yok1.200</p>
<p>Şoför6/3Evli5Yok1.383</p>
<p>VHKİ7/1Evli2Yok1.330</p>
<p>Şef2/3Evli2Ek-Ders Ücreti1.616</p>
<p>4-C’li personelin aylık 800 TL aldığını yazmayayım da devletin devletliğine halel bari gelmesin! Kamuda her yerde bu böyle değil. Kurumlar arasında aynı işi yapanlar arasındaki maaş farklılıklarını bilmeyen yok. “Eşit işe eşit ücret” talebi de buradan yola çıkıyor zaten… Kısacası Milli Eğitim’de çalışan Memur, Şef, VHKİ ve Yardımcı Hizmetli Personel adında adalet olan iktidar partisinden “ADALET” istiyor.</p>
<p>Eğitimin ayrılmaz parçası olan hizmetli, memur, V.H.K.İ. teknisyen, şef, kadrolu usta öğretici, şoför vb. personel ne bekliyor?</p>
<p>1.        Hizmetli, memur, V.H.K.İ. teknisyen, şef, kadrolu usta öğretici, şoför vb. tüm çalışanların, “eğitim çalışanları” olarak adlandırılması; personel görev tanımlarının bu anlamda yeniden yapılması</p>
<p>2.        Eğitime Hazırlık Ödeneğinin tüm eğitim çalışanlarına ödenmesi </p>
<p>3.       657’ye göre günde 8 saat ve haftada 40 saat çalışma süresinin üzerine çıkılıyor ama fazla mesai ücretlendirilemiyor. Bu haksızlığın önüne geçilmesi ve fazla mesainin ücretlendirilmesi</p>
<p>4.       İl içi ve İl dışı atanma talepleri muvafakat barikatına takılan personel muvafakat barikatı olmaksızın yılda 2 kez atanma ve yer değiştirme hakkının verilmesi</p>
<p>5.       Parasız yatılılık ve burslulukta öğretmen çocuklarına tanınan hakların bütün eğitim çalışanlarına tanınması</p>
<p>6.       Aylıkla ödüllendirme çalışmalarında Eğitim-Öğretim sınıfına binde yirmi diğer personellere binde on düzeyinde sınırlama getirilmiştir bu kontenjanın eşitlenmesi</p>
<p>7.       Yardımcı Hizmetler Sınıfı çalışanları ve memurlarda % 44 ve % 49 olarak uygulanan özel hizmet tazminatı, öğretmenlerde olduğu gibi (% 85–95–100) uygulanarak maaşlar arasındaki farkın kapatılması</p>
<p>8.       Genel İdari ve Teknik Hizmetler çalışanlarının özel hizmet tazminat oranlarının artırılması, ek göstergelerinin eğitim öğretim hizmetlerinde olduğu gibi öğrenim durumuna göre 8. dereceden başlayarak verilmesi</p>
<p>9.       Şeflerin özel hizmet tazminatları artırılmalı ve ya şeflere, mali denge tazminatı ödenmelidir.</p>
<p>10.   4/C statüsünde çalışan personelin özlük hakları iyileştirilerek yaşam standartlarının yükseltilmesi</p>
<p>11.   Yiyecek yardımları merkezi kurumlarda personel sayısı 50 kişi olan yerlerde verilmekte olup bu sayının altında olan yerlerde çalışanlara yiyecek yardımı yapılmamaktadır. Söz konusu eşitsizliğin giderilmesi için Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliği’nde değişiklik yapılarak bu yardım tüm çalışanlara verilmesi</p>
<p>12.   Memur iken şefliğe atananlar 500 yan ödeme puanı alırken, veri hazırlama ve kontrol işletmeni kadrosunda çalışmakta iken şef olarak atanan bir şef 2250 yan ödeme puanından yararlandırılmaktadır. Bu farkın ortadan kaldırılarak genel idari hizmetler sınıfı ile teknik hizmetler sınıfında bulunan tüm personelin 2250 yan ödeme puanından yararlandırılmasının sağlanması</p>
<p>13.   2006 yılında T.B.M.M. sunulan ve halen mecliste bekleyen V.H.K.İ. kadrolarının teknik hizmetler sınıfı kapsamına alınması ile ilgili yasal düzenlemenin en kısa sürede meclisten geçirilerek mağduriyetlerin giderilmesi sağlanması</p>
<p>14.   Görevde yükselme sınavlarında 70 olan barajın 60’a çekilmesi</p>
<p>15.   Toplu taşıma araçlarında öğretmenlere ve öğrencilere uygulanan indirimden eğitim çalışanı olan hizmetli, memur, V.H.K.İ. teknisyen, şef, kadrolu usta öğretici, şoför vb. personelinde faydalanabilmesi</p>
<p>Unutulanların taleplerini 15 madde de özetleyen İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Şef’i taleplerini sıraladıktan sonra sabah herkesten önce yola revan olan eğitimin emektar personelleri için servis tahsis edilemez mi diye temennisini belirterek bitirmiş.</p>
<p>Sadece sorunları değil çözümleri de sunan Şef Ahmet Bey’i duyan var mı?</p>
<p>Ali YALÇIN</p>
<p>Eğitim Bir Sen Şube Başkanı</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kartalgazetesi.com/8050-unutulanlarin-isyani/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ya Rotasyonu Uygulayın, Ya da Tapuları Verin!</title>
		<link>http://www.kartalgazetesi.com/7942-7942</link>
		<comments>http://www.kartalgazetesi.com/7942-7942#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 08 Jul 2010 08:01:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Yalçın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kartalgazetesi.com/?p=7942</guid>
		<description><![CDATA[Milli Eğitim Bakanlığında 7-8 yıldır idareci atamalarında yaşanan sıkıntıların çok nedenleri var. Milli Eğitim Bakanlığı Merkez Bürokratlarının hataları, bazı sendikaların yönetici ataması yaptırmamak üzere geliştirdikleri söylemi uygulamaya koymaları ile başlayan Yargı-Bakanlık-Sendika üçgeni, 2009 yılında konsensüs ile çıkan yönetmelik ile bir&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Milli Eğitim Bakanlığında 7-8 yıldır idareci atamalarında yaşanan sıkıntıların çok nedenleri var. Milli Eğitim Bakanlığı Merkez Bürokratlarının hataları, bazı sendikaların yönetici ataması yaptırmamak üzere geliştirdikleri söylemi uygulamaya koymaları ile başlayan Yargı-Bakanlık-Sendika üçgeni, 2009 yılında konsensüs ile çıkan yönetmelik ile bir nebze olsun son buldu.</p>
<p>Dört aşamadan oluşan yönetmeliğin ilk iki aşaması olan sınava dayalı ilk atamalar ile isteğe bağlı yer değiştirmeler mükemmel şekilde uygulandı. Sıra aynı kurumda 5 yılını doldurmuş müdürlere rotasyon uygulamasına gelince “rotasyon 1 yıl ertelensin” yaygarası başlatıldı. Öğrendiğimiz kadarıyla bir sendika tarafından başlatılan lobi çalışmasında “herkes iktidar partisi içindeki tanıdıklarına ulaşsın ve tanıdığı milletvekilleri vasıtasıyla bakanlığa baskı uygulansın, bu konuda rotasyona uğrayacak olan Eğitim Bir Sen üyesi müdürlerde harekete geçirilsin yoğun tepki var havası oluşturularak başlamış olan atama süreci askıya alınsın” stratejisi uygulamaya konuldu.</p>
<p> “Referandum öncesi müdürlerin yerlerini değiştirmek yanlış olur” cümlesi ise ikna için uygun bulundu. Son 7 günlük süre içerisinde yapılan kamuoyu oluşturma çalışması, Bakanlığı rotasyonu uygulama konusunda aldığı kararda yalpalar hale getirdi.</p>
<p>Yerlerinin Değişmemesi İçin Direnenler Haklı mı?</p>
<p>Türkiye Genelinde en fazla 5000 kişinin rotasyona tabi olacağını bilmemiz gerekir. Bu sayının 865 tanesi İstanbul’daki müdürlerden oluşuyor. Hesaplamalarımıza göre İstanbul’da rotasyona uğrayacak olan müdürlerden:</p>
<p>20 ile 35 yıl arası aynı okulda müdürlük yapanların sayısı                        : 40</p>
<p>15 ile 20 yıl arası aynı okulda müdürlük yapanların sayısı                       : 110</p>
<p>10 ile 15 yıl arası aynı okulda müdürlük yapanların sayısı                       : 215</p>
<p>6 ile 10 yıl arası aynı okulda müdürlük yapanların sayısı                         : 295</p>
<p>5 ile 6 yıl arası aynı okulda müdürlük yapanların sayısı                           : 205</p>
<p>            Aynı kurumda uzun yıllardır görev yapan müdürlerden başarılı olanlar ile başarısız olanların ayırımına gitmeden söylenebilecek en önemli şey; “işletme körlüğü” diye tabir edilen yönetsel körelmedir. 35 yıldır aynı kurumda çalışmanın savunulacak tarafı yoktur. Rotasyon derhal uygulanmalı ve peşinden İl Milli Eğitim Müdürü, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı, İlçe Milli Eğitim Müdürü, Şube Müdürü gibi yönetsel birimlerde de rotasyon düzenlemesi yapılmalıdır. Aynı kurumda uzun yıllardır çalışma aynı zamanda oranı tartışılsa bile kirliliği beraberinde getirmektedir. Değişim-dönüşüm iddiasında olan bir siyasi iradenin okullarda saltanat olarak adlandırılacak bu uygulamaya son vermek üzere attığı adımdan geri dönmesinin öğretmenler nezdinde kaybedeceği itibar ve tepkisellik 5000 sayısından kat kat fazla olacaktır. Kaldı ki rotasyona uğrayacak olan müdürlerin tamamı buna karşı değildir. Özellikle merkezi okullarda görev yapanlar olmak üzere bazı okulların müdürleri rotasyon dursun kampanyasını yürütüyorlar. Sayıları ülke genelinde 1000-2000’i bulmaz. Bütün eğitim camiasının rotasyonda hükümetin kararlı olduğunu anladığında duyduğu heyecanı kursaklarında bırakmayın ve bazı imkânlardan el çekmek istemeyenlerle, duygusal olarak karşı çıkan bir kısım müdür lobisine teslim olmayın. Rotasyon kimseyi görevden almayacaktır. Yan taraftaki okula geç diyecektir. Yapılması gereken rotasyondan vaz geçmek değil, yayınlanan genelgedeki defoları onararak kararlı bir şekilde işleyen süreci hızlandırmaktır.</p>
<p>            Siyasi irade attığı adımdan geri adım atmamalı, rotasyonu uygulamalıdır. Önceden de rotasyonda adım atıldı fakat bazı sendikaların açtığı dava sonucu Danıştay’ın kısmi iptalleri üzerine yönetmelikten çıkarıldı. Yönetmeliğin sendikaların mutabakatı ile çıkması üzerine bazılarının bu kez “1 yıl erteleyip genel seçimler sonrasına bırakabilir miyiz?” Belki “seçim başka fırsatları (!) doğurur” planı amacına ulaşmamalıdır.</p>
<p>            20 yıl hazine arazisi işletenler geçmişte hak iddia etmişti. 35 yıl aynı okulda müdürlüğün daha fazla hak doğuracağı açıktır.</p>
<p>            Ya rotasyonu uygulayınız ya da okulların tapularını müdürlere veriniz.</p>
<p>  ALİ YALÇIN</p>
<p>Şube Başkanı</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kartalgazetesi.com/7942-7942/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Müdürlerin Rotasyonu Mayınlı mı?</title>
		<link>http://www.kartalgazetesi.com/7770-mudurlerin-rotasyonu-mayinli-mi</link>
		<comments>http://www.kartalgazetesi.com/7770-mudurlerin-rotasyonu-mayinli-mi#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Jun 2010 12:50:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Yalçın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kartalgazetesi.com/?p=7770</guid>
		<description><![CDATA[Bir devletin yönetiminde kararlılığı sağlayan esaslardan biri de özellikle yüksek mevki sahiplerine görevlerinde uzun süre kalma imkânının tanınmasıdır. Sancakbeyleri, beylerbeyleri yirmişer otuzar yıl; yeniçeri kethüdası ve çavuşlar yedişer, sekizer yıl makamlarında kalıp sebepsiz yere görevlerinden alınmazlardı. Osmanlı’yı cihan devleti yapan&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir devletin yönetiminde kararlılığı sağlayan esaslardan biri de özellikle yüksek mevki sahiplerine görevlerinde uzun süre kalma imkânının tanınmasıdır. Sancakbeyleri, beylerbeyleri yirmişer otuzar yıl; yeniçeri kethüdası ve çavuşlar yedişer, sekizer yıl makamlarında kalıp sebepsiz yere görevlerinden alınmazlardı. Osmanlı’yı cihan devleti yapan 150 sır arasında sayılan görevde uzmanlaşmaya fırsat veren düzenlemeler arasında aynı okulda 35 yıl müdürlük yapmak var mı diye aradım ama bulamadım. Aynı görev yerinde 20–30 yıldır İl Milli Eğitim Müdürlüğü, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcılığı ve Şube Müdürlüğü gibi görev yapmayı da bulamadım. Zaten Cumhuriyet rejimine geçişle saltanat kaldırıldı (!) denildiği için geçmişe takılmanın da bir anlamı yok diye düşünüyorum.</p>
<p>Milli Eğitim Bakanlığı sancakbeyleri ve beylerbeylerini bir miktar öteleyerek sanırım okul müdürleri ile işe başlamak istedi. Aynı görev yerinde 5 yılını dolduran bütün okul müdürlerini zorunlu rotasyona tabi tutarak uzun süre aynı yerde görev yapmaktan kaynaklanan “işletme körlüğünün” önüne geçmeyi hedefliyor. Ne de olsa, 20 yıl hazine arazisini işletenlerin hak iddia edebildiği bir ülkedeyiz. Milli Eğitim’de11 yıl aynı görevde “vekil” çalışanın burası artık benim için “asil görev” olmuştur deyip idari mahkemeden teyit ettirdiğini bu işlerin ilgilileri biliyorlar. Sanırım 35 yıl aynı okulda çalışan kişi yarın hak iddia eder ve hazine arazisi ile kıyaslarsa halimiz nice olur diye düşünüldü ve kılavuzu yayınlayıp vira bismillah denildi. Yeniçeri kethüdası ve çavuşlar yedişer, sekizer yıl aynı görevde kalabiliyorlardı. İlköğretim 8 yıllık olduğuna göre müdür en azından sıfırdan alıp bir mezun verebilseydi. Zorunlu rotasyonda 5 yıl değil de süre 8 yıl olsaydı. Ya zaten uygulanamaz önceden görmedin mi? 5 yıl önce de aynı konuda yola çıkıldı ama idari mahkeme izin vermedi gibi bir yığın patırtı ve gürültü geride kaldı ve süreç başladı. Mevcut düzenlemede sadece okul müdürlerinden başlanıyor olması ve beş mi sekiz mi tartışmaları ile 2005’te müdürlüğe başlayanların yarışta mağdur olacağının dışında itiraz yok. Önceki yönetmelikteki defolar yeni yönetmelikte göz önüne alınmış görünüyor. Aynı görev yerinde 5 yılını dolduran okul müdürlerine de hitap eden Napolyon; “yöneticiler duygularıyla davranmamalı, her zaman mantık yolunu seçmelidirler” der. Bu saatten sonra rotasyona tabi olacak okul müdürlerinin tercihlerinde tıp fakültesi, uluslar arası ilişkiler, hukuk gibi iddialı yerlerin yanında her ihtimale karşı yerleşilebilecek tercihleri de yapmaları bilgisayar kurasına kalmamalarını sağlayacaktır.</p>
<p>Yönetici atama ile ilgili her yönetmelikte Bakanlık için mayınlar vardı. Kim döşüyordu orası ayrı bir tartışma konusu… Öğretmenlik hizmet puanının yönetici atamada kriter alındığı yönetmelikler gördük. Atamalar sonrası kazanılmış hak kavramını hiçe sayılıp Danıştay’ın geriye dönük iptal kararı ile Milli Eğitim camiası olarak kaosu yaşadık. 7-8 yıldır yönetici atama süreci dikiş tutmadı. Hz. Mevlana’nın “dün dünde kaldı can cazım, bu gün yeni şeyler söylemek lazım” düsturundan hareketle mevcut yönetmeliği konuşacak olursak 2009’da çıkan en son yönetmelik ile sınav sorularına ilişkin açılmış dava sonuçlanmasa bile sınava dayalı ilk atamalar gerçekleşti. İsteğe bağlı atamalarda aktif süreç devam ediyor. Zorunlu rotasyonda ise start verildi. Sınava dayalı ilk atama ve devamında isteğe bağlı yer değiştirmelerde olmayıp, rotasyon uygulamasında ilave edilen/esnetilen mayın sayılabilecek bir nokta ile karşı karşıyayız diye düşünüyorum.</p>
<p>Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Atama ve Yer Değiştirmelerine İlişkin Yönetmelik hükümlerince yapılan sınavla müdürlük atamalarında norm kadro esası arandığından birçok Meslek Lisesine müdür ataması yapılamamıştır. Sonradan yapılan isteğe bağlı yer değiştirmede de Meslek Lisesi müdürlükleri için norm kadro esası aranmış olup maaş karşılığı ders olması dahi yeterli görülmemiştir.</p>
<p>Bu durumun mağdur ettiği sınav kazanmış ya da liyakati gereğince yer değiştirme isteyen meslek lisesi müdür ve müdür adaylarına uygulanan standart yaklaşımdan sanırım vazgeçilmiş ve 5 yılını dolduran meslek lisesi müdürlerine genelgenin 7. maddesinde göz kırpılmıştır.</p>
<p>Şöyle ki:</p>
<p>7-Zorunlu yer değiştirme kapsamında yapılacak atamalarda adaylar, ilgi (a)</p>
<p>Yönetmeliğin 8´inci maddesi kapsamında atanmak istedikleri eğitim kurumunda alanı itibariyle norm kadro bulunup bulunmadığı ya da bölümünün/alanının olup olmadığına bakılmaksızın bu tür eğitim kurumlarının programlarında alanının olması halinde atanabileceklerdir.</p>
<p>Örneğin; Bir endüstri meslek lisesinde görev yapan atamaya esas alanı motorlu araçlar teknolojisi olan ve zorunlu yer değiştirmeye tabi olan bir eğitim kurumu müdürü bu tür eğitim kurumlarının programlarında motorlu araçlar teknolojisi alanının olması nedeniyle atanmak istediği endüstri meslek lisesinde bu alanının olup olmadığına ya da bu alanda norm kadro olup olmadığına bakılmaksızın endüstri meslek liselerine atanabilecektir.</p>
<p>Bu durumda 7. madde hükmü yönetmeliğe uygun ise bir öğretim yılı müdür ataması yapılamayan meslek liseleri ne şekilde izah edilebilir. Ayrıca “bu türden eğitim kurumlarının programlarında alanın olması halinde” ifadesi de sübjektif bir ifadedir. Zira her türden mesleki eğitim kurumunda ihtiyaç halinde bütün alanların açılabilmesi mevzuata göre mümkündür. Hatta Çok Programlı Liselerde de bu alanların hepsi açılabilmektedir.</p>
<p>Sınav sonucu atanan veya yukarıda açıklamaya çalıştığımız sebeple atanamayanlar ile isteğe bağlı yer değiştirmelerde aynı konuda ki kısıtlama nedeniyle atanma talebinde bulunamayanlara aynı yönetmelik ile hükmolundu. Yönetmelik değişmediğine göre zorunlu rotasyonda kılavuzda yapılan esnetme ile yeni bir hak verilmiş olmuyor mu? Hak verilmeli mi yoksa verilmemeli mi konusu ayrı bir tartışmanın konusu ama önceki iki atamada tercih fırsatı tanınmayan bir konuda rotasyonda tercih hakkı vermek sınav puanı yüksek olup sadece bu nedenle ataması yapılamayan ya da isteğe bağlı yer değiştirmede tercih hakkı sınırlanan adayı yargı nezdinde haklı çıkarmaz mı?</p>
<p> Bu mayın değil de nedir?</p>
<p>Ali Yalçın</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kartalgazetesi.com/7770-mudurlerin-rotasyonu-mayinli-mi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yalçın: ‘’Sendikalı ile Sendikasız Arası Makas Olmalı’’</title>
		<link>http://www.kartalgazetesi.com/6171-yalcin-%e2%80%98%e2%80%99sendikali-ile-sendikasiz-arasi-makas-olmali%e2%80%99%e2%80%99</link>
		<comments>http://www.kartalgazetesi.com/6171-yalcin-%e2%80%98%e2%80%99sendikali-ile-sendikasiz-arasi-makas-olmali%e2%80%99%e2%80%99#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Mar 2010 09:33:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Yalçın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[ali yalçın]]></category>
		<category><![CDATA[makas]]></category>
		<category><![CDATA[memur]]></category>
		<category><![CDATA[sendika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kartalgazetesi.com/?p=6171</guid>
		<description><![CDATA[Eğitim Bir Sen Şube Başkanı Ali Yalçın, memur sendikacılığındaki en büyük sorun sendikalı ile sendikasız arasında makas olmamasıdır. Yeni Anayasa Paketindeki “Memurlara Sözleşme Hakkı” sendikalı ile sendikasız arasında fark oluşturacak ve sendikalı memur lehine makası açacaktır dedi.
 
Eğitim-Bir-Sen İstanbul&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eğitim Bir Sen Şube Başkanı Ali Yalçın, memur sendikacılığındaki en büyük sorun sendikalı ile sendikasız arasında makas olmamasıdır. Yeni Anayasa Paketindeki <strong><span style="text-decoration: underline;">“Memurlara Sözleşme Hakkı”</span></strong> sendikalı ile sendikasız arasında fark oluşturacak ve sendikalı memur lehine makası açacaktır dedi.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-6173" title="Ali-yalçın" src="http://www.kartalgazetesi.com/wp-content/uploads/2010/03/Ali-yalçın.jpg" alt="" width="500" height="300" /> </p>
<p>Eğitim-Bir-Sen İstanbul 4 No’lu Şube 10. Divan Toplantısını yaptı. Sendikanın Kartal Ofisinde Mehmet Akif İnan Toplantı Salonunda yapılan toplantıya şube yönetimi, ilçe temsilcilik yönetimleri, şube disiplin ve denetleme kurul üyeleri katıldı. Şube Sekreteri Yaşar Çağlar’ın faaliyet sunusu ve Teşkilatlanma Sekreteri Melih Durmaz’ın sayısal verilerle büyüme oranlarını aktardığı sunudan sonra sekreteryalar kısa kısa bilgilendirmeler yaptı. İlçe Temsilcilerinin çalışmaları ile ilgili brifing verdiği toplantıda konuşma yapan Şube Başkanı Ali Yalçın; <strong><em><span style="text-decoration: underline;">“Yapanında yatanında aynı haktan faydalandığı tek yapı memur sendikacılığında var, bu yapı değişecek”</span></em></strong> dedi.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-6174" title="toplantı-yapıldı" src="http://www.kartalgazetesi.com/wp-content/uploads/2010/03/toplantı-yapıldı.jpg" alt="" width="500" height="300" /> </p>
<p>Türkiye’de işçi ve memur sendikacılığı arasında uçurum olduğunu söyleyen Eğitim Bir Sen Şube Başkanı Ali Yalçın, sendikalı işçiler lehine olan haklar memur sendikalarında olsaydı, memur sendikalarının şimdiye kadar ortaya koyduğu efor ile sendikalı olmayan hiçbir memur kalmazdı dedi. Memur sendikacılığı masada değil yasada kaybediyor. İşçilerde sendikalı olmak ile sendikasız olmak arasında çok bariz farklar var. En temel farkı ise yasadan almaktadır. İşveren ile sözleşme imzalayan Yetkili İşçi Sendikası’nın üyeleri sözleşmenin kazanımlarından koşulsuz olarak faydalanırken, başka sendikaya üye işçiler mevcut sendika aidatının üçte ikisini yetkili sendikaya ödemek suretiyle faydalanabiliyor. Sendikasız işçi ise yetkili sendikaya “dayanışma aidatı” öderse haktan faydalanıyor. Memurlarda ise sendikalı memur aidatı, emeği, fedakârlığı ve adanmışlığı ile çarpık bir yasaya rağmen çabalıyor çırpınıyor masada kısmide olsa haklar alıyor sendikalı sendikasız bütün memurlar aynı hakları kullanıyor diyen Eğitim Bir Sen Şube Başkanı Ali Yalçın, 100 liralık seyyanen zam, 40 +40 zam, ve masadan yüzdelik olarak alınan zamlar ile sendikaların mücadelesi ile çalışana dağıtılmaya başlanan Banka Promosyonları sendikalı sendikasız herkese yansıtılıyor. Bu sendikalı olup, örgütlü olan memurlara karşı yapılabilecek en büyük zulümdür dedi.</p>
<p>Memur sendikalarında şimdiye kadar ekonomik anlamda tek ayırım sendikalı memur lehine uygulanan <strong><span style="text-decoration: underline;">“Toplu Görüşme Primi”</span></strong> idi. Maaş bordrosunda sendikalı ile sendikasız arasındaki tek fark maalesef KESK’in yönlendirmesi ve CHP’nin servisi ile Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. KESK bu düzenlemeyi MEMUR-SEN’in üye artışındaki tek neden olarak görmüş ve eğer iptal edilirse MEMUR-SEN çözülür diye düşünmüştür. Ama yanılmıştır. Sendika parasını devlet vermemelidir gibi kafa çelici propagandalar gerçeği örtememiş KESK’in sendikalılar aleyhine yaptığı bu çarpıtma gayretlerimizle boşluğa düşmüştür. Bu yüzden oluşan kısmi istifaların tamamını geri aldık. MEMUR SEN yine en büyük konfederasyondur ve üye sayısı artarak devam etmektedir. Eğitim Bir Sen ise Genel Yetkiyi mutlaka alacaktır. Memur Sen’in girişimleri ile sendikalı memur lehine kazanımların yansıtılabileceği tek kalem olan “Toplu Görüşme Primi” tekrar gelecek. Sendika aidatı olarak 7.5 lira ödeyen memur 10 liralık ödentinin 2.5 lirasını kendi alıyordu. Eğer 2009 Toplu Görüşme Taleplerimizdeki Toplu Görüşme Primi 25 liraya çıksın talebimiz yerine gelseydi 25 liranın 17.5 lirası memurun cebine kalacaktı. Bu ise sendikalı ise sendikasız arasındaki makasın başlangıcı olacaktı. Sendikalı memurlar şunu unutmamalıdır. Eninde sonunda örgütlü olanlar ekonomik olarak ta kazanacaktır.</p>
<p>Örgütlü olmayı avantaja dönüştüren Memur-Sen SBN Sigorta ile yaptığı Ferdi Kaza Sigortasında üyelerine 25 bin lira Ferdi Kaza Sigortası ve yüzde 40 Kasko indirimi ile devletin yapamadığını yapmıştır. Sendikalı memurlar ücretsiz hukuk desteği, disiplin kurullarında sendika temsilcisi tarafından hakkının aranması, kan bankası, indirim anlaşmaları gibi sendikalı olmanın ayrıcalığını yaşıyorlar diyen Eğitim Bir Sen Şube Başkanı Ali Yalçın, gözlerimiz Memur Sen’in gayretleri ile Yeni Anayasa Paketine giren memura sözleşme hakkındadır.  Sendikasız memurlar ya örgütlü olacak ya da örgütlü olmamanın bedelini ödeyecekler dedi.</p>
<p>Ali YALÇIN</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kartalgazetesi.com/6171-yalcin-%e2%80%98%e2%80%99sendikali-ile-sendikasiz-arasi-makas-olmali%e2%80%99%e2%80%99/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Öğrencilere prezervatif dağıtılması hakkında utandıran hediyeye tepki!</title>
		<link>http://www.kartalgazetesi.com/5792-ogrencilere-prezervatif-dagitilmasi-hakkinda-utandiran-hediyeye-tepki-2</link>
		<comments>http://www.kartalgazetesi.com/5792-ogrencilere-prezervatif-dagitilmasi-hakkinda-utandiran-hediyeye-tepki-2#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2010 09:39:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Yalçın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kartalgazetesi.com/?p=5792</guid>
		<description><![CDATA[Kadıköy Belediyesi Sağlık ve Sosyal Dayanışma Vakfı (KASDAV) tarafından 13.sü düzenlenen liselerarası müzik yarışmasına katılan öğrencilere prezervatif dağıtılmasına eğitim sendikasından tepki gecikmedi. Eğitim Bir Sen; “Utandıran hediyeden utanması gerekenler edepli, hayalı aileler ve çocuklarımız değil,Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk ve&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kadıköy Belediyesi Sağlık ve Sosyal Dayanışma Vakfı (KASDAV) tarafından 13.sü düzenlenen liselerarası müzik yarışmasına katılan öğrencilere prezervatif dağıtılmasına eğitim sendikasından tepki gecikmedi. Eğitim Bir Sen; “<strong>Utandıran hediyeden utanması gerekenler edepli, hayalı aileler ve çocuklarımız değil,Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk ve KASDAV’ın sorumluluk makamında bulunan büyüklerdir”</strong> dedi.</p>
<p>İstanbul’da özel ve devlet liseleri arasında düzenlenen KASDAV 13. Liselerarası Müzik Yarışması’nda bir skandala imza atılmış, geçen hafta etkinliğe katılan  13-17 yaş arası 150 öğrenciye sponsor firma marifetiyle prezervatif dağıtılmıştı. Yarışmayı izlemeye çocukları ile giden velilerin tepkisine neden olan <strong>“Utandıran Hediye”</strong> konusunda Kadıköy Belediye Başkanı ve KASDAV yetkililerine tepki gösteren Eğitim Bir Sen İstanbul 4 No’lu Şube Başkanı Ali Yalçın, “Yapılan densizlik cezasız kalmamalıdır. KASDAV’ın öğrencilere yönelik faaliyet onaylarında bu tutumları göz önüne alınmalıdır” dedi.</p>
<p>24 Kasım Öğretmenler Günü’nde Kartal’da 4000 öğretmene <strong>“Adem soyundan değil, hayvan soyundan geldiğimizi”</strong> telkin eden İslam’a hakaret içerikli kitap dağıtan CHP’li Kartal Belediyesi’nden sonra yine CHP’li Belediye olan Kadıköy Belediyesi’nin kurumu olan Kadıköy Belediyesi Sağlık ve Sosyal Dayanışma Vakfı (KASDAV) tarafından öğrencilere prezervatif dağıtılması “CHP’li Belediyeler Ne Yapmak İstiyor?” sorusunu akıllara getirdi.</p>
<p>Kadıköy Bostancı Gösteri Merkezi’nde yapılan Liselerarası Müzik Yarışmasında okullardan öğrencileri utandıran ve ailelerin tepkisine neden olan ve basında “Öğrencilere Ahlaksız Promosyon” diye yer alan densizlikle ilgili Eğitim Bir Sen Şube Başkanı Yalçın, “Belediye öğrencilerden tam olarak ne yapmalarını istiyor? Neyi tetiklemeye çalışıyor, 4 yılda okullarda 169 cinsel saldırı, Belediye ve KASDAV tarafından az mı bulunmuştur” diye sordu. Şube Başkanı Yalçın; Belediye Başkanı Selami Öztürk ve KASDAV yetkililerini ailelerden ve kamuoyundan özür dilemeye davet etti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kartalgazetesi.com/5792-ogrencilere-prezervatif-dagitilmasi-hakkinda-utandiran-hediyeye-tepki-2/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Soyuluyorsun Öğretmenim!</title>
		<link>http://www.kartalgazetesi.com/4927-soyuluyorsun-ogretmenim</link>
		<comments>http://www.kartalgazetesi.com/4927-soyuluyorsun-ogretmenim#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Jan 2010 08:17:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Yalçın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kartalgazetesi.com/?p=4927</guid>
		<description><![CDATA[“Cesaretin azı korkaklık fakat çoğu çılgınlıktır” denir. Hakikaten de öyle…
Önceden bir postacıyı birde her ay mutemedi beklerdi memurlar. İkisi de sevinçli haber getirirlerdi. Artık ikisi de işlevini yitirdi. Postacılar eskisi gibi sevinçli haberler değil, telefon faturaları ve haciz evrakları&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>“Cesaretin azı korkaklık fakat çoğu çılgınlıktır” denir. Hakikaten de öyle…</p>
<p>Önceden bir postacıyı birde her ay mutemedi beklerdi memurlar. İkisi de sevinçli haber getirirlerdi. Artık ikisi de işlevini yitirdi. Postacılar eskisi gibi sevinçli haberler değil, telefon faturaları ve haciz evrakları getiriyorlar.  Kim bilir, öğretmenler belki de bu yüzden “Bak postacı geliyor” şarkısını eskisi gibi iştiyakla öğretmiyorlar.</p>
<p>Her aybaşında yolunu gözlediğimiz mutemetlere gelince teknolojinin hayatımıza balıklama dalması ile onlarda eski işlevlerini yitirdi. Artık siyah kolluk takmış aybaşında para sayan, kuyruğa girip imza karşılığı paramızı aldığımız mutemetlerimiz yok. Artık bankalar evlere taşındı ve neredeyse bir tuş ile yapılamayacak iş kalmadı. Bankalara talimat vermek için kuyrukta bekleyen memurların siyah beyaz fotoğrafları anı olarak kaldı. Sadece emekli olanlar kuyrukta beklemeye ve maziyi yaşamaya(!) devam ediyorlar. Hayatta çok şey değişti. Her ay çarşaf bordro kâğıdını masanın üstüne yayan, kulağının arkasında kurşun kalem takılı, hesap makinesi ile saatlerce hesap yapan düşünceli ve endişeli mutemetler de demode oldu. Önce mutemetliği klavyelere taşıyan bilgisayar programları yapıldı. Ha! bazı programcı firmalar güzel ekmek yediler Allah var. Sadece programcılar mı? Hayır tabiî ki… Birkaç okulun mutemetliğini birden yapan teknoloji ile arası barışık bazı mutemetler ikinci bir maaş gibi ek gelir elde ettiler. Sonra e-devlet’e geçiş ile birlikte otomasyon programları paket programların pabucunu dama attı. Mal Müdürlükleri SAY 2000’e geçti ve aynı özlük haklarına sahip iki farklı okulda görev yapan fakat iki farklı maaş alan komiklikleri ortadan kaldırdı. Öğretmenler için maaşları bırak ek dersler bile artık uzun zamandır KBS’den yapılıyor. Yani anlayacağınız köprünün altından çok sular aktı ve her şey değişti. Mesela “mutemet” ismi bile değişti. Artık onun adı mutemet değil, “Gerçekleştirme Görevlisi” oldu. Biz ağız alışkanlığından olsa gerek mutemet demeye devam ediyoruz. Değişmeyen tek şey değişimin kendisi diyeceğim ama bazı mutemetlere haksızlık olacak diye korkuyorum! Çünkü can çıkar huy çıkmaz derler ya bazı mutemetler direniyorlar. Kesinti yapılmayacak diye ne kadar yazı gelirse gelsin onları etkilemiyor. Yazının başında dediğim gibi onların ki adeta çılgınlık…</p>
<p>657 Sayılı Devlet memurları Kanununun 146. Maddesinin 2. Fırkası: “Memurlara kanun, tüzük ve yönetmeliklerin ve amirlerin tayin ettiği görevler karşılığında bu Kanun’la sağlanan haklar dışında ücret ödenmez, hiçbir yarar sağlanamaz…” denilmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı bu konuda defaten genelge yayınladı ve alt birimleri uyardı. “Bundan böyle, gerek Bakanlığımıza gerekse valiliklere bu konuda intikal edecek her türlü şikâyetler titizlikle incelenerek emre uygun hareket etmeyenler (Mutemet, Gerçekleştirme Görevlisi ve Harcama Yetkilisi) hakkında yasal işlem yapılacağının ilgililere duyurulması hususunda…” diye devam eden Bakanlığın tehdit içerikli yazıları sendikalar tarafından kurum panolarına asıldı. Süreci bazı şikâyetler ve soruşturmalar takip etti. Anadolu da “alışmış kudurmuştan beterdir” derler. Hayretle ifade etmeliyim ki; direnenlerin varlığına ilişkin şikâyetler gelmeye devam ediyor.  Mutemet olarak çalışan memur bulunmayan kurumlarda bu görev İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinde olduğu gibi Müdür Yardımcılarından birisine verilmektedir. İ.K.Yönetmeliği “…okulun her türlü eğitim –öğretim, yönetim, öğrenci, personel, tahakkuk, ayniyat, yazışma, sosyal etkinlikler, yatılılık, bursluluk, güvenlik, beslenme, bakım, nöbet, koruma, temizlik, düzen, halkla ilişkiler gib işleriyle ilgili olarak okul müdürü tarafından verilen görevleri yapar. Müdür Yardımcıları bu görevlerin yapılmasından ve okulun amaçlarına uygun olarak işleyişinden müdüre karşı sorumludurlar” der. Yani ilgili Müdür Yardımcısı için idareci olarak aldığı maaşı bunları yapmanın karşılığında hak eder demek istemektedir. Neyse mevzuata derinlemesine girmeye gerek yok. Bu konu insanların zihninde zaten çözülmüş bir konudur.</p>
<p>Bazı personel bu görevi ekstra olarak yapıyormuş gibi izlenim vererek ve adeta ajite ederek ısrarla çeşitli yöntemlerle mutemediye ücreti almaya devam ediyor. Almayanları tenzih ediyorum.  Benim için üzerinde yazı yazılacak en son konu budur fakat gelen şikayetlerin doğruluğunu görünce yazmak zorunda kaldım. Benim üyelerimden olan ve kesinti yaptığı tarafıma ifade edilen de var. Onun için bu konunun sendika ile ilgisi falan yok. Bu bir alışkanlık… </p>
<p>Mutemetlik kesintisi ile ilgili geçmişte sendika olarak iki okul hakkında soruşturma açtırdım. Şu an bu okullarda kesinti yapılmıyor. “Mutemetler Genelge Takmıyor” diye yazı yazan Sendika Eski Yönetim Kurulu Üyemiz Aydın Kaya’nın başına gelenleri Pendik’te çalışanlar bilir. Aydın Kaya’nın sicil notları düşürülmüş ve açtığımız dava da İdare Mahkemesi yanlışa dur demişti.  Aydın Kaya’nın kararlı mücadelesi sadece kendi okulunda değil bir yığın yerde mutemetlik kesintisinde ısrar edenleri yoldan döndürmüştü. Bazı münferit yerlerde kesinti yapılmaya ne yazık ki devam ediliyor. Gelen şikâyetleri araştırdığımızda aynı yöntemlerin kullanıldığını görüyoruz. </p>
<p>Nasıl mı? İşte o yöntemler:</p>
<p>I.</p>
<p>Eğitim Öğretim yılı başında yapılan Öğretmenler Kurul Toplantısında mutemediye kesintisi kendi istedikleri çerçeveden kurulun gündemine sunulur; ajite edilerek ortak karar çıkartılır, herkesten kesinti yapılmayı sağlayacak dilekçeler alınır. Bu konuda en güçlü argüman bu iş için günde birkaç kez İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne gitmek gerekiyor. Bazen bir iki defa Mal Müdürlüğüne gitmek gerekiyor bunun yol masrafı, taksi parası nereden çıkacak sorusu ile başlayan ikna sürecidir. Bu yöntem de kesinti genelde elden alınır.  Örneğin İstanbul’da bir ilçede 100’den fazla personeli bulunan bir okulda yıllık kişi başına 60 TL toplanmıştır. 60X100=6000 TL iyi para…</p>
<p>II.</p>
<p>Okulda çay ve benzeri giderler için ortak bir havuz yapılır ve mutemediye parası da çaktırmadan bu havuza dahil edilir. Argüman güçlüdür. Ne yani bizim çay paramızı başkası mı verecek sorusu haklı bir sorudur ama giydirilmiş mutemediye arada kaynar gider. Çok tercih edilen bir yöntem değildir. Nadiren görülür.</p>
<p>III.</p>
<p>Mutemetlik parası elden toplanır. Çok görülen bir yöntem değildir. Onur kıran bir tarafı mevcuttur. Herkesten aylık para istemek insanı zor durumda bırakır. Bazen vermek istemeyenler olur. Benden mutemetlik parası kesemezsin ben hakkımı aramasını biliyorum diyenler çıkar. Bu yöntem etüt ve kurs yapılan okullarda etüt ve kurs parası elden teslim edilirken kesinti yapılarak yapılır ki en şık olanı da budur! Zaten verilen ücret karşılığı imza alınmışta olduğu için kesintinin olası bir durumda fark edilmemesinin, kayda girmemesinin en pratik yöntemidir. </p>
<p>IV.</p>
<p>Okuldaki Gerçekleştirme Görevlisi bazen sene başı kurulda alınan karar gereği aldığı dilekçeleri kendine olası bir durumda dayanak göstermeyi planlayarak direk maaştan keser. Burada uygulanan yöntem şudur. Mal Müdürlüğüne gönderilen maaş banka listesi ile bankaya giden maaş banka listesi farklı düzenlenir. Kişi başına eğer aylık 5 TL kesilecekse ve 100 personel varsa herkesin bankaya giden listesinde kişi başına 5 TL eksik yapılır ve arada oluşan 100X5=500 TL ilgili mutemedin banka listesindeki kendi maaşına eklenerek tahsil edilir. En yaygın yöntem budur ve aslında en riskli yöntem de budur. Bu direk zimmete para geçirmektir ki kesintiler ile ilgili şikâyet söz konusu olduğunda adamın burnundan fitil fitil getirilir. Faizi ile birlikte geri alınabilir.</p>
<p>Yazının başında “Cesaretin azı korkaklık fakat çoğu çılgınlıktır” dedik. Mutemetlik ücretinde ısrar etmek gerçekten çılgınlıktır. Genellikle uygulanan 4. Yöntem maaş bordrosunu düzenli olarak asmayanları kamufle edebiliyordu. Fakat artık her çalışan aylık maaş bordrosunu elektronik ortamda görebiliyor ve herkes bankaya yatan ile bordroda gözükeni çok rahat fark edebiliyor. Biliyoruz alışkanlıkları terk etmek zordur. Can çıkar huy çıkmaz derler. Mutemetliği ekstra görev sanıyorlar ve vicdani kılıfı bu noktadan hareketle uyduruyorlar. Mutemetlik ekstra bir görev değil, ilgili personele yönetmelik çerçevesinde verilen görevin gereğidir. Eskisi gibi elde hesaplama, tomarla para sayıp özel program satın alma devri kapandığından, ek ders dahil ücretler Mal Müdürlükleri tarafından interaktif ortamda yapıldığından dolayı bu konu tedavülden kalmıştır. Şimdi sıra münferiden olan yerlerde de fiilen kalkmasındadır.</p>
<p>Bu yazı kesinti yapmayanları tenzih, ısrarla çeşitli yöntemlerle alışkanlığını sürdürenleri tenkit içeriklidir. Unutulmasın ki cesaretin çoğu çılgınlıktır… </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kartalgazetesi.com/4927-soyuluyorsun-ogretmenim/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beden Eğitimi Öğretmenleri Pasif Direnişte!</title>
		<link>http://www.kartalgazetesi.com/4601-beden-egitimi-ogretmenleri-pasif-direniste</link>
		<comments>http://www.kartalgazetesi.com/4601-beden-egitimi-ogretmenleri-pasif-direniste#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 31 Dec 2009 11:21:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Yalçın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Etkinlikler]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[beden]]></category>
		<category><![CDATA[direniş]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimciler]]></category>
		<category><![CDATA[pasif]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kartalgazetesi.com/?p=4601</guid>
		<description><![CDATA[ Sorunlarının çözümü için destek arayan Beden Eğitimi Öğretmenleri Eğitim Bir Sen İstanbul 4 No’lu Şube ile görüştüler. Şube Başkanı Ali Yalçın, Beden Eğitimi Dersi ile ilgili yapılan yeni düzenlemenin kesinlikle gözden geçirilmeyi beklediğini söyledi.
Yalçın, &#8220;Her yıl okullar arası tatlı&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Sorunlarının çözümü için destek arayan Beden Eğitimi Öğretmenleri <span style="color: #ff0000;">Eğitim Bir Sen</span> İstanbul 4 No’lu Şube ile görüştüler. Şube Başkanı Ali Yalçın, Beden Eğitimi Dersi ile ilgili yapılan yeni düzenlemenin kesinlikle gözden geçirilmeyi beklediğini söyledi.</span></span></p>
<p>Yalçın, &#8220;Her yıl okullar arası tatlı rekabetin ana unsuru olan sosyal ve sportif faaliyetler bu yıl sönük geçeceğe benziyor. Beden Eğitiminde haftalık ders saatinin liselerde 9. sınıflar hariç 1 saate indirilmesi Beden Eğitimi Öğretmenleri ve eğitim sendikalarının tepkisine neden olmuştu.17 Ekim’de Ankara Güven Park’ta iki bine yakın katılımla miting yapan Beden Eğitimi Öğretmenleri sorunlarını dillendirmişlerdi. Sorunun çözülmemiş olması nedeniyle seslerini duyurmak için sendikalardan destek bekleyen Beden Eğitimi Öğretmenleri, okullarda gönüllü yapılacak olan çalışmalardan el etek çekip adeta pasif direnişe geçtiler.</p>
<p>Hatırlanacağı üzere; &#8220;Milli Eğitim Bakanlığı, 2009–2010 eğitim öğretim yılı ve sonrası için belirlemiş olduğu “Orta Öğretim Kurumları Haftalık Ders Çizelgesi”nde Beden Eğitimi, Resim ve Müzik derslerini tüm liselerde “Seçmeli Zorunlu Ders” yaparak ders saatlerini azaltmıştır. Yapılan düzenlemeye göre 9. sınıflarda 2 saat, 10., 11., ve 12. sınıflarda bir saatlik beden eğitimi, müzik ve resim derslerine yer verilmiştir. Yeni çizelgeye göre 9. sınıfta öğrenciler resim, müzik ve beden eğitimi derslerinden sadece birisini “zorunlu” olarak seçmesi gerekiyor. 9. sınıfta haftada 2 saat okuyacağı bu dersi aynı zamanda üst sınıflarda da haftada birer saat görüyor.</p>
<p>Öğrencilerin resim, müzik, beden derslerinden birisini seçmesi diğer branşları olumsuz etkilerken, bunun sonucu söz konusu branşlarda öğretmen atamasının ya çok az yapılması ya da hiç yapılmamasını doğuruyor. Yeni Beden Eğitimi Öğretmeni istihdamını etkileyen bu durum sadece öğretmen alımını değil aynı zamanda sportmen öğrenci yetiştirilmesini de olumsuz etkiliyor. Böyle giderse özel kulüpler haricinde okullardan sporcu yetişmesi zora girebilir.</p>
<p>Beden Eğitimi Öğretmenleri haftalık beden dersinin Rusya’da (8),Amerika’da(8),İngiltere’de(8),Kore’de(8),Ukrayna’da(8),İsveç’te(8),Almanya’da(7),Fransa’da(7),Japonya’da(7),Finlandiya’da(6),Norveç’te(6),Danimarka’da(6) saat iken<strong> </strong>Türkiye’de haftada(1) saat olmasını anlayamadıklarını ifade ediyorlar.</p>
<p>Beden Eğitimi Öğretmenleri eskisi kadar spor takımları çıkarmıyor, ders dışı egzersiz yapmıyor, müsabakalara eskisi kadar iddialı yaklaşmıyorlar. Sosyal ve sportif faaliyetlerin mesai mefhumu içerisinde değerlendirilen, özveriden uzak çalışmalar olması mümkün gözükmemektedir. Beden Eğitimi Öğretmenlerinin yeni düzenlemeye tepkilerini anlamak gerekiyor. Öğrencilerin okulda hafta içinde enerjilerini atabildikleri, becerilerini geliştirebildikleri Beden Eğitimi derslerinin, ders saatlerinin azaltılması anlaşılmazlığını koruyor.</p>
<p><strong>Sınav Endeksli Yaklaşımlar, Eğitimi Tehdit Ediyor.</strong></p>
<p>Sorunlarının çözümü için destek arayan Beden Eğitimi Öğretmenleri Eğitim Bir Sen İstanbul 4 No’lu Şube ile görüştüler. Şube Başkanı Ali Yalçın, Beden Eğitimi Dersi ile ilgili yapılan yeni düzenlemenin kesinlikle gözden geçirilmeyi beklediğini söyledi. Eğitim öğretim sınav endeksli olmaktan çıkarılmalıdır. Eğitim, öğrencilerin becerilerini geliştirecekleri sosyal, kültürel ve sportif yönü ile birlikte değerlendirilmelidir. Sınav endeksli yaklaşımlar eğitimi tehdit etmektedir diyen Şube Başkanı Yalçın, haftada bir saat beden eğitimi ile eğitimin sosyal kültürel ve sportif yönünü sağlayamazsınız. Lise çağındaki öğrencilerin enerjilerini olumlu yönde atacakları derslerden birisi beden eğitimidir. Bir saatlik dersin spor elbiselerini giyip çıkarmaktan başka bir işlevi olamaz dedi.</p>
<p><img title="beden-eğitimcilerrrrrrrrrrr" src="../wp-content/uploads/2009/12/beden-e%C4%9Fitimcilerrrrrrrrrrr.jpg" alt="" width="500" height="300" /></p>
<p><strong>Peki, Beden Eğitimi Öğretmenleri Ne İstiyorlar?</strong></p>
<p><strong>İşte Talepleri:</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>· Beden Eğitimi dersi seçmeli<span style="text-decoration: underline;"> </span>kavramı kaldırılmalı, zorunlu ibaresi getirilmelidir.</p>
<p>· Ders okul öncesinden 12.sınıfa kadar zorunlu ve en az 4 saat olmalıdır.</p>
<p>· Okul aile birliği bütçesinin %10’u okulun sportif faaliyet ve giderlerine ayrılmalıdır.</p>
<p>· Haftalık ders dışı egzersizlerin minimum 10 saate çıkarılıp, binde beşlik sınırın    kaldırılıp, birim ücreti normal ek ders saatinin iki katına çıkarılmalıdır.</p>
<p>· Okul spor kulüp dernekleri yerel yönetimler tarafından maddi açıdan desteklenmelidir.</p>
<p>· İllerin Gençlik ve Spor Müdürlerinin branşları mutlaka Beden Eğitimi olmalıdır.</p>
<p>· Bayram komiteleri mutlaka seçimle gelmelidir.</p>
<p>· İl lig heyetlerinin atama usulü gelebileceği hükmü iptal edilmelidir.</p>
<p>· Spor liselerinin sayıları artırılmalı, mezunlarına Üniversiteye girişte kendi branşları ile ilgili ek puan verilmelidir&#8221; dedi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kartalgazetesi.com/4601-beden-egitimi-ogretmenleri-pasif-direniste/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Belediyenin öğretmenlere dağıttığı kitap incelemeye alındı</title>
		<link>http://www.kartalgazetesi.com/4091-belediyenin-ogretmenlere-dagittigi-kitap-incelemeye-alindi</link>
		<comments>http://www.kartalgazetesi.com/4091-belediyenin-ogretmenlere-dagittigi-kitap-incelemeye-alindi#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Dec 2009 08:00:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Yalçın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dikkat Çekenler]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Flaş]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kartalgazetesi.com/?p=4091</guid>
		<description><![CDATA[24 Kasım’da Kartal Belediyesi, ilçede görev yapan bütün öğretmenlere Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği’ne ait “Mustafa Necati ve Cumhuriyet Eğitim Devrimi” adlı kitabı dağıttı. 
Kitapta İslam Dininin aşağılanıp, evrim propagandası yapılması ve kitabın siyasi içerik taşıması nedeniyle Vakit Gazetesi 29&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>24 Kasım’da Kartal Belediyesi, ilçede görev yapan bütün öğretmenlere Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği’ne ait “Mustafa Necati ve Cumhuriyet Eğitim Devrimi” adlı kitabı dağıttı. </strong></p>
<p><strong>Kitapta İslam Dininin aşağılanıp, evrim propagandası yapılması ve kitabın siyasi içerik taşıması nedeniyle Vakit Gazetesi 29 Kasım 2009 tarihli sayısında ana sayfadan “CHP’li Belediyeden Kara Kitap” diye haber yapmış ve Eğitim Bir Sen İstanbul 4 No’lu Şube evrim propagandasına “Hayvan oğlu değil Adem oğluyuz” diye tepki göstermişti. </strong></p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-4093" title="bel-kitap-ogretmen" src="http://www.kartalgazetesi.com/wp-content/uploads/2009/12/bel-kitap-ogretmen.jpg" alt="bel-kitap-ogretmen" width="450" height="506" /></p>
<p><strong>Öğretmenlere dağıtılan Kara Kitap İncelemeye Alındı.</strong></p>
<p><strong>Milli Eğitim Müdürlüğünün izni ve onayı alınmadan bütün okullara dağıtıldığı anlaşılan kitap hakkında Kartal Kaymakamlığının onayı ile Kartal İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Tarih ve Edebiyat Öğretmenlerinden komisyon kurdu kitap incelemeye alındı.</strong></p>
<p>Kartal Belediyesi tarafından 24 Kasım Öğretmenler Günü vasıtasıyla ilçedeki bütün öğretmenlere hediye edilen ve izinsiz dağıtıldığı anlaşılan siyasi içerikli kitap Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e, Başbakan Recep Tayip Erdoğan’a, hükümete ve dindarlara saldırıyor. Ayrıca kitapta Darwin propagandası yapılıyor.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">İşte Kitaptan bazı inciler …(!)</span></strong></p>
<p><strong>Din Düşmanlığı ve Evrim Propagandası içeren satırlar:</strong></p>
<p><strong> “</strong>Dinci eğitim politikaları sonucu, 2000’li yılların gençliği de öğretmenleri de 1960’ların ve 1970’lerin gençliğinden çok farklı bir duruma gelmiştir. Gençlerde ve toplumda çağdaş ve bilimsel anlayışlar yok olma yolundadır. <strong>Gençlerde ve toplumda çağdaş ve bilimsel anlayışlar yok olma yolundadır. Fen alanında tıp alanında okuyan üniversite gençliği bile cinlere, perilere, kadere ve Âdem’den geldiğimize inanmaktadır.”</strong> (sayfa:291)</p>
<p><strong>Cumhurbaşkanı ve Başbakan’dan rahatsızlık içeren siyasi satırlar:</strong></p>
<p>“Bu günün Cumhurbaşkanı İslam’ın yalnız ahireti değil, dünya düzenini de içerdiğinden söz ediyor. 82 yıl önce Mustafa Necati, laik eğitimden söz ediyor, buna karşılık bu günün Başbakanı “laiklik tabi elden gidecek… hem laik hem Müslüman olunmaz” diyor. İşte bugün Cumhurbaşkanı da Başbakan da bu fırsatı yakalamış oluyor. İşte o gün çizdikleri amaca hızla yol almaktalar.” (Sayfa:51)</p>
<p>“Türban günün marka deyimiyle laik eğitimin ezberini bozduğu gibi siyasal İslamcı eğitimin siyasal simgesi ve bayrağı oldu.” (sayfa:301)</p>
<p><strong>Ak Parti Hükümetini yerden yere vuran siyasi satırlar:</strong></p>
<p>“Bakan Hüseyin Çelik 10 yoksul öğrenciyi seçerek özel okullarda okutmaya kalkışmıştır. Bakanın bu yöndeki çabalarının yanında  imam hatiplere üniversite yolunu açma, bakanlığın seçeceği kişileri öğretim üyesi olarak yetiştirmek üzere yurtdışına gönderme gibi pek çok girişimi Danıştay ve Anayasa Mahkemesi tarafından engellenmiştir.” (Sayfa:286)</p>
<p><strong> Hz Muhammet ve Kutlu Doğum Haftası Rahatsızlığı</strong></p>
<p> “Hz. Muhammed’in vasiyeti olduğu belirtilen yazılar, yatılı okullarda sınıf duvarlarına asılmaktadır. 23 Nisan Egemenlik ve  Çocuk Bayramı günlerinde “Kutlu Doğum Haftası” uygulamasına ve okul gösterilerinde türbanlı öğrencilerin kullanılmasına başlanmıştır.” (Sayfa:286)</p>
<p><strong>Kitabın perde arkasında CHP mi var?</strong></p>
<p>Kitabın önsözünde “ Derneğimizin düzenlediği bu etkinliğe İzmir’de yerel yönetimlerde bulunan dostlarımız çok önemli katkılar sağladılar. <strong>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Azizi Kocaoğlu</strong>’na, <strong>Konak Belediye Başkanı Sayın Muzaffer Tunçağ</strong>’a ve <strong>Balçova Belediye Başkanı Mehmet Ali Çalkaya’</strong>ya verdikleri çok önemli katkılar nedeniyle YKKED olarak şükranlarımızı sunuyoruz” denilmektedir.</p>
<p><strong>Eğitim Bir Sen Belediye’ye protesto faksı çekti ve ekledi:</strong></p>
<p><strong>Belediyeler, 24 Kasım’ı siyasi </strong></p>
<p><strong>propaganda aracı görmemelidir.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Dağıtılan kitapta  <strong><em>“…Gençlerde ve toplumda çağdaş ve bilimsel anlayışlar yok olma yolundadır. Fen alanında tıp alanında okuyan üniversite gençliği bile cinlere, perilere, kadere ve Adem’den geldiğimize inanmaktadır.”</em></strong> Cümlesine tepki gösteren Eğitim-Bir-Sen İstanbul 4 No’lu Şube Başkanı Ali Yalçın, evet hayvan oğlu değil, Adem oğluyuz dedi.</p>
<p>Kartal Belediyesi tarafından 24 Kasım’da Öğretmenler Günü Hediyesi diye dağıtılan <strong>“ Mustafa Necati ve Cumhuriyet Eğitimi Devrimi” </strong>kitabıyla ilgili çok sayıda öğretmenin gazeteleri aradığı gibi sendikayı da aradığını ifade eden Şube Başkanı Ali Yalçın; öğretmenlerin tepkileri üzerine konuyla ilgili Kartal Belediyesine protesto faksı çektik dedi.</p>
<p>Öğretmenler Günü vasıtasıyla yerel yönetimlerin çamsakızı çoban armağanı hediyeler ile öğretmenlerin yaşam zorluklarını paylaştıklarını ve 24 Kasım dolaysıyla öğretmenleri önemsediklerini ifade etmeleri son derece duyarlı ve tutarlı bir davranıştır. Fakat Kartal Belediyesi özensiz seçimi dolaysıyla öğretmenleri üzmüştür. Her türlü fikrin yazılması çizilmesi, satılması ile Belediye gibi önemli bir kurumun bunu kendi kaynakları ile dağıtması farklı bir konudur. </p>
<p>Kitap bir derneğin yaptığı sempozyumun kitaplaştırılmasından oluşmuş bir kitaptır. Kitabın önsözünde <strong>“ Derneğimizin düzenlediği bu etkinliğe İzmir’de yerel yönetimlerde bulunan dostlarımız çok önemli katkılar sağladılar. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Azizi Kocaoğlu’na, Konak Belediye Başkanı Sayın Muzaffer Tunçağ’a ve Balçova Belediye Başkanı Mehmet Ali Çalkaya’ya verdikleri çok önemli katkılar nedeniyle YKKED olarak şükranlarımızı sunuyoruz”</strong> denilmektedir. Eğitim-Bir-Sen Şube Başkanı Ali Yalçın, sanki ismi geçen belediyelerin söz konusu derneğe yaptığı katkı kıskanılmış ve bizim CHP’li Kartal Belediyesi olarak diğerlerinden neyimiz eksik anlayışı ile katkı olsun diye alınan kitaplar dağıtılmıştır dedi. Kitabın çeşitli yerlerinde inanç değerleri aşağılanmakta ve Evrim Teorisi propagandası yapılmaktadır. Kitapta ETÖ Davasında adı sıkça geçen kişilerin siyasi çıkışları alıntılanmış ve bilimsel verilermiş gibi topluma sunulmuştur diyen Şube Başkanı Yalçın, kitap bilimsellikten uzak bir propaganda kitabı izlenimi vermektedir. Belediye kaynakları bu tip propagandalara kullanılacaksa 24 Kasım buna alet edilmemeli.  Okullarda dağıtılan kitaba tepki konusunda bir yığın telefon geldi. Eğitimciler tepkilerini sendikaya göstermekte ve konuya tepki verilmesi istenmektedir. Protesto yazımızı çektik, kitap derhal toplatılmalıdır dedi. </p>
<p>Eğitim-Bir-Sen Şube Başkanı Ali Yalçın Belediyeler 24 Kasım’ı okullarda siyasi propaganda için fırsat olarak görmemelidir dedi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kartalgazetesi.com/4091-belediyenin-ogretmenlere-dagittigi-kitap-incelemeye-alindi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Geleceği Eğitimde Gizli Yorgun Ülke&#8230; Afganistan</title>
		<link>http://www.kartalgazetesi.com/3937-gelecegi-egitimde-gizli-yorgun-ulke-afganistan</link>
		<comments>http://www.kartalgazetesi.com/3937-gelecegi-egitimde-gizli-yorgun-ulke-afganistan#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Dec 2009 17:24:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Yalçın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Flaş]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kartalgazetesi.com/?p=3937</guid>
		<description><![CDATA[Sorgulanmamış bir hayat süren insanların hayatı
kendi ellerinde ya da kendi kontrollerinde değildir;
onların denetimi dışarıdan gelmektedir.
Sokrates
 
Mücadeleyi ve cihadı İslam coğrafyasına öğretenler, ülkelerinde olup biteni öğrenmiş olmanın da ötesine geçmeyi bekliyor. Sokrates’in öğrencisi meşhur Eflatun dâhil filozofların,&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Sorgulanmamış bir hayat süren insanların hayatı</em></strong></p>
<p><strong><em>kendi ellerinde ya da kendi kontrollerinde değildir;</em></strong></p>
<p><strong><em>onların denetimi dışarıdan gelmektedir.</em></strong></p>
<p><em>Sokrates</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Mücadeleyi ve cihadı İslam coğrafyasına öğretenler, ülkelerinde olup biteni öğrenmiş olmanın da ötesine geçmeyi bekliyor. Sokrates’in öğrencisi meşhur Eflatun dâhil filozofların, bilginlerin giderek ilim, irfan, hikmet aradığı Afganistan, şimdi geleceğini arıyor. Yarım asra yakın savaşın ve kaosun yorduğu coğrafya küresel güçlerin kirli elini değil, ümmetin dost elini bekliyor.</p>
<p>. Rusları dize getirmek için etnik farklılıklarını bir kenara bırakarak bir ve beraber olanlar, güç birliği oluşturanlar şimdi aynı birlikteliği yakalayamamanın faturasını öderken, küresel emperyalistlerinde ekmeğine yağ sürmektedirler. Küresel aktörlerin ülkedeki dinsel ve etnik unsurları kendi emperyal çıkarlarına kullanmak için uyguladıkları politikalar millet şuurunun oluşmasını baltalamaktadır. Afgan, Peştun, Tacik, Türk, Hazar, Farisi, Aymak, Hint gibi birçok etnik yapının kendini bulduğu Afganistan’ın, zengin kültürel yapısı dış müdahaleler ile avantaj olmaktan uzaklaşmaktadır.</p>
<p>Afganistan, huzuru sağlamak için Türk Birliği gönderilmesi ile gündemimize girmedi. Afganistan aslına bakılırsa hiçbir zaman gündemimizden çıkmadı ki… Fakat yoğun olarak gündeme geldiği dönem 1979’da Sovyetler Birliği’nin Afganistan’ı işgali ile oldu. Ülkedeki Mücahit grupların direnişi ile başlayan cihad dönemi bütün İslam coğrafyasında yankı buldu. Türkiye dahil bir çok Müslüman ülkeden Afgan Cihadına katılmak için illegal yollardan geçiş yaparak cihada dahil olanlarla birlikte gidemeyenlerin başlattıkları kamuoyu oluşturma çalışmaları meyvesini verdi. Cihad döneminde imkânlarını seferber edenlerin Afganistan’ın imar ve inşasında sorululukları kalmadığını hiç kimse söylememeli.</p>
<p>Hindikuş’tur dağları,</p>
<p>Mücahittir adları,</p>
<p>Yıktılar tağutları,</p>
<p>O dağlarda, o dağlarda, öğretirler dünyaya.</p>
<p>Öğretirler çağlara, La ilaheillallah.</p>
<p>Çocukluğumuzun ezgilerindeki Hindikuş Dağlarını İHH adına insani yardım ekibi olarak 2009 Kurban Yardımı için Afganistan’a gittiğimde görme fırsatım oldu. Takhar Şehrine gitmek için Kabil’den yola çıkışımızla başlayan yolculuk, karlı Hindikuş dağlarını aşmamıza ve dağ eteklerinde sopaların üzerine bağlanmış bayraklarla ben buradayım diyen şehit mezarlarını görmemize vesile oldu.</p>
<p>1992’de mücahitlerin Kabil’i alması, Devle Başkanı Dr. Muhammet Necibullah’ın BM binasına sığınmasından sonra kurulan İslam Devleti ve sonrasında başlayan iç çatışma bu gün analize muhtaç bir konudur. Jeo-ekonomik, jeo-kültürel ve joe-stratejik önemi göz önünde bulundurularak, kontrol edilmesi gereken Orta Asya’nın zengin yer altı kaynakları ile birlikte değerlendirilmesi gereken kavşak ülke Afganistan’ın içinde bulunduğu durum hakikaten düşündürüyor. Savaş sonrası iç savaşlarla bir türlü belini doğrultamayan Afganistan’ın imar ve inşası için herkese görev düşüyor. Köyleri, beldeleri, ilçeleri bir kenara bırakın Başkent Kabil’in dahi imar, altyapı ve estetik ihtiyacı alınması gereken yolun başında olunduğunu teyit ediyor. İnsanların yaşam kalitesinin iyileştirilmesinden önce acil müdahale edilmesi gereken noktaların başında mülteci kampları geliyor. Mülteci kamplarındaki yaşam adeta yürek burkuyor. Su, elektrik, barınma ve yiyecek gibi en temel ihtiyaçlardan bile mahrum olan on binlerce insanın yaşadığı kamplarda yere kazılmış naylonlarla kaplanmış çukurlarda biriken yağmur suları temel ihtiyaçlara kullanılıyor. Gerisini anlatmaya gerek yok sanırım.</p>
<p>Bütün yatırımların güvenlik eksenli yapıldığı bu coğrafya parçasında yerli üretim adına emsal gösterecek temel gıda da dahil neredeyse hiçbir şeyin olmaması, bütün tüketim maddelerinde diğer ülkelere muhtaç olması tabiî ki iştah kabartacaktır. Olayların sıradan olmadığı, feodal yapının ve işbirlikçi menfaat odaklarının küresel aktörlerin el ovuşturmasına hizmet ettiği <strong>Afganistan’da geleceği kesinlikle eğitim sistemi belirleyecektir.</strong> Eğitim noktasında ülkede eğitim hizmeti yapan irili ufaklı bütün yapıların kontrol altında tutulması ve eğitime yatırım yapılarak her türlü imkânların eğitime seferber edilmesi son derece önemlidir. Feodal grupların kendi imkânları ile kendi kontrollerinde yaptıkları eğitim fasit daireyi kıramayan yeni müntesipler üretmekten ileriye geçmeyecektir. Eğitim, aşiret sisteminin, feodal yapının hayatını sürdürmesine katkı sunan araç olmaktan çıkıp; Sokrates’in <strong>“Sorgulanmamış bir hayat süren insanların hayatı kendi ellerinde ya da kendi kontrollerinde değildir; onların denetimi dışarıdan gelmektedir”</strong> sözündeki gerçeği kavratmalıdır. Afganistan’da yaşanan iç çatışmayı sorgulamadan yönlendirme levhalarını takip eden halkın tersine; olup biteni sorgulayacak beyinlere ihtiyaç vardır. Samimi ve içten duygularla imanın ve insan olmanın gereğini yerine getirmek için işgali geri püskürtüp ayakta kalanlarla, dağ eteklerinde ben buradayım diyen şehitler görevini fazlasıyla yerine getirmiştir.</p>
<p>35–45 yaş arası neslin yani bir kuşağın olmadığı Afganistan, bedel ödemiş bir Afganistan’dır. Bütün şehirler, beldeler, köyler ve dağ etekleri başlarında simgeler dalgalanan şehit mezarları buna şahittir. Yetimhanelerdeki çocukların mahzun bakışları ve kendiside yetim olan yetimhanelerin yürek burkan imkânsızlıkları buna şahittir. Mülteci kamplarında açlık ve sefalete karşı yaşam mücadelesi verenler buna şahittir. Yıkılmış, yerle bir edilmiş köyler buna şahittir. Kopmuş bacaklarla, koltuk değnekleri ile ayakta kalan gaziler buna şahittir. Çoğunluğu şehit düşmüş bir kuşak Afganistan’da mücadeleyi kazanmıştır. <strong>Şimdi Afganistan’da yeni bir mücadele vardır ve bu yeni mücadele savaş sonrası ganimete üşüşüp bütün kutsal değerleri ve kavramları menfaatlerine kurban eden küresel piyonlarla, yeni kuşak nesil arasında olacaktır.</strong></p>
<p>Birliğin sağlanamadığı, teknolojik alt yapının olmadığı, Taliban dâhil her etnik gücün kontrolünde tutmaya çalıştığı, aylık 50 ile 100 dolar arası maaş alan eğitimcilerle geleceği kurtaracak eğitimi sağlamak gerçekten zor görünüyor. Afganistan’a mutlaka yardım gerekiyor. Ama en önemli yardım eğitim konusunda yapılan yardımlar olacaktır. <strong>Afganistan’a askeri yardım değil insani yardım gerekiyor.</strong> ISAF kapsamında giden askeri birliklerden sonra NATO adına giden askerlerden sadece ama sadece Türk askerlerine karşı halkın sıcak davranması, sadece Türkleri iyi niyetli olarak görmeleri son derece önemlidir. Türk askerlerin ne pahasına olursa olsun halka silah doğrultmaması, TİKA, İHH ve benzeri yardım kuruluşları kanalıyla götürülen insani yardımlar ve yatırımlar kesinlikle karşılık bulmaktadır. <strong>Diğer ülkelerin halk içine girdiklerinde askeri araçlarına kendi güvenliklerini sağlamak maksadıyla Türk Bayrağı taktıkları halk arasında sıkça konuşuluyor</strong> ve kralın çıplak olduğunu herkes biliyor.</p>
<p>Küçükler Afganistan’ı bilemeyebilir. Afganistan’ı Taliban, El Kaide, ya da haşhaş ticaretinin merkezi gibi medyanın sunduğu ile tanıyabilir. Aslında huzuru sağlamak adına gidip insanlara huzur yüzü göstermeyenlerin huzur bulmalarının mümkün olmadığı ülkenin adıdır Afganistan. Her gülüşlerinde sivri dişleri görülenlerin, akıllarındaki tilkilerin kuyruklarının birbirine değmemesini fark etmişlerin Tilkilere gün yüzü göstermeyeceği toprakların adıdır Afganistan. Aç kalmış, susuz kalmış olabilir; bitkin durabilir fakat yinede her şeye rağmen yıkılmadım ayaktayım diyenlerin yeridir Afganistan. İnsani destek ile askeri köstek arasındaki farkı bilecek kadar bilinci körelmemiş insanların olduğu yerin adıdır Afganistan. 2001’de 11 Eylül sonrası oluşturulan manipülasyonlarla Afganistan’a girişini meşru hale getirmek isteyen Amerika, Afganistan’da batağın içine Türkiye’yi de çekmek istemektedir. Türkiye, Amerika’nın sürdüğü yerde değil, tarihte veya en azından şuan durduğu yerde olmalıdır diyenlerin bulunduğu yerdir Afganistan.</p>
<p>Pakistan sınırına yakın Taliban kontrolündeki Paktia’nın köylerine Kurban Yardımlarını ulaştırmak için yola çıktığımızda Kabil’de Türk Komutan gitmeseniz iyi olur demişti. En güvenliksiz, en tehlikeli bölgeye gidiyorsunuz; bir kez daha düşünün dediğinde yoldan dönmemiştik. Bayramda kucaklaştığımız insanların <strong>“Ahdar Mubareke” </strong>bayramınız mübarek olsun sözü ve yürekten kucaklayışları ölüm korkusunu unutturacak kadar tatlıydı.</p>
<p>İHH ekibi olarak bize mihmandarlık eden Aynuddin Yoldash’tan ismini öğrendiğim, <strong>“size yük olmuyoruz ya?”</strong> sözümüze karşı <strong>“Sizi kirpiklerimin üzerinde taşırım”</strong> diyen Abdürreşit Han bu sözü bizim şahsımızda Türk halkı için söylemiştir. Celalabad’ta bize hararetle Türkiye’den cihada gelen arkadaşının kolundan, kendisinin ise ayağından yaralandığını anlatan Mücahit, Pakistan’da yattığı hastanede Türkler tarafından verilen 3 ünite kanı dahi unutmamıştır. Bunları bu akşam bana ver misafirim olsunlar diye Mücahit Hacı İbrahim’e yalvaran Afgan Gazisi dâhil bütün Afganlar Türkiyeli Müslümanları kirpiklerinde taşıyacak kadar muhabbet beslemektedirler.</p>
<p>Ama bir şartla:</p>
<p><strong>Amerika’nın sürdüğü yerde değil, tarihte durduğumuz yerde olmak şartıyla…</strong></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>           </p>
<p>07.12.2009</p>
<p><strong>Ali YALÇIN</strong></p>
<p><strong>İHH 2009 / Afganistan</strong></p>
<p><strong> Kurban Yardımı Koordinatörü</strong></p>
<p>Eğitim-Bir-Sen Şube Başkanı</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kartalgazetesi.com/3937-gelecegi-egitimde-gizli-yorgun-ulke-afganistan/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
