Anasayfa | Kayıt Ol | Giriş | Anasayfam | Favori | İletişim | Künye      
Kartal Belediyesi Sevgi Mağazası Sevgi Mağazası
Kenan GÜLERCİ
Kenan GÜLERCİ
Sigara yasağına doktorlar uymazsa, ne yapılmalı?..
18.08.2010
İnsanların kapalı alanlarda sigara içilmemesi kuralına sadece yasak olduğu için…
Erdoğan Özyuva
Erdoğan Özyuva
Kartalspor haketmediği yerde…
12.03.2010
Kartalspor’un son 4-5 haftadır iyi futbol oynadığı halde hesapta olmayan…
M. Nazım Telli
M. Nazım Telli
Hangi üniversite
07.08.2010
YGS sonuçları açıklandı. Ne istediğini bilen, hedefe kilitli zeki, çalışkan…
Ahmet Berhan Yılmaz
Ahmet Berhan Yılmaz
İFTAR ÇANI ÇALDIYSA ORUCUMUZU AÇALIM
01.09.2010
Ramazan; yılda bir ay Müslümanların mecburi işleri ve hayatını idame…
M. Hanifi Bostan
M. Hanifi Bostan
Hükümet Üniversite Çalışanlarını Zekâta Muhtaç Hâle Getirdi
07.09.2010
Hükümet bu sene de birkaç yeni devlet üniversitesinin kurulması…
Ali Yalçın
Ali Yalçın
Referanduma HAYIR da Hayır var mı?
09.08.2010
Uzun zamandır hastasınız…  Tedaviye karar verdiniz ve doktora gittiniz. Checkup…
M. Önder Keskin
M. Önder Keskin
M.ÖNDER KESİNLE KÜLTÜR SANAT
06.09.2010
Ö N Derse İyi Der: AKILLI KEDİ Adam karısının…
ŞİKAYETİM VAR!..
ŞİKAYETİM VAR!..
Kartal sahili hakkında halktan şikayetler var!..
26.07.2010
İlgililere duyurulur. Gazetemize halktan gelen Kartal sahili ile ilgili şikayet…
Yönetime el koyan vatandaşlar, 12 Eylül Hatırası fotoğrafı çektirdi
Yönetime el koyan vatandaşlar, 12 Eylül Hatırası fotoğrafı çektirdi
 İSTANBUL(CİHAN)- Anayasa Değişik Paketi’nin oylanacağı Referandum’da ‘evet’ diyecek olan vatandaşlar,…

Referandum sonucu sizce nasıl çıkar?

Sonuçlar

Yükleniyor ... Yükleniyor ...
Kim bilir ne halt etti?
Kim bilir ne halt etti?

Bu günkü yazım, bir hikaye. Hikayenin ne kadarı doğru bilmiyorum. Verdiği dersi de siz okuyucularıma bırakıyorum. Hikaye göre: Bursa’ da bir Müslüman, Arap Şükrü Köyünde bir çeşme yaptırmış ve başına bir kitabe eklemiş: “Her kula helâl, Müslüman’a haram!”

Bursa başkent, tabii. Osmanlı karışmış, bu nasıl fitnedir diye. Gitmişler kadıya şikâyete, adam yakalanıp yaka-paça huzura getirilmiş. “Bu nasıl fitnedir, dinî İslâm, ahalisi Müslüman olan koca devlette sen kalk, hayrattır, sebildir diye çeşme yap, ama suyunu Müslüman’a yasakla! Bu olacak iş midir”diye çıkışmışlar adama.

Adam: – “Müsaade buyurun, sebebi vardır, lâkin ispat ister, delil şarttır…”

Dedikçe kadı kızmış: – “Ne delili, ne ispatı? Sen fitne çıkardın, Müslüman ahalinin huzurunu kaçırdın, katlin vaciptir!” demiş. Demiş ama bir yandan da merak edermiş: Nedir gerekçen?” diye sormuş.

Adam: – “Bir tek Sultan’a derim…” diye cevap verince, ortalık yine karışmış. Söz Sultan’a gitmiş, adam yaka paça saraya götürülmüş. Padişah da sinirlenmiş ama yine de

de bakalım ne diyeceksen. Bu nasıl iştir ki, hem çeşmeyi yaparsın, hem de her kula helâl, Müslüman’a haram yazarsın?”

Adam, başı önünde konuşmuş. “Delilim vardır, lâkin ispat ister.”

Ya dediğin gibi sağlam değilse delilin?” O zaman boynum, hükme kıldan incedir Sultanım.

Sultanım, herhangi bir havradan   bir hahamı izahsız yaka-paça tutuklayın, bir hafta tutun. Bakın neler olacak…”

Dediği yapılmış adamın. Bütün azınlıklar bir olmuş, başlarında Musevîler, “ne oluyor, bu ne zulüm? Bizim din adamımıza biz kefiliz, ne gerekirse söyleyin yapalım, o masumdur, gerekirse kefalet ödeyelim…” Çevre ülkelerden bile elçiler gelmiş, elçiler mektup üstüne mektup getirmiş. Bir hafta dolunca, adam “Sultanım, artık bırakmak zamanıdır” demiş. Haham bırakılmış, azınlıklar mutlu. Bu sefer Sultan’a teşekkürler, hediyeler…

Az zaman geçmiş ki, adam:  “Aynı işi kiliseden bir papaz için yaptırınız Sultanım” demiş. Aynı şekilde bir papaz derdest edilip yaka-paça alınmış Pazar ayininde aynı tepkiler artarak devam etmiş. Haftası dolunca da serbest bırakılmış. Mutluluk ve sevinç gösterileri daha bir fazlalaşmış, teşekkürler, şükranlar… Levantenler din adamlarına kavuşmanın mutluluğuyla daha bir sarılmışlar birbirlerine.

Sultan: – “Bitti mi ?” demiş adama.

Sultanım son bir iş kaldı. Sonra hüküm zamanıdır. İzninizle” demiş.

Şimdi nedir isteğin ?” Efendim, payitahtımız Bursa’nın en sevilen, en sözü dinlenilen, itimat edilen âlimini alınız minberinden. Adamın dediğini yapmışlar, Ulu Cami İmamını cuma hutbesinin ortasında almışlar, yaka-paça götürmüşler. Ve ne olmuş bilin bakalım?

Bir Allah’ın kulu çıkıp da, “Ne oluyor, siz ne yapıyorsunuz? Hiç olmazsa vaazı bitene kadar bekleseydiniz”, gibi tek bir kelâm etmemiş, imamın peşinden giden, arayan-soran bile olmamış.

Geçmiş bir hafta, “Nerede imam” diye gelen-giden yok! Aptal ve cahil bir imam tayin edilmiş yerine. Halk hâlinden memnun, başlamış bir dedikodu, o geçen hafta derdest edilen koca âlim için: “Biz de onu adam bilmiş, hoca bellemiştik. Kim bilir ne halt etti de tevkif edildi. Vah vaah! Acırım arkasında kıldığım namazlara. Sorma, sorma.”

Padişah, kadı ve adam izliyorlarmış olup-bitenleri. Sonunda Padişah çeşmeyi yaptırana sormuş: – ” Eee, ne olacak şimdi?

Adam: “Bırakma zamanıdır. Bir de özür dileyip helâllik almak lâzımdır hocadan. “Haklısın” demiş padişah.

Adam başı önünde konuşmuş. Ey büyük Sultanım, siz irade buyurunuz lütfen, böyle Müslümanlar’a su helâl edilir mi?”

Bursa’da geçen dünkü hikaye bu. Peki ya bugün?

Herkes kendi işinin, kendi aşının peşinde. Ne komşu, ne yetim, düşkün ve düşmüşü bilen, soran ve sorgulayan sadece üç beş kişi.

M. Nazım Telli


Yazarın tüm yazıları için »» M. Nazım Telli
14.07.2010 09:59
1.139 kez okundu
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan (8 oy, Puan: 5,00 / 5)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...




"Kim bilir ne halt etti?" yazısına 1 Yorum yapılmış.

  1. pelin demiş ki:

    O,eskidendi! diye bir söylem vardır ya,aktardığınız hikayeden de anlaşılacağı üzere ,fazla değişen bir şey olmamış.egoizm her çağda,her toplumda hep var oldu.çünkü insanın doğasında var.sevgiyi bilen,düşenin elinden tutan,o günlerle oranlandığında,daha az!çünkü,nüfus çoğaldı,boğaz arttı,istihdam azaldı.herkes kendi derdine düştü.buna karşın iletişim çoğaldı.gelecek nesillere yardımlaşma,dayanışma bilinci kazandıramamışsak,kınamaya hakkımız var mı?doğru söylersiniz ama çözüm önerilerinizi de bekleriz.

Yorum yap